İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

FEDERAL ALMANYA ANAYASA MAHKEMESİ LİZBON ANTLAŞMASI’NIN ONAYLANMASINA SARI IŞIK YAKTI

Lizbon Antlaşması’nın Alman Anayasası (Grundgesetz) ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi istemiyle Bundestag (Meclis) üyeleri tarafından Federal Almanya Anayasa Mahkemesi’nde açılan davaya ilişkin karar 30 Haziran 2009 tarihinde açıklandı.
FEDERAL ALMANYA ANAYASA MAHKEMESİ LİZBON ANTLAŞMASI’NIN ONAYLANMASINA SARI IŞIK YAKTI

Lizbon Antlaşması’nın Alman Anayasası (Grundgesetz) ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi istemiyle Bundestag (Meclis) üyeleri tarafından Federal Almanya Anayasa Mahkemesi’nde açılan davaya ilişkin karar 30 Haziran 2009 tarihinde açıklandı. Hatırlanacağı üzere Mahkeme, sözlü sunulan iddiaları ve savunmaları 10-11 Şubat 2009 tarihlerinde dinlemişti.

Mahkeme, üç yasa taslağının Temel Yasa’ya uygunluğunu inceleyerek aşağıdaki kararlara ulaştı:

“Temel Yasa’yı Tadil Eden Kanun”: Lizbon Antlaşması’nın onaylanması ile eş zamanlı olarak yürürlüğe girecek olan değişiklikler, Avrupa Birliği’nin ikincillik ilkesini ihlal etmesi durumunda Bundestag ve Bundesrat’ın (Temsilciler Meclisi), Yasa’da belirlenen usuller çerçevesinde, Avrupa Adalet Divanı’na gitmesini öngörüyor. Mahkeme, bu değişikliği Temel Yasa’ya aykırı bulmadı.

 

“Lizbon Antlaşması’nın Onaylanmasına Dair Kanun”: Mahkeme, söz konusu kanunun Temel Yasa ile uyumlu olduğuna hükmetti. Mahkeme bu çerçevede aşağıdaki noktaları vurguladı:

  • Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi, AB’nin federal bir devlete dönüşmesi anlamına gelmez. AB, yetki devri ilkesi çerçevesinde bir araya gelen egemen devletlerden oluşur. Antlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle beraber Almanya, egemen bir devlet olmayı sürdürecektir.
  • Avrupa Parlamentosu, kurumsal yapılanma ve karar alma süreçlerine ilişkin olarak Antlaşma’da öngörülen yeni düzenlemeler, Avrupa kamu otoritesinin eksiklerini gideremese de, devletler birliğinin meşruiyetini artırır.
  • Konsey’de karar alma süreçleri çerçevesinde Antlaşmalarda değişiklik yapılması amacıyla Alman Hükümetinin atacağı adımlar, Temel Yasa uyarınca Bundestag ve Bundesrat’ın onayına bağlıdır.
  • Federal Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri, Topluluk hukukunun üstünlüğüne ilişkin Deklarasyon ile kısıtlanmaz.
    “Avrupa Birliği Konularında Bundestag ve Bundesrat’ın Yetkilerinin Güçlendirilmesi ve Genişletilmesine Dair Kanun”: Mahkeme, söz konusu kanunun Temel Yasa’nın 23/1 ve 38/1. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Temel Yasa’ya aykırı olduğu kararına ulaştı. Mahkeme, bahsi geçen kanunda, Bundestag ve Bundesrat’a, AB’de karar alma süreçlerinde ve Antlaşma değişikliklerinde yeterli katılım hakkı verilmediğine hükmetti. Dolayısıyla, bu kanunda gerekli değişiklikler yapılmadığı sürece Antlaşma’nın onay sürecinin tamamlanmayacağı ifade edildi.

Mahkeme, sonuçları ulusal makamlar üzerine önemli sorumluluk yükleyen kurucu Antlaşma değişiklik önerilerinin yalnızca AB kurumları tarafından getirilebilmesi nedeniyle bu kanunda değişiklik yapılmasını gerekli bulmuştur. Almanya’da, böyle bir bütünleşme sorumluluğunun, ulusal düzeyde, Temel Yasa’nın 23/1. maddesi ile uyumlu olması gerektiği ifade ediliyor.

Karar genel olarak incelendiğinde, Mahkeme’nin AB’de bütünleşmenin meşruiyetini ulus devletlere dayandırdığı ve Lizbon Antlaşması karşısında iki önemli noktaya vurgu yaptığı görülüyor. İlk olarak, Alman vatandaşlarının oy verme hakkının etkinliğinin sağlanması gerektiği vurgulanıyor. AB’nin meşruiyetini oluşturan ulus devlet demokrasilerinin temeli olan “oy verme hakkı” doğrultusunda oluşturulan Bundestag’ın AB bütünleşme sürecine etkin katılımının Birliğin işleyişi açısından taşıdığı önemin altı çiziliyor. İkinci olarak da, “yetki devri” ilkesi doğrultusunda AB’nin Antlaşmalarda kendisine verilen yetkileri aşamayacağı yineleniyor.

Almanya Anayasa Mahkemesi tarafından alınan karara ilişkin olarak İKV tarafından hazırlanan detaylı bilgi notu en kısa zamanda bilginize sunulacaktır. Mahkeme tarafından alınan kararın tam metnine şu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.bundesverfassungsgericht.de/entscheidungen/es20090630_2bve000208en.html

AB Dönem Başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Antlaşma’nın onay sürecinin devam ettiğini ve kararın önemli bir değişiklik getirmeyeceğini düşündüğünü vurguladı. Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso, Mahkeme tarafından alınan kararı memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, Almanya’nın Lizbon Antlaşması’nı onaylaması yönünde açık bir karara varıldığını belirtti. AP Yeşiller Grubu Eş-Başkanı Daniel Cohn-Bendit ise, sonbaharda İrlanda’da yapılacak referandum öncesinde olumlu bir havanın ortaya çıktığını öne sürdü. AP Üyesi Elmar Brok da, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da da onay sürecinin artık tamamlanacağını düşündüğünü ifade etti. Jo Leinen ise, oybirliği ile karar alınan alanların nitelikli çoğunluğa kaydırıldığı her durumda Bundestag’ın kararının beklenmesi gerekeceğini söyleyerek, Almanya’nın AB’nin günah keçisi haline geleceğini dile getirdi.

Lizbon Antlaşması’na kuşkuyla yaklaştığı dönem başkanlığı süresince de bilinen Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, Alman Anayasa Mahkemesi tarafından dile getirilen taleplerin Antlaşma’daki eksikleri gidermeye yeterli olmadığını belirtti. Ayrıca, Antlaşma’ya ilişkin tartışmaların sona erdirilmesinden çok uzakta olunduğunu ve alınacak çok yıl bulunduğunu ifade etti.

Hatırlanacağı üzere Antlaşma, 24 Nisan tarihinde Bundestag’da 28’e karşı 515 oyla onaylanmış, 23 Mayıs 2008’de de Bundesrat tarafından kabul edilmişti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Horst Köhler, 1 Temmuz 2008’de onay kararını imzalamayı askıya aldığını açıklamıştı.

Lizbon Antlaşması’na ilişkin olarak İKV tarafından hazırlanan bilgi notuna ve düzenli olarak güncellenen onay tablosuna www.ikv.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Diğer Yazılar