İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AVRUPA KOMİSYONU BAŞKANI JOSE MANUEL BARROSO VE AVRUPA KOMİSYONU’NUN GENİŞLEMEDEN SORUMLU ÜYESİ OLLİ REHN, TÜRKİYE’YE RESMİ ZİYARETTE BULUNDU

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, resmi temaslarda bulunmak üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak 10–11–12 Nisan 2008 tarihlerinde Türkiye’ye geldi.
AVRUPA KOMİSYONU BAŞKANI JOSE MANUEL BARROSO VE AVRUPA KOMİSYONU’NUN GENİŞLEMEDEN SORUMLU ÜYESİ OLLİ REHN, TÜRKİYE’YE RESMİ ZİYARETTE BULUNDU

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, resmi temaslarda bulunmak üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak 10–11–12 Nisan 2008 tarihlerinde Türkiye’ye geldi. Ankara'daki temasları çerçevesinde önce Anıtkabir'i ziyaret eden ve ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile görüşen Barroso, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlıkta yaptığı ortak basın toplantısının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerine hitap etti.

Meclis’te yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Boğazların muhafızı olarak tarih boyunca Avrupa’nın içinde yer aldığını ve geleceği için de AB’yi seçtiğini söyleyen Barroso, AB’ye katılım sürecinin sancılı bir süreç olduğunu, Türkiye’nin bir istisna teşkil etmediğini, dolayısıyla devam eden müzakerelerde ortaya çıkan pürüzler üzerinde fazlaca durmamak gerektiğini söyledi. Önemli ticari ortakları olan Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin eskiye dayandığını ve sürekli derinleştiğini belirten Avrupa Komisyonu Başkanı, ancak, AB ile yürütülen müzakere sürecinin tam üyelikle sonuçlanacağını garanti edemeyeceklerini de yineledi. Türkiye’nin AB üyeliği yolunda yaptığı reformlardan övgüyle bahseden Barroso; bununla birlikte, sivil-asker ilişkileri, kültürel haklar, kadın ve çocuk hakları gibi alanlarda, daha fazla gelişmeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

İfade özgürlüğü ile ilgili olarak, devam eden TCK 301. madde tartışmalarına da atıfta bulunan Barroso, ifade özgürlüğü alanındaki gelişmelerin Türkiye-AB müzakere sürecinde büyük önem arz ettiğini belirtti. Türkiye’nin AB gibi, karşı karşıya bulunduğu terör veya küresel ısınma gibi tehditler ile mücadele ederken temel ilkeleri göz ardı etmemesi gerektiğini söyleyen Barroso, AB üyeliğinin milliyetçilik fikri ile çelişmediğini, şiddet içermeyen düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Türban tartışmalarını da dikkatle izlediklerini belirten Barroso, bu konuda AB içinde oluşmuş bir kural bulunmadığını, AB'ye üye ülkelerin bu konuda kendi politikalarını belirlediklerini, ancak Türkiye’nin de enerjisini, reformlara harcadığını görmek istediklerini belirtti.

Milletvekillerine yaptığı konuşmasında, Güneydoğu konusuna da değinen Barroso, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu terör tehdidinin farkında olduklarını, ancak bu sorunun kapsamlı bir siyasi çözüm paketi ile çözülebileceğini ve bu yolda sosyo-ekonomik politikalar geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de hükümetin bu yönde çalıştığını bildiğini söyleyen Barroso, kısa zaman içinde bu konuda bir açılım beklediklerini belirtti. Kıbrıs konusunda da, çözüm için yeni fırsatların ortaya çıktığını vurgulayan Barroso, 2008 yılında, ortaya çıkan bu fırsatların kaçırılmamasını istediklerini ve bu bağlamda da, Türkiye’nin, limanlarını GKRY gemi ve uçaklarına açmasını öngören Ankara Anlaşması’na ek protokolün uygulanmasının önem taşıdığını ifade etti. Barroso, AB’ye katılacak ülkelerin üyelik için belirlenmiş bulunan tüm kriterleri karşılaması gerektiğini söyleyerek, Avrupa Komisyonu’nun reformlara yardımcı olduğunu, ancak Türkiye’nin içişlerine de karışmadığını belirtti.

İstanbul’daki temasları kapsamında Türkiye’deki sivil toplum örgütü temsilcileri ile de bir araya gelen Jose Manuel Barroso ve Olli Rehn, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Müftülüğünü ziyaret etti. Yine İstanbul’daki programı kapsamında, Bilgi Üniversitesi’nde Küresel Sorunlar Platformu tarafından düzenlenen bir panele konuşmacı olarak katılan Barroso, burada yaptığı konuşmasında, son dönemde Türkiye – AB ilişkilerinde yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. AB'nin uzlaşma, demokrasi, barış ve refah üzerine kurulu bir siyasi düzeni bulunduğunu belirten Barroso, bu değerlerin geleceğin de anahtarı olacağını; günümüz dünyasında, iklim değişikliği, güvenliğe yönelik tehditler, uluslararası terör, enerji güvenliği gibi sorunlarla Avrupa'nın en büyük devletlerinin bile tek başına başa çıkmasının mümkün olmadığını söyledi. Türkiye'nin şu anda AB'nin genişleme sürecinin odağında yer aldığını dile getiren Barroso, nihai hedefin Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği olduğunu hatırlattı. Ekonomik ilişkiler, güvenlik, enerji gibi pek çok örnekte, Türkiye'nin üyeliğinin büyük önem taşıdığını ifade eden Barroso, üyelik müzakereleri çerçevesinde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

Düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili olarak ise, Türkiye'nin tam olarak AB standartlarına ulaşmasında ifade özgürlüğünün büyük önem taşıdığını dile getiren Barroso, TCK’nın 301. maddesinde değişiklik yapmak için bir tasarı hazırlanmış olduğunu öğrenmekten dolayı büyük mutluluk duyduğunu kaydetti. Türkiye'de türban gibi sorunların, Türkiye demokrasisinin üstesinden gelmesi gereken meseleler olduğunu dile getiren Barroso, inançların, ifadelerin özgür olmasının büyük önem taşıdığını yineledi. Barroso ayrıca, Türkiye’de yapılan tartışmaları büyük bir dikkatle izlediklerini de dile getirdi.

AKP’nin kapatılmasına ilişkin sorulan bir soruya cevaben ise, Barroso, Brüksel’den verilen mesajlardan, AB’nin Türkiye'de herhangi bir partiyi desteklediği sonucunun çıkartılmaması gerektiğini; ancak Avrupa’nın da, halkın büyük çoğunluğunun oyunu almış bir partinin kapatılmasını, hiçbir şey olmamış gibi karşılamayacağını belirtirken; ancak Türkiye'nin iç siyasi tartışmalarına taraf olmayı da hiçbir şekilde istemediklerini yineledi. 

Diğer Yazılar