AB Konseyi Haziran Zirvesi 18-19 Haziran 2009 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirildi. Zirve Sonuç Bildirgesi’nde ‘Kurumsal Meseleler’, ‘Ekonomik, Mali ve Sosyal Durum’, ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma’, ‘Yasadışı Göç’ ve ‘Dış İlişkiler’ olmak üzere beş ana başlık yer aldı. Aşağıda Zirve Sonuç Bildirgesi’nin geniş bir özeti sunulmaktadır:
Kurumsal Meseleler
İrlanda ve Lizbon Antlaşması
Zirve’de kaydedilen en önemli gelişmelerden biri İrlanda’ya, Lizbon Antlaşması’nı onaylaması karşılığında verilecek garantiler konusunda uzlaşmaya varılması oldu. Bu bağlamda, İrlanda’da yapılması beklenen ikinci referandum öncesinde İrlanda halkının kaygılarının giderilmesi amacıyla Zirve Sonuç Bildirgesi’ne şu metinler eklendi:
Söz konusu belgelerin içeriğine geçilmeden önce AB Konseyi’nin bu metinlere ilişkin yorum ve kararlarına değinmek gerekiyor. Konsey, ‘Karar’ın Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girdiği tarihte hukuki geçerlilik kazanacağını vurguladı. Aynı zamanda, ‘Karar’ın Lizbon Antlaşması ile tamamen uyumlu olduğu ve Antlaşma’nın yeniden onaylanmasını gerektirmediği de açıkça ifade ediliyor. Ayrıca, bir sonraki katılım antlaşmasına, üye devletlerin anayasal usulleri uyarınca belirlenen gerekliliklerin yerine getirilmesi sonucunda eklenecek bir ‘Protokol’, bu ‘Karar’ı da içerecek. Antlaşma’ya ekli diğer Protokollerden farklı bir yapısı olmayacağı vurgulanan söz konusu ‘Protokol’ün Antlaşma’nın içeriğini veya uygulanmasını etkilemeyeceği belirtiliyor.
Deklarasyon’un sonunda, Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle, yukarıda bahsedilen hükümlere halel gelmeyeceği ve bu Deklarasyon’un İrlanda’nın “onay aracı”na[2] ekleneceği ifade ediliyor.
İrlanda Başbakanı Brian Cowen, Zirve sonucunda ortaya çıkan durumdan memnun olduğunu ve İrlanda için önemli olan adımların atıldığını ifade etti. İkinci referandum için kesin olmamakla birlikte 2 Ekim 2009 olası bir tarih olarak konuşuluyor. Özellikle İngiltere’de Muhafazakâr Parti tarafından, İrlanda’ya yasal garantiler verilmesi halinde Antlaşma’nın referanduma götürülmesi gerektiği yönünde bir baskı vardı. Bu bağlamda, Brian Cowen ile Gordon Brown arasında iki özel görüşme yapılmıştı. Zirve Sonuç Bildirgesinde, ilgili hükümlerin Antlaşma ile uyumlu olduğunun ve Antlaşma’nın yeniden onaylanmasına gerek olmadığının belirtilmesi özellikle Brown hükümetini rahatlatan bir adım oldu. Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ise, Antlaşma’dan önce garantilerin onaylanması gerektiğini öne sürerek onay sürecini uzatma yönünde tavrını devam ettiriyor.
Komisyon Başkanı ve Avrupa Parlamentosu’nun durumu
Zirve’de AB liderleri 2009-2014 dönemi Komisyon Başkanı adayı olarak mevcut Komisyon Başkanı José Manuel Barroso’yu gösterdiler.
Ekonomik, Mali ve Sosyal Durum
Zirve’de ayrıca, AB’nin, dünyanın geri kalanı gibi, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır ekonomik krizi yaşamakta olduğuna vurgu yapılarak, geçtiğimiz Aralık ayında üzerinde anlaşma sağlanılan Avrupa Ekonomik Toparlanma Planı kapsamında kriz ile mücadele için gerekenin yapıldığı dile getirildi.
