İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-29 KASIM 2009

AB İSTİHDAM VE SOSYAL İŞLER KONSEYİ TOPLANTISI YAPILDI

30 Kasım’da 2009’da AB İstihdam ve Sosyal İşler Konseyi, Brüksel’de bir araya geldi. Konsey toplantısına, İsveç’in İstihdam’dan Sorumlu Bakanı Sven Otto Littorin ve Nyamko Sabuni Başkanlık etti ve Vladimir Špidla da Komisyon’u temsilen katıldı. Bakan Littorin, 2010 sonrası Lizbon Stratejisi’ne hazırlık ve krizden çıkış yolları meselelerinde önemli kararlar alındığını belirtti.

Konsey, gözden geçirilmiş doğum izni çerçeve anlaşması ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Balıkçılık’ta Çalışma’ya dair Konvansiyonu’nun, üye devletlerce onaylanmasına izin verilmesine ilişkin karar konularında da uzlaşmaya vardı. Toplantıda Konsey, ‘Sağlıklı ve Müreffeh Yaşlanma’ konusunu da ele alarak, sağlık güvencesi konusunda Birlik çapında işbirliğine vurgu yaptı. Sven Otto Littorin, işsizliğin 2010’a kadar %10’un üzerinde seyredeceğini ve yeni tedbirler oluşturmak için birlikte çalışmanın şart olduğunu belirtti. Aynı zamanda Avrupa Komisyonu, krizle mücadelede ESPCO’ya katkı sağlayacak bir çözüm olarak mikro finansman aracını (micro-funding facility)  sundu.

Vladimir Špidla da görüşünde Birliğin 2020’ye kadarki stratejisinin daha çok, demografik yaşlanma, iklim değişikliği ve ekonomik değişimlere yönelik olması gerektiğine yer verdi. Toplantıya katılan ilgili bakanlar iki soruya cevap aradılar. İlki,‘iş piyasasındaki durgunluktan nasıl çıkılacağı ve ikinci olarak uzun vadede iş arzını güvence altına alabilecek daha kapsamlı bir iş piyasası oluşturacak, iş piyasası ve iş güvenliği politikasının unsurları nelerdir’ oldu. Bu sorulara üye ülke temsilcilerinden farklı yanıtlar ve öneriler geldi. İlk olarak, İstihdam Komitesi Başkanı, Bruno Coquet krizin yeni sorunlar yarattığını, buna karşın var olanlardan hiçbirini ortadan kaldırmadığını vurguladı. Çek Cumhuriyeti Lizbon 2 Stratejisinin hem olumlu hem de olumsuz yanlarından bahsetti. Almanya’nın önerisi ise tartışmalara sebep oldu. Almanya, hedeflerin ve içeriklerinin üye ülkelerin tasarrufunda olması gerektiğini savundu. Buna karşın diğer üyelerden destek görmedi.