İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
3-9 KASIM 2008

AVRUPA KOMİSYONU, ADAY VE POTANSİYEL ADAY ÜLKELERE YÖNELİK 2008 YILI İLERLEME RAPORLARINI AÇIKLADI

5 Kasım’da Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan ‘genişleme paketi’, aday ülkeler (Türkiye, Hırvatistan, Makedonya) ve potansiyel aday ülkelere (Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova) yönelik yayımlanan yıllık ilerleme raporlarının yanı sıra bir strateji belgesinden oluşuyor. Avrupa Komisyonu’nun Genişleme’den Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, 2009 yılı için öngörülen katılım öncesi mali yardım paketinin, Batı Balkan ülkelerinin mali kriz ile mücadeleye dönük gerekli adımları atmasına yönelik tasarlanacağını belirtti.

Olli Rehn, Lizbon Antlaşması’nın onaylanmasına ilişkin yaşanan sorunların genişleme sürecini etkilememesi gerektiğini de ifade etti. Bunların iki ayrı paralel süreç olduğunu ve dolayısıyla takvimlerinin de farklı olduğunu dile getiren Rehn, Lizbon Antlaşması’na ilişkin sorunların iyi ilerleme kaydeden Hırvatistan gibi ülkelerin katılım sürecini yavaşlatmaması gerektiğini vurguladı. Batı Balkan ülkelerinin 2009 yılında vize serbestîsinden yararlanabileceğinin altını çizen Rehn, Hırvatistan ve Slovenya arasındaki sınır uyuşmazlığının ikili bir sorun olduğunu belirterek, bu sorunun katılım müzakerelerinin çerçevesi dışında çözümlenmesi ve süreci yavaşlatmaması gerektiğini kaydetti.

Aday ülkeler ve potansiyel aday ülkelere yönelik ilerleme raporlarında yer alan temel tespitler, kısaca şöyle:

Hırvatistan: Bugüne dek, geçici olarak kapatılan 4 fasıl dâhil olmak üzere, 35 fasıldan 21’inde müzakerelere başlayan Hırvatistan’ın, gerekli koşulları karşılaması halinde, 2009 yılı sonuna kadar müzakerelerin son aşamasına geçebileceği belirtiliyor. Rehn, konuya ilişkin açıklamasında, söz konusun tarihin Hırvatistan’a verilen ‘açık bir çek’ olmadığını, ancak Hırvatistan’ın reformları sürdürmesi ve çeşitli fasılların açılıp kapatılması için gerekli kriterleri yerine getirmesi halinde, bu tarihe bağlı kalınacağını belirtti.  Raporun siyasi kriterler bölümünde, Hırvatistan’ın yargı reformu, kamu idaresi, organize suç ve yolsuzlukla mücadele alanlarında daha fazla çaba göstermesi gerektiği yer alıyor. Ayrıca, azınlık hakları ve savaş suçlularının cezalandırılması da, raporda üzerinde durulan diğer önemli konular. Ekonomik kriterler bölümünde ise, Hırvatistan’ın dinamik olmayı sürdüren (makroekonomik istikrarın sağlanması, işsizliğin azalması) bir işleyen piyasa ekonomisine sahip olduğu belirtiliyor, ancak enflasyon ve cari açığın endişe konusu olduğu da hatırlatılıyor. AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin olarak ise, Hırvatistan’ın, yargı ve temel haklar, çevre, rekabet politikası, tarım ve kırsal kalkınma alanlarında daha fazla ilerleme kaydetmesi gerektiği vurgulanıyor.

Türkiye: İlerleme raporunda, 8 fasılda müzakerelerin açıldığı ve 1’inde geçici olarak kapatıldığı Türkiye’nin, Kopenhag siyasi kriterlerini karşılamaya devam ettiği belirtiliyor. 2008 yılındaki sınırlı reformların ardından, Komisyon tarafından Türk hükümetine, 2009 yılında siyasi reform sürecinin canlandırılarak, anayasa ve yargı reformu alanındaki çalışmaların sürdürülmesi çağrısında bulunuluyor. Raporun ekonomik kriterler bölümünde, Türkiye’nin iyi işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu, ancak makroekonomik istikrarın ve büyümenin istenilen düzeyde olmadığı belirtilirken; AB müktesebatına uyuma ilişkin olarak da, ilerleme kaydedildiği ifade ediliyor, ancak ülke genelinde idari kapasitenin geliştirilmesi gereğinin altı çiziliyor.

Makedonya: Halen katılım müzakerelerinin başlatılması için bir tarih bekleyen Makedonya’nın, siyasi kriterleri henüz yerine getirmediği için, katılım müzakerelerinin başlatılması için hazır olmadığı belirtiliyor. Haziran ayında yapılan seçimlerde uluslararası standartların gözetilmediği ve başta parlamento olmak üzere siyasi kurumlar arasındaki diyaloğun geliştirilmesi gerekliliğinin vurgulandığı raporda, yolsuzluğun ciddi bir sorun olmayı sürdürdüğü belirtiliyor. Ekonomik açıdan, ülkenin iyi işleyen bir piyasa ekonomisine doğru ilerleme kaydettiğine değinilirken, çeşitli alanlarda ulusal mevzuatın AB mevzuatı ile uyumlaştırılmasında ilerleme kaydedildiği, ancak bazı eksikliklerin süregeldiği belirtiliyor.

Sırbistan: Raporda, en iyi ihtimalle, Sırbistan’ın 2009’da aday ülke statüsünü elde edebileceği belirtiliyor. Bilindiği gibi, Nisan 2008’de, İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın imzalanmasına rağmen, Hollanda’nın vetosu nedeniyle (Anlaşmanın ticari hükümlerinin, Anlaşma’nın tüm üye devletlerce onaylanması beklenmeksizin yürürlüğe girmesine imkan veren) geçici anlaşma henüz yürürlüğe girmemişti. Raporda, Sırbistan’ın özellikle bu yıl içerisinde Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi ile yaptığı işbirliğinde belirgin ilerleme kaydettiği yer alıyor. Yapılan değerlendirmede, ülkenin idari kapasitesi yeterli bulunurken, yargının bağımsızlığı ve etkililiğin artırılması ile yolsuzluk, organize suçlar ve kara para aklamayla daha etkili mücadele edilmesi gereği vurgulanıyor. Raporda, ayrıca, Sırbistan’ın Kosova’daki EULEX misyonuna yönelik muhalefeti eleştirilerek, bu konuda daha yapıcı bir tutum benimsemesi çağrısında bulunuluyor. Ekonomik açıdan ise, raporda, Sırbistan’ın ilerleme kaydettiğine yer veriliyor.

Arnavutluk: Bilindiği gibi, Arnavutluk ile Haziran 2006’da imzalanan İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması’nın onay süreci halen devam ediyor. Raporda, geçici anlaşmanın hâlihazırda yürürlükte olduğu ve uygulamada herhangi bir sorun ile karşılaşılmadığına değiniliyor. Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün korunmasında ilerleme kaydedildiği, ancak siyasi partiler arasındaki diyaloğun ve devlet kurumlarının bağımsızlığının iyileştirilmesi gerektiğine yer veriliyor. Raporda ayrıca, yolsuzluk ve organize suçlarla mücadelenin ciddi bir sorun teşkil etmeyi sürdürdüğü vurgulanırken; Arnavutluk’un, genel olarak AB müktesebatına uyum ve ekonomik kriterler alanlarında ilerleme kaydettiğine yer veriliyor.

Karadağ: Raporda, Karadağ ile Ekim 2007’de imzalanan İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması’nın uygulanmasında bir sorun yaşanmadığı belirtiliyor. Siyasi kriterlerin yerine getirilmesi, yasal çerçevenin geliştirilmesi ve kurumsal altyapının güçlendirilmesinde ilerleme kaydedildiği vurgulanıyor. Ülkede Avrupa entegrasyonu konusunda güçlü bir siyasi uzlaşma sağlanması memnuniyetle karşılanırken; yargı reformu, organize suçlar ve yolsuzlukla mücadele alanlarındaki çabaların artırılması ve idari kapasitenin güçlendirilmesi gereği vurgulanıyor. Ülkenin piyasa ekonomisi ve müktesebat uyumu konularında da ilerleme kaydettiğine yer veriliyor.

Bosna-Hersek: Rapora göre, ülkenin kurumsal geleceği ve Avrupa perspektifi hakkında genel bir uzlaşmanın bulunmayışı endişe yaratırken; Dayton/Paris barış anlaşmasına ilişkin zorluklar ve yaşanan tartışmaların, kurumların işleyişini olumsuz etkilediği ve reform sürecini yavaşlattığı vurgulanıyor. Raporda, ayrıca, siyasette etnik kimlik tartışmalarının demokratik kurumların işleyişini ve ülkenin yönetimini olumsuz etkilediği, anayasa reformunda ilerleme kaydedilmediği ve yolsuzluğun sürdüğü belirtiliyor. Öte yandan, ülke ekonomisinin büyüme kaydettiği belirtilen Raporda, AB’ye uyum sürecinde çeşitli müktesebat fasıllarında önemli ilerlemeler kaydedildiği vurgulanırken; organize suçlar, uyuşturucu ticareti ve kara para aklama ile mücadelenin hızlandırılması gerektiğine yer veriliyor.

Kosova:  İlerleme raporunda, Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından hem güvenlik düzeyinde hem de genel anlamda ülkedeki durumun göreceli olarak sakinliğini koruduğu; ancak idari kapasite, hukukun üstünlüğü, organize suçlar ve yolsuzlukla mücadele, enerji kaynakları, işsizlik ve altyapı gibi belli başlı alanlarda ciddi sorunlar bulunduğu tespiti yapılıyor. AB standartları ile uyum alanında da daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği belirtiliyor.

Avrupa Parlamentosu üyesi Alman Hıristiyan Demokrat Parlamenter Elmar Brok, konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında,  Lizbon Antlaşması ve genişleme sürecine ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle, Avrupa Komisyonu’nun Genişleme’den Sorumlu Üyesi Olli Rehn’i sertçe eleştirerek; Rehn’in kendisine verilen yetkiyi aştığını belirtti.  Brok, Lizbon Antlaşması’nın aslında çok önce yürürlüğe girmesi gerektiğini belirterek, Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin çalışmalarını zayıflatmak yerine,  Lizbon Antlaşması’nı savunmasının daha doğru olacağını ifade etti. Brok, ayrıca, Rehn’i Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ‘geriye dönülemez’ yapmak istemesi nedeniyle eleştirerek, bunun ‘müzakerelerin açık uçlu bir süreç olduğu ve sonucunun önceden tahmin edilemeyeceğini’ belirten müzakere çerçeve belgesine aykırı olduğunu belirtti.