Yeni Bir Mali Piyasa Düzeni
Öte yandan, açık ve güvenilir bir çıkış stratejisine de ihtiyaç duyulduğu belirtilerek ekonomik toparlanmanın konsolidasyon ile eş zamanlı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Benzer şekilde mevcut krizle mücadele kapsamında alınacak önlemlerin gelecekteki krizleri önlemede de etkili olacağı vurgulandı. Bu kapsamda AB’nin mali piyasalara yeni bir düzen getirmeye yönelik olarak yaptığı veya yapacağı yeni düzenlemelere vurgu yapıldı. Mali piyasalara düzen getirmeye yönelik olarak Avrupa Sistemik Risk Kurulu’nun oluşturulması kararlaştırıldı. Kurulun, mali istikrara yönelik tehditleri izlemesi, risk uyarıları ve eylem tavsiyeleri yapması ve bunların uygulanmasını takip etmesi öngörülüyor.
Ayrıca, Tek Pazar içinde faaliyet gösteren tüm mali kurumların aynı kurallara tabi olması ve kriz durumlarında denetçiler arasında koordinasyonu sağlamak üzere üç Avrupa Denetçi Kurumu’ndan oluşacak bir Avrupa Mali Denetçiler Sistemi oluşturulması kararlaştırıldı. Denetim ve düzenleme konularında küresel çabaların öneminin de altı çizilerek Başkanlık ve Komisyon’un uluslararası ortaklarla temaslarında bu konuyu dile getirmeleri çağrısı yapıldı.
IMF dâhil uluslararası mali kurumların kaynaklarının artırılması konusunda Washington ve Londra G20 Zirveleri’nde verilen taahhütlerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiği dile getirildi. Bu kapsamda gelişmekte olan ülkelerin Milenyum Gelişme Hedefleri’ni yerine getirebilmesi için desteklenmesine devam edileceği belirtildi.
İstihdamı desteklemeye yönelik çabalar
Zirve bildirisinin Ekonomi ile ilgili kısmında yer alan bir başka konu da istihdamı desteklemeye yönelik çabalar ve sosyal koruma önlemleri oldu. Bu çerçevede üye devlet ve Avrupa düzeyindeki toparlanma girişimlerinde üç öncelik alanı tespit edildiği belirtildi. Bunlar (i) istihdamın korunması, yeni iş imkânlarının yaratılması ve hareketliliğin desteklenmesi; (ii) işgücünün kabiliyetlerinin artırılması ve emek piyasası ihtiyaçlarının karşılanması; (iii) işe erişimin artırılması olarak sıralandı. Mevcut durumda güvenceli esneklik (flexicurity) kavramının emek piyasasını modernleştirmek ve uyum sağlama kapasitesini artırmak için önemli bir araç olduğu belirtildi.
İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma
Zirve Sonuç Bildirgesi’nin en sönük kısmı iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma alt başlığı oldu. Bilindiği gibi Avrupa Birliği, Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak Kyoto sonrası iklim değişikliğiyle mücadele toplantısına ilişkin olarak sera gazı emisyonlarını 2020’ye kadar 1990 oranlarına kıyasla %20 azaltacağı taahhüdünde bulunmuştu. Yaygın beklenti AB Haziran Zirvesi’nde AB’nin bu kesintinin finansman araçlarını açıklamasıydı. Ancak, liderler bu kritik kararı ileri bir tarihe ertelemeyi tercih ettiler.
Öte yandan, liderler, yine bu başlık altında ele alınan enerji arzı güvenliğinin Birliğin temel önceliklerinden biri olmaya devam ettiğini teyit ettiler. Özellikle Rusya’dan Ukrayna’ya doğalgaz akışı konusundaki sorunlara atıfta bulunarak taraflar taahhütlerini yerine getirmeye davet edildi. Bu çerçevede Birliğin enerji konusunda ortaklarıyla tek bir ağızdan konuşmasının önemine bir kez daha vurgu yapıldı. 12 Haziran 2009 tarihli Enerji Konsey toplantısında üzerinde uzlaşmaya varılan gözden geçirilmiş petrol stoku yönergesini memnuniyetle karşılayan devlet ve hükümet başkanları, doğalgaz arzının güvenliğine ilişkin yönerge konusunda da en kısa sürede uzlaşmaya varılması arzusunda olduklarını belirttiler. Doğalgaz arzı güvenliğine ilişkin yönergenin Komisyon tarafından 14 Temmuz’da kabul edilmesi bekleniyor.
Zirve Sonuç Bildirgesi’nde Birliğin enerji arzı güvenliğini artıracak Baltık Enerji Pazarı Bağlantısı memnuniyetle karşılanırken; Komisyon’un, Baltık Denizi bölgesiyle ilgili tebliğ konusundaki çalışmalarını Ekim 2009’da yapılacak Konsey Toplantısı’nda kabul edilecek şekilde hızlandırması istendi.
Yasadışı Göç
Bu başlık altında, G. Kıbrıs, Yunanistan, İtalya ve Malta’da son dönemde yaşanan olaylar neticesinde, AB’nin güney sınırlarında yasadışı göçle daha etkili mücadele edilmesi yönündeki çabaların acilen yoğunlaştırılarak, daha fazla trajedi yaşanmasının önlenmesi gerektiği vurgulandı. Göç ve Sığınmaya İlişkin Avrupa Paktı ile Göçe Küresel Yaklaşım’a uygun olarak; kararlılık, dayanışma ve ortaklaşa sorumluluk ilkelerine dayanan bir Avrupa tepkisinin gerekli olduğu belirtildi. Ayrıca, menşe ülkeler ve geçiş ülkeleri ile işbirliği başta olmak üzere söz konusu iki belgeye ilişkin uygulamanın hızlandırılması gerektiği ifade edildi.
Bununla birlikte, Zirve Sonuç Bildirgesi metninde, AB Üye Devletlerinde uluslararası korumadan yararlanma hakkı bulunan kişiler ile dezavantajlı grupların Birlik içerisinde gönüllülük ilkesine göre paylaştırılması yönünde çağrıda bulunularak, Avrupa Komisyonu’nun Malta’ya yönelik başlattığı pilot proje memnuniyetle karşılandı.
Ayrıca, Avrupa Sığınma Destek Ofisi’nin ivedilikle kurulması yönünde bir uzlaşmaya varılması, FRONTEX (Avrupa Sınır Koruma Ajansı) tarafından koordine edilen sınır koruma operasyonlarının güçlendirilmesi ve bu kapsamda insan ticaretiyle uğraşan organize suç örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi hususlarının altı çizildi.
Bunun yanı sıra, menşe ülkeler ve geçiş ülkeleriyle işbirliğinin güçlendirilmesi çerçevesinde, Konsey tarafından yetkilendirilen Avrupa Komisyonu’nun üçüncü ülkelerle somut işbirliği olanaklarını geliştirmesi gereği vurgulanırken, AB dış politikasının bir parçası olan geri kabul anlaşmalarının etkililiğinin artırılması gerektiğinin altı çizildi. Bu kapsamda, Türkiye’yi yakından ilgilendiren ve taslak metinde yer almamasına karşın, sonradan metne eklenen paragrafta, Libya ve Türkiye gibi anahtar menşe ülkeler ve geçiş ülkeleri ile hâlihazırda yürütülen geri kabul anlaşmalarının sonuçlandırılmasının öncelikli olduğu, söz konusu anlaşmalar imzalanana kadar ise mevcut ikili anlaşmaların düzgün bir şekilde uygulanması gerektiği yer aldı. Son olarak, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik alanındaki yeni çok-yıllı çerçeve program hazırlanırken, bu hususun dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Dış İlişkiler
Bu bölümde yer alan maddelerden bazılarını Doğu Ortaklığı girişiminin başlamasına yönelik ifade edilen memnuniyet; Pakistan, Afganistan, Burma/Myanmar ve İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalar ve Ortadoğu barış sürecinin desteklenmesi yönünde belirtilen kararlılık oluşturdu.
Çeşitli konulardaki açıklamalar ve ekleri de içeren AB Zirve Sonuç Bildirgesi’nin aslına şu adresten ulaşılabilir:
http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/en/ec/108622.pdf
[1] İrlanda’da iki meclisli sistem uygulanıyor. Dail Eireann “Temsilciler Meclisi”, Seanad Eireann ise “Senato” olarak çalışıyor.
[2] Sonuç bildirgesinde “instrument of ratification” olarak geçiyor.