İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
2-8 MART 2009

ABD DIŞİŞLERİ BAKANI HILLARY CLINTON ÜLKESİNİN AVRUPA İLE İŞBİRLİĞİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLATIYOR

Barack Obama başkanlığında göreve başlayan Amerikan Hükümeti Avrupa Birliği ile ilişkileri kuvvetlendirmek için girişimlere hız verdi. 6 Mart Cuma günü Brüksel’de Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Avrupa Birliği yetkilileri ile Ortadoğu’nun sorunları, iklim değişikliği, ekonomik kriz gibi konular hakkında görüşmelerde bulundu. Çek Dışişleri Bakanı ve Konsey Başkanı Karel Schwarzenberg’in başkanlık ettiği AB heyetinde Avrupa Birliği Konseyi Genel Sekreteri ve Ortak Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Avrupa Komisyonu’nun Dışişlerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Benita Ferrero Waldner ve İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt yer aldı.  

Hillary Clinton yaptığı basın toplantısında ABD-AB işbirliğini yeni bir seviyeye getirmek, transatlantik ilişkilerini yeniden canlandırmak, daha güçlü bir AB oluşturulmasına katkıda bulunmak istediklerini ifade ederek, güçlü bir Avrupa ile ABD’nin de güçlü bir müttefiğe kavuşacağını belirtti.  Avrupa ve Amerika’nın dünyada ekonomi, askeri güç, diplomasi ve kültür açılarından en büyük güç merkezleri olduğuna işaret eden Clinton bu gücün birleştirilmesinde sorumlulukları olduğunu, geçmişte AB ile yapmış oldukları olumlu çalışmaları gelecekte de yakın işbirliği içinde devam ettirmeleri gerektiğini belirtti. Clinton AB–NATO ilişkilerine de değindi ve AB ile NATO’nun işbirliği içinde olmasının önemini dile getirerek,  güçlü bir NATO için güçlü bir AB’nin gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin Ortak Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikalarına da önem verdiklerini belirten Clinton, AB’nin Kosova misyonu EULEX’e de ABD olarak destek verdiklerini açıkladı.

Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ve AB Konsey Başkanı Karel Schwarzenberg ise AB ve ABD’nin Rusya’nın uluslararası sahnede yapıcı rol alması konusunda fikir birliği içinde olduğunu belirtti. Hillary Clinton ABD’nin Afganistan ile ilgili olarak gelecekte atacağı adımlar konusunda Avrupa’nın da görüşlerinin önemli olduğunu ifade etti. Bu stratejilerde sivil görüşün önem kazanacağını ve AB’nin öncelikleri olan yönetim, hukukun üstünlüğü, polis reformu gibi konuların da önemli olduğunu belirtti. Karel Schwarzenberg ise Bakan Clinton’ın değindiği, polis reformunun AB EUPOL misyonuyla Afganistan’da gerçekleştirileceğini belirtti. Schwarzenberg yapılan görüşmelerde Avrupa ve Amerika’nın işbirliği içinde İran’ın gerçekleştirmiş olduğu nükleer programlara yaklaşımda bulunmasının daha somut sonuçlar doğuracağını belirtti.

Schwarzenberg Avrupa ve Amerika’nın Ortadoğu’da çözüm için görüşlerini ortaya koyduğunu belirterek, AB’nin çözüm için Mısır’ı desteklemeye devam edeceğini ekledi. Mısır’ın Hamas ve El Fetih’i, İsrail ile barış masasına birlikte oturtmasının önemli olduğunu belirten Schwarzenberg, yeni gelen Amerikan Hükümeti’nin Ortadoğu konusunda sağduyulu olmasının sevindirici olduğunu ifade etti. Hillary Clinton ise AB ve ABD GSYİH’larının dünya ekonomisinin yarısından fazlasını ve dünya ticaret hacminin %40’ını oluşturduğunu belirterek Londra’daki G20 zirvesi için işbirliği içinde strateji oluşturulması gerektiğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı ülkesinin karbon emisyon kotalarının sınırlandırılması ve ticaretine ilişkin bir sistemin kurulması fikrini desteklediğini teyit etti. Clinton, yükselen ekonomilerin mutlak suretle emisyon azaltımına dahil olması gerektiğini ve dünyanın en büyük CO2 üreticisi Çin’in Aralık 2009’da BM çerçevesinde Kyoto sonrası konferansa katılmak üzere hazırlanmasının çok önemli olduğunu söyledi. Clinton, Birleşik Devletlerin AB’nin enerjide gerçek bir iç pazar yaratma ve enerji tedarikçilerini çeşitlendirme planını desteklediğini ifade etti. Hillary Clinton, AB’nin yakın zamandaki Rusya ile Ukrayna arasındaki doğalgaz anlaşmazlığının çözülmesinde anahtar rol oynadığını ve gelecekte bu liderliğe tekrar ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.

Brüksel’deki temaslarının ardından Cenevre’ye geçen Clinton burada Rus meslektaşı Sergey Lavrov ile görüştü. ABD’nin Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde uygulamayı planladığı füze savunma sisteminin Rusya’ya karşı gerçekleştirilmediğini belirten Clinton, aksine İran veya benzeri tehdit oluşturabilecek ülkelere karşı Avrupa’yı koruma amaçlı olduğuna işaret etti. Bu sistem konusunda AB’nin ve Amerika’nın işbirliği içinde müşterek araştırma ve geliştirme çalışmalarında bulunmasının önemli olduğunu belirtti.