İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
10-16 MART 2008

AB KONSEYİ BAHAR ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

AB Konseyi Bahar Zirvesi 13-14 Mart 2008 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirildi. Slovenya’nın başkanlığını yaptığı Zirvenin gündemini, Lizbon Stratejisi, İklim Değişikliği, Enerji ve Mali Piyasaların İstikrarı konuları oluşturdu.

Zirvenin başlangıcından önce Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering tarafından yapılan sunumda ve bunu takip eden tartışmalarda, AB ekonomisinin son yıllarda gerçekleştirilen reformlar ile daha da sağlamlaştırıldığı; ancak küresel ekonomik sorunlar karşısında, reform sürecine ara verilmeksizin devam edilmesi gerektiği vurgulandı.

Zirvenin geneline hakim olan bu yaklaşım çerçevesinde öncelikli gündem maddesi, Lizbon Stratejisi'nin ikinci üç yıllık döneminin başlatılması oldu. Yeni üç yıllık dönemin ana hedefi ise uygulama olarak belirlendi. Bu kapsamda, 2006 Bahar Zirvesi'nde kabul edilen yenilenmiş Lizbon Stratejisi'ne ilişkin öncelikli alanlar bir kez daha teyit edildi. Bunlar:

  • Bilgi ve yenilikçiliğe yatırım yapılması: Bu öncelik çerçevesinde Ar-Ge hedefine ulaşılabilmesi ve özel sektörün Ar-Ge'deki payının artırılmasına yönelik eylemler sıralandı. Ayrıca, “bilginin serbest dolaşımı”nı sağlamak için “mallar, hizmetler, sermaye ve kişiler”in ardından beşinci özgürlük alanının oluşturulması kararlaştırıldı. Bu çerçevede, Konsey'in bu kararının daha da önem kazandığı belirtiliyor.
  • KOBİ'ler başta olmak üzere iş potansiyelinin geliştirilmesi: Daha iyi mevzuat girişimi altında 2007 yılında gerçekleştirilen ilerlemeler memnuniyetle karşılanmakla beraber, AB’de faaliyet gösteren şirketlerin rekabet gücünün artırılması için çabaların yoğunlaştırılması gerektiğinin altı çizildi. Bu bağlamda, her Bakanlar Konseyi’nin kendi alanında daha iyi mevzuat yaklaşımını benimsemesi gerektiği vurgulandı. Tek Pazar'ın daha iyi işleyebilmesi için Komisyon'un Tek Pazar İzleme sürecinin takibinin etkin bir biçimde yapılması; Şebeke sanayilerinde rekabeti artırmaya yönelik çabaların desteklenmesi ve Yeni Hizmetler Yönetmeliği'nin ulusal mevzuata aktarımı ve uygulanmasının tam, vakitli ve anlaşılır bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi. KOBİ'lerin AB ekonomisinin omurgasını oluşturduğu bir kez daha belirtilerek, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve finansmana erişimi gibi eylemlerin önemine vurgu yapıldı. Öte yandan, Lizbon Stratejisi'nin dış boyutu da bu altbaşlık altında ele alınarak, serbest ticaretin desteklenmesi, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bünyesinde yürütülen Doha Müzakerelerinde en kısa zamanda tatminkar bir sonuca varılması için çabaların sürdürülmesi, önemli ticari ortaklar ile kapsamlı ikili ticaret anlaşmalarının yapılması, komşu ve aday ülkelerle ortak ekonomik alanların kurulması suretiyle bütünleşme girişimlerinin daha da artırılması, enerji ve hammadde arzı güvenliğinin sağlanması, Fikri Mülkiyet Hakları ve korsan mallarla mücadele sisteminin etkinliğinin artırılması gibi eylemler ile Stratejinin desteklenmesi gerektiği belirtildi.
  • İnsana yatırım yapılması ve emek piyasalarının modernleştirilmesi: Bu öncelik alanı altında eğitim hedefleri ele alındı. Bu kapsamda, bilgiye dayanan ekonomi için gerekli işgücünün yaratılmasına yönelik hedefler bu altbaşlıkta yer aldı. Avrupa Birliği'nin ihtiyacı olan nitelikli işgücünün kısmen üçüncü ülkelerden göç yoluyla karşılanması olasılığının Komisyon'un ortak göç politikası üzerine önerileri kapsamında değerlendirilmesi istendi. Ulusal Refom Programları'nda emek piyasalarında esneklik ve iş güvenliği arasında dengeyi hedefleyen flexicurity yaklaşımının benimsenmesi çağrısı yapıldı ve Emek piyasalarında cinsiyet eşitliği, gençlerin ve engellilerin istihdamı konularında ilerleme kaydedilmesi için çabaların artırılması gerektiği vurgulandı.

Öte yandan, Lizbon Stratejisi'nin 2010 yılına kadar olan dönemi kapsadığı hatırlatılarak, Komisyon, Konsey ve Ulusal Lizbon Koordinatörleri, 2010 sonrası  dönem için gerekli önlemleri belirlemeye davet edildi. AB, Lizbon Stratejisi'nin ekonomik kazanımlarının bu şekilde kalıcı kılınmasını hedefliyor.

Bahar Zirvesi'nde öne çıkan ikinci gündem maddesi ise İklim Değişikliği ve Enerji konusu oldu. Bu konuda 2007 yılında önemli taahhütlerde bulunulduğu belirtilerek, 2008 yılında bu taahhütlerin gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Enerji ve iklim konularının Lizbon Stratejisi açısından da hayati bir önem taşıdığı ifade edildi ve bu çerçevede, iklim değişikliği ve enerji arzı güvenliği konuları arasında dengeli bir yaklaşım sergilendi. 2007 Bahar Zirvesi sonuçlarını uygulamak için Komisyon tarafından yapılan önerilerin, 2009 yılı başına kadar tutarlı bir paket olarak kabul edilmesi hedeflendi. Ancak sonuç bildirgesinde, bu hedeflere ulaşılması esnasında üye devletlerin farklı konumları göz önünde bulundurularak mali açıdan etkili ve esnek yöntemlerin benimsenmesinin önemi vurgulandı.

Avrupa Emisyon Ticareti Sistemi üzerine yeni çıkarılan yönetmeliğin önemine değinilmekle birlikte; emisyon ticareti konusunun uluslararası boyuta sahip bir konu olduğu ifade edilerek, bu konuda dünyada yaşanan gelişmelerin AB tarafından gözlemlenmesi ve uygun yaklaşımların benimsenmesi gerektiği de dile getirildi. Bunun yanı sıra, karbon yakalama ve saklama gibi yeni teknolojilerin çevre için güvenli bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla gerekli mevzuat çerçevesinin hazırlanması çağrısı yapıldı. Bioyakıtların kullanımının sürdürülebilirliği ve bioçeşitlilik de, Zirve'de üstünde durulan konular arasında yer aldı.

Tümüyle işlevsel, etkin ve birbiriyle bağlantılı bir iç enerji pazarının oluşturulmasının, Avrupa'da güvenli, sürdürülebilir ve rekabetçi enerji arzı sağlanmasında çok önemli bir rolü olduğu belirtilerek; Konsey, elektrik ve gaz için üçüncü iç pazar paketi üzerinde Haziran 2008'e kadar anlaşmaya varmaya davet edildi.

Sonuç bildirgesinde enerji konusunda öngörülen diğer eylemler arasında üçüncü ülkeler ile enerji konularının Birlik olarak görüşülmesinin sağlanması, iklim değişikliğinin uluslararası güvenlik üzerindeki etkileri, KDV oranlarının enerji tasarrufu sağlamak amacıyla yeniden düzenlenmesi, enerji konusunda yeni teknolojiler üzerine Ar-Ge çalışmaları yapılması ve ulusal hükümetlerin kendi bina ve araç filolarında enerji tasarrufuna giderek vatandaşlara örnek olmalarını içeren önlemler yer aldı.

Zirve'de görüşülen bir diğer gündem maddesi ise Mali Piyasaların İstikrarı oldu. Uluslararası mali sistemin kırılganlığını koruduğu; ancak Avrupa Merkez Bankası ve AB kurumları ile ulusal ve mali kurumların istikrarı sağlamak için harekete geçtiği dile getirildi. Mali çalkantı ile mücadele edilmesinde başrolü özel sektörün üstlenmesine rağmen AB'nin de gerektiği yerde denetleyici rol alacağı ifade edildi. Bu kapsamda, mevcut krizin mali istikrar çerçevesinin daha da güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkardığı belirtildi. Ayrıca, IMF'nin makro mali istikrar konusundaki rolü de dahil olmak üzere AB ve uluslararası erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.