İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
22-28 HAZİRAN 2009

İKV’NİN DAVETLİSİ OLARAK İSTANBUL’A GELEN İNGİLİZ GAZETECİ WILLIAM CHISLETT “FROM ISTANBUL TO MADRID: TOWARDS SPANISH PRESIDENCY” BAŞLIKLI PROJE KAPSAMINDA DÜZENLENEN TOPLANTIDA TÜRKİYE’NİN AB SÜRECİNİ DEĞERLENDİRDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı’nın davetlisi olarak 21–24 Haziran’da İstanbul’a gelen eski The Times ve Financial Times yazarı İngiliz gazeteci William Chislett, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylık sürecini değerlendirdi. 1975–1978 yılları arasında

İspanya’nın demokratikleşme sürecini çalıştığı gazeteler için izleyen, 1986’dan itibaren de Madrid’de yaşamaya başlayan Chislett, iki ülke arasındaki benzerlik ve farklılıkları gözler önüne seren verilere dayanan bir konuşma yaptı.

Günümüzde İspanya’nın önde gelen enstitülerinden Real Instituto Elcano adına Türkiye ile ilgili araştırmalar yapan Chislett’in yanı sıra toplantıda İspanya’nın Türkiye Büyükelçisi
Joan Clos da bir konuşma yaptı ve kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

Ocak 2010 tarihinden itibaren AB Dönem Başkanlığı’nı İspanya’nın devralacağını hatırlatan William Chislett, bunun Türkiye’nin AB ile olan iletişimini arttırmak için kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu söyledi. Türkiye ve İspanya arasında siyasi, ekonomik ve sosyal alanda birçok benzerliğin bulunduğuna dikkat çeken Chislett, Türkiye’nin AB üyelik süreci için herhangi bir model aranıyorsa, bu modelin İspanya’dan başka bir ülke olamayacağını vurguladı. Türkiye için, İspanya’nın AB adaylık sürecinden çıkarması gereken en önemli dersin, İspanya’da katılım sürecinde farklı siyasi gruplar arasında var olan birliktelik olduğunu hatırlatan Chislett, adaylık sürecinde İspanya’da AB üyeliğinin toplumun her düzeyinde “ulusal bir hedef” olarak algılandığını ifade etti. İspanya’da AB üyelik müzakereleri sürecinin “aşağıdan yukarıya” bir süreç olduğunu da belirten Chislett, Türkiye’de ise bu sürecin “yukarıdan aşağı” bir şekilde ilerlediğini vurguladı.

Büyükelçi Joan Clos ise Türkiye’nin adaylık sürecinde en büyük rolü kendisinin oynaması gerektiğini vurgularken, önümüzdeki iki Dönem Başkanlığı’nın - İsveç ve İspanya - önemli bir fırsat olduğunun ancak Türkiye üzerine düşenleri yapmadığı sürece ona hiçbir ülkenin yardımcı olamayacağının altını çizdi. Avrupa’nın Almanya ve Fransa gibi ülkelerin söylemleriyle algılanmaması gerektiğini sözlerine ekleyen Clos, her ülkenin sürecinin kendine özgü sorunlarla dolu olduğunu, gerekli siyasi iradeyle hareket edildiğinde sonuca ulaşılacağını, kendi iradesi dışında müzakerelere başlayıp da üyelikle sonuçlandırmayan ülke olmadığına değindi.

Başbakan Erdoğan’ın önceki gün AB ülkeleri Büyükelçileri ile düzenlediği toplantıdaki tutumunu nasıl bulduğunun sorulması üzerine Clos, süreçten umutlu olduğunu, önümüzdeki aylarda gerekli yasaların çıkarılması ve düzenlemelerin yapılması yönünde beklenti içerisinde olduklarını vurguladı.