İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
17-23 KASIM 2008

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Geçtiğimiz hafta genişlemeden sorumlu Avrupa Komisyonu üyesi Olli Rehn’in Türk vatandaşları için serbest dolaşım konusunda yaptığı açıklamalar Türk basınında yankı buldu. Türkiye için kişilerin serbest dolaşımı alanında geçiş dönemleri ve kalıcı derogasyonlar öngörülebileceğinden söz eden Rehn’e karşı İKV de bir basın açıklamasında bulundu. Özetle AB’nin temelinde yer alan dört özgürlükten biri olan kişilerin serbest dolaşımı konusunda kalıcı derogasyonların kabul edilemez olduğunun vurgulandığı açıklamada serbest dolaşım ve vize konusunda yaşanan sorunlara da değinildi. Katma Protokol uyarınca 1986 yılında gerçekleşmesi öngörülmesine rağmen bugüne kadar gerçekleşmeyen ve AB üye devletleri tarafından katı vize uygulamalarıyla engellenen serbest dolaşım konusu ilişkilerin sorunlu alanlarından birini oluşturuyor. AB ülkelerinin göç konusunda giderek hassaslaşan yaklaşımı bu konuda çözümü de zora sokuyor. Türkiye’nin olası üyeliği sonrası geçiş dönemi öngörülmesine rağmen makul bir süre sonrasında Türk vatandaşları için de serbest dolaşımın gerçekleşmesi üyeliğin vazgeçilmez bir unsurunu oluşturuyor.

Türkiye’nin AB üyeliği açısından sorun oluşturan dğer bir konu da AB’de önemli konumlarda yer alan kişilerin de yer aldığı bazı grupların üyeliğe karşı tutumları. AB konularında önde gelen bir yayın organı olan Agence Europe’ın başyazarı Ferdinando Riccardi 13 Kasımda kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin AB üyeliğine karşı tavrını ifade ediyordu. Türkiye’nin üyeliğinin gerek nüfusu gerekse coğrafi konumu sebebiyle AB’nin yapısını bozacağını ileri üren Riccardi özel bir ilişkinin iki tarafın da yararına olacağını savunuyordu. Üyelik hedefi olmasa da müzakerelerin devam etmesinden yana olan Riccardi üyeliğin, bağımsızlığını zora sokacağı için Türkiye’nin de yararına olmayacağını ileri sürdü. AB kurumlarında çalışan bürokratlar, üye devlet temsilcileri, uzmanlar, politikacılar ve sivil toplum örgütleri tarafından yakından takip edilen ve kamuoyunu şekillendirme açısından önemli konumda bulunan Riccardi’nin öne sürdüğü düşüncelere karşı İKV tepki vermekte gecikmedi. İKV uzmanları Riccardi’yi mektup bombardımanına tuttular ve Türkiye için üyelik dışında bir alternatifin kabul edilemeyeceğini, üyelik hedefi olmadan müzakerelerin devam etmesinin de anlamsız olacağını ve Türkiye’nin AB’ye uyum sağlamasının da üyelik perspektifi olmadan desteklenemeyeceğini belirten mektuplarda Türkiye’nin dinamik nüfusunun bir tehdit olarak değil katkı olarak algılanması gerektiği, Türkiye’ye yönelik olarak