İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-21 HAZİRAN 2009

AB KONSEY ZİRVESİ BRÜKSEL’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

AB Konseyi Haziran Zirvesi 18-19 Haziran 2009 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirildi. Zirve Sonuç Bildirgesi’nde ‘Kurumsal Meseleler’, ‘Ekonomik, Mali ve Sosyal Durum’, ‘İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma’, ‘Yasadışı Göç’ ve ‘Dış İlişkiler’ olmak üzere beş ana başlık yer aldı. Aşağıda Zirve Sonuç Bildirgesi’nin geniş bir özeti sunulmaktadır:

Kurumsal Meseleler

İrlanda ve Lizbon Antlaşması

Zirve’de kaydedilen en önemli gelişmelerden biri İrlanda’ya, Lizbon Antlaşması’nı onaylaması karşılığında verilecek garantiler konusunda uzlaşmaya varılması oldu. Bu bağlamda, İrlanda’da yapılması beklenen ikinci referandum öncesinde İrlanda halkının kaygılarının giderilmesi amacıyla Zirve Sonuç Bildirgesi’ne şu metinler eklendi:

  1. İrlanda halkının kaygılarının giderilmesi amacıyla 27 AB üye devleti tarafından alınan ‘Karar’;
  2. İşçi hakları, sosyal politika ve diğer konulara ilişkin ‘Tek Deklarasyon’;
  3. İrlanda tarafından yapılan tek taraflı ‘Deklarasyon’.

Söz konusu belgelerin içeriğine geçilmeden önce AB Konseyi’nin bu metinlere ilişkin yorum ve kararlarına değinmek gerekiyor. Konsey, ‘Karar’ın Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girdiği tarihte hukuki geçerlilik kazanacağını vurguladı. Aynı zamanda, ‘Karar’ın Lizbon Antlaşması ile tamamen uyumlu olduğu ve Antlaşma’nın yeniden onaylanmasını gerektirmediği de açıkça ifade ediliyor.  Ayrıca, bir sonraki katılım antlaşmasına, üye devletlerin anayasal usulleri uyarınca belirlenen gerekliliklerin yerine getirilmesi sonucunda eklenecek bir ‘Protokol’, bu ‘Karar’ı da içerecek. Antlaşma’ya ekli diğer Protokollerden farklı bir yapısı olmayacağı vurgulanan söz konusu ‘Protokol’ün Antlaşma’nın içeriğini veya uygulanmasını etkilemeyeceği belirtiliyor.

  1. İrlanda halkının Lizbon Antlaşması hakkında kaygılarına ilişkin Karar (Zirve sonucu, Ek 1): Son hükümler dâhil dört bölümden oluşan Kararın ilk bölümünde; Antlaşma’da Temel Haklar Şartı’nın hukuki statüsüne atıfta bulunulan düzenlemelerin veya Özgürlük, Güvenlik, Adalet alanına ilişkin hükümlerin, İrlanda Anayasası ile kapsamı ve uygulanabilirliği belirlenen “yaşama hakkının korunması”, “ailenin korunması”, “eğitime ilişkin hakların korunması”na halel getirmediği ifade ediliyor. İkinci bölümde ise, Antlaşma’nın AB’nin “vergilendirme”ye ilişkin yetkilerini veya eylemlerini genişletmediği belirtiliyor. Güvenlik ve savunmaya ilişkin üçüncü bölümde, dayanışma içerisinde ve geleneksel askeri tarafsızlık politikasına halel gelmeksizin İrlanda dâhil tüm üye devletlerin, bir diğer üye devlete terörist saldırı düzenlenmesi veya bir diğer üye devletin askeri saldırıya uğraması halinde, yardımın doğası konusunda karar verme yetkisine sahip olacağı vurgulanıyor. Bu bölümde ayrıca, Antlaşma’nın ‘Avrupa ordusu’ kurmadığının da altı çiziliyor.
  2. İşçi hakları, sosyal politika ve diğer haklara ilişkin Tek Deklarasyon (Ek 2): Bu Deklarasyonda, Birliğin, işçi haklarının gelişmesine, kamu hizmetlerine, üye devletlerin eğitim ve sağlık hizmetlerini sağlama mesuliyetine, genel ekonomik yarar hizmetlerinin sağlanması ve düzenlenmesi konusunda ulusal, bölgesel ve yerel makamların rolüne verdiği önem teyit ediliyor. Böylece aynı zamanda, AB Antlaşmalarının genel çerçevesine ve hükümlerine saygı duyulması gerektiğinin altı çiziliyor. Öte yandan, Lizbon Antlaşması ile tadil edilen kurucu Antlaşmaların bir İç Pazar kurduğu, Birlik değerlerine atıf yaptığı ve AB Temel Haklar Şartı’nda belirlenen ilkelere saygı duyduğu hatırlatılıyor.
  3. İrlanda’nın ulusal deklarasyonu (Ek 3): İrlanda’nın Birleşmiş Milletler Şartı’na bağlılığının vurgulanmasıyla başlayan Deklarasyonda öne çıkan noktalar şu şekilde sıralanabilir:
  • İrlanda, geleneksel askeri tarafsızlığı uyarınca hiçbir ortak savunma taahhüdü ile bağlı değildir. Avrupa Birliği Antlaşması’nda belirlenen kurallar uyarınca böyle bir taahhüde girilmesi için İrlanda Anayasası çerçevesinde referanduma gidilmesi gerekir. Lizbon Antlaşması’nın onaylanması halinde bu gereklilik ortadan kalkmayacaktır.
  • Avrupa Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamındakiler dâhil olmak üzere, İrlanda Savunma Kuvvetleri sınır ötesi harekâtlara katılmaktadır, böyle kararlar şu ana kadar uygulanan usuller çerçevesinde alınmaya devam edilecektir.
  • Hiçbir hüküm, İrlanda’yı kalıcı yapısal işbirliğine katılmaya mecbur etmez. İrlanda’nın katılımına ilişkin kararlar, İrlanda Anayasası uyarınca Dail Eireann’ın[1] onayını gerektirir.
  • İrlanda ayrıca, hiçbir şeyin kendisinin Avrupa Savunma Ajansı’na veya bu çerçevede yürütülen proje ve programlara katılmaya mecbur etmediğini kaydeder. İrlanda, söz konusu oluşumlara, BM’nin barış sağlama, çatışma önleme ve uluslararası güvenliği güçlendirme misyonlarına katkı sağlamaları halinde, BM Şartı ilkeleri uyarınca katılacağını beyan eder.

Deklarasyon’un sonunda, Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle, yukarıda bahsedilen hükümlere halel gelmeyeceği ve bu Deklarasyon’un İrlanda’nın “onay aracı”na[2] ekleneceği ifade ediliyor.

İrlanda Başbakanı Brian Cowen, Zirve sonucunda ortaya çıkan durumdan memnun olduğunu ve İrlanda için önemli olan adımların atıldığını ifade etti. İkinci referandum için kesin olmamakla birlikte 2 Ekim 2009 olası bir tarih olarak konuşuluyor. Özellikle İngiltere’de Muhafazakâr Parti tarafından, İrlanda’ya yasal garantiler verilmesi halinde Antlaşma’nın referanduma götürülmesi gerektiği yönünde bir baskı vardı. Bu bağlamda, Brian Cowen ile Gordon Brown arasında iki özel görüşme yapılmıştı. Zirve Sonuç Bildirgesinde, ilgili hükümlerin Antlaşma ile uyumlu olduğunun ve Antlaşma’nın yeniden onaylanmasına gerek olmadığının belirtilmesi özellikle Brown hükümetini rahatlatan bir adım oldu. Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ise, Antlaşma’dan önce garantilerin onaylanması gerektiğini öne sürerek onay sürecini uzatma yönünde tavrını devam ettiriyor.

Komisyon Başkanı ve Avrupa Parlamentosu’nun durumu

Zirve’de AB liderleri 2009-2014 dönemi Komisyon Başkanı adayı olarak mevcut Komisyon Başkanı José Manuel Barroso’yu gösterdiler.

Ekonomik, Mali ve Sosyal Durum

Zirve’de ayrıca, AB’nin, dünyanın geri kalanı gibi, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır ekonomik krizi yaşamakta olduğuna vurgu yapılarak, geçtiğimiz Aralık ayında üzerinde anlaşma sağlanılan Avrupa Ekonomik Toparlanma Planı kapsamında kriz ile mücadele için gerekenin yapıldığı dile getirildi.

Yeni Bir Mali Piyasa Düzeni

Öte yandan, açık ve güvenilir bir çıkış stratejisine de ihtiyaç duyulduğu belirtilerek ekonomik toparlanmanın konsolidasyon ile eş zamanlı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Benzer şekilde mevcut krizle mücadele kapsamında alınacak önlemlerin gelecekteki krizleri önlemede de etkili olacağı vurgulandı. Bu kapsamda AB’nin mali piyasalara yeni bir düzen getirmeye yönelik olarak yaptığı veya yapacağı yeni düzenlemelere vurgu yapıldı. Mali piyasalara düzen getirmeye yönelik olarak Avrupa Sistemik Risk Kurulu’nun oluşturulması kararlaştırıldı. Kurulun, mali istikrara yönelik tehditleri izlemesi, risk uyarıları ve eylem tavsiyeleri yapması ve bunların uygulanmasını takip etmesi öngörülüyor.

Ayrıca, Tek Pazar içinde faaliyet gösteren tüm mali kurumların aynı kurallara tabi olması ve kriz durumlarında denetçiler arasında koordinasyonu sağlamak üzere üç Avrupa Denetçi Kurumu’ndan oluşacak bir Avrupa Mali Denetçiler Sistemi oluşturulması kararlaştırıldı. Denetim ve düzenleme konularında küresel çabaların öneminin de altı çizilerek Başkanlık ve Komisyon’un uluslararası ortaklarla temaslarında bu konuyu dile getirmeleri çağrısı yapıldı.

IMF dâhil uluslararası mali kurumların kaynaklarının artırılması konusunda Washington ve Londra G20 Zirveleri’nde verilen taahhütlerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiği dile getirildi. Bu kapsamda gelişmekte olan ülkelerin Milenyum Gelişme Hedefleri’ni yerine getirebilmesi için desteklenmesine devam edileceği belirtildi.

İstihdamı desteklemeye yönelik çabalar

Zirve bildirisinin Ekonomi ile ilgili kısmında yer alan bir başka konu da istihdamı desteklemeye yönelik çabalar ve sosyal koruma önlemleri oldu. Bu çerçevede üye devlet ve Avrupa düzeyindeki toparlanma girişimlerinde üç öncelik alanı tespit edildiği belirtildi. Bunlar (i) istihdamın korunması, yeni iş imkânlarının yaratılması ve hareketliliğin desteklenmesi; (ii) işgücünün kabiliyetlerinin artırılması ve emek piyasası ihtiyaçlarının karşılanması; (iii) işe erişimin artırılması olarak sıralandı. Mevcut durumda güvenceli esneklik (flexicurity) kavramının emek piyasasını modernleştirmek ve uyum sağlama kapasitesini artırmak için önemli bir araç olduğu belirtildi.

İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma

Zirve Sonuç Bildirgesi’nin en sönük kısmı iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma alt başlığı oldu. Bilindiği gibi Avrupa Birliği, Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak Kyoto sonrası iklim değişikliğiyle mücadele toplantısına ilişkin olarak sera gazı emisyonlarını 2020’ye kadar 1990 oranlarına kıyasla %20 azaltacağı taahhüdünde bulunmuştu. Yaygın beklenti AB Haziran Zirvesi’nde AB’nin bu kesintinin finansman araçlarını açıklamasıydı. Ancak, liderler bu kritik kararı ileri bir tarihe ertelemeyi tercih ettiler.

Öte yandan, liderler, yine bu başlık altında ele alınan enerji arzı güvenliğinin Birliğin temel önceliklerinden biri olmaya devam ettiğini teyit ettiler. Özellikle Rusya’dan Ukrayna’ya doğalgaz akışı konusundaki sorunlara atıfta bulunarak taraflar taahhütlerini yerine getirmeye davet edildi. Bu çerçevede Birliğin enerji konusunda ortaklarıyla tek bir ağızdan konuşmasının önemine bir kez daha vurgu yapıldı. 12 Haziran 2009 tarihli Enerji Konsey toplantısında üzerinde uzlaşmaya varılan gözden geçirilmiş petrol stoku yönergesini memnuniyetle karşılayan devlet ve hükümet başkanları, doğalgaz arzının güvenliğine ilişkin yönerge konusunda da en kısa sürede uzlaşmaya varılması arzusunda olduklarını belirttiler. Doğalgaz arzı güvenliğine ilişkin yönergenin Komisyon tarafından 14 Temmuz’da kabul edilmesi bekleniyor.

Zirve Sonuç Bildirgesi’nde Birliğin enerji arzı güvenliğini artıracak Baltık Enerji Pazarı Bağlantısı memnuniyetle karşılanırken; Komisyon’un, Baltık Denizi bölgesiyle ilgili tebliğ konusundaki çalışmalarını Ekim 2009’da yapılacak Konsey Toplantısı’nda kabul edilecek şekilde hızlandırması istendi.

Yasadışı Göç

Bu başlık altında, G. Kıbrıs, Yunanistan, İtalya ve Malta’da son dönemde yaşanan olaylar neticesinde, AB’nin güney sınırlarında yasadışı göçle daha etkili mücadele edilmesi yönündeki çabaların acilen yoğunlaştırılarak, daha fazla trajedi yaşanmasının önlenmesi gerektiği vurgulandı.  Göç ve Sığınmaya İlişkin Avrupa Paktı ile Göçe Küresel Yaklaşım’a uygun olarak; kararlılık, dayanışma ve ortaklaşa sorumluluk ilkelerine dayanan bir Avrupa tepkisinin gerekli olduğu belirtildi. Ayrıca, menşe ülkeler ve geçiş ülkeleri ile işbirliği başta olmak üzere söz konusu iki belgeye ilişkin uygulamanın hızlandırılması gerektiği ifade edildi.

Bununla birlikte, Zirve Sonuç Bildirgesi metninde, AB Üye Devletlerinde uluslararası korumadan yararlanma hakkı bulunan kişiler ile dezavantajlı grupların Birlik içerisinde gönüllülük ilkesine göre paylaştırılması yönünde çağrıda bulunularak, Avrupa Komisyonu’nun Malta’ya yönelik başlattığı pilot proje memnuniyetle karşılandı.

Ayrıca, Avrupa Sığınma Destek Ofisi’nin ivedilikle kurulması yönünde bir uzlaşmaya varılması, FRONTEX (Avrupa Sınır Koruma Ajansı) tarafından koordine edilen sınır koruma operasyonlarının güçlendirilmesi ve bu kapsamda insan ticaretiyle uğraşan organize suç örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi hususlarının altı çizildi.

Bunun yanı sıra,   menşe ülkeler ve geçiş ülkeleriyle işbirliğinin güçlendirilmesi çerçevesinde, Konsey tarafından yetkilendirilen Avrupa Komisyonu’nun üçüncü ülkelerle somut işbirliği olanaklarını geliştirmesi gereği vurgulanırken, AB dış politikasının bir parçası olan geri kabul anlaşmalarının etkililiğinin artırılması gerektiğinin altı çizildi. Bu kapsamda, Türkiye’yi yakından ilgilendiren ve taslak metinde yer almamasına karşın, sonradan metne eklenen paragrafta, Libya ve Türkiye gibi anahtar menşe ülkeler ve geçiş ülkeleri ile hâlihazırda yürütülen geri kabul anlaşmalarının sonuçlandırılmasının öncelikli olduğu, söz konusu anlaşmalar imzalanana kadar ise mevcut ikili anlaşmaların düzgün bir şekilde uygulanması gerektiği yer aldı. Son olarak, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik alanındaki yeni çok-yıllı çerçeve program hazırlanırken, bu hususun dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Dış İlişkiler

Bu bölümde yer alan maddelerden bazılarını Doğu Ortaklığı girişiminin başlamasına yönelik ifade edilen memnuniyet; Pakistan, Afganistan, Burma/Myanmar ve İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalar ve Ortadoğu barış sürecinin desteklenmesi yönünde belirtilen kararlılık oluşturdu.

Çeşitli konulardaki açıklamalar ve ekleri de içeren AB Zirve Sonuç Bildirgesi’nin aslına şu adresten ulaşılabilir:

http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/en/ec/108622.pdf


[1] İrlanda’da iki meclisli sistem uygulanıyor. Dail Eireann “Temsilciler Meclisi”, Seanad Eireann ise “Senato” olarak çalışıyor.

[2] Sonuç bildirgesinde “instrument of ratification” olarak geçiyor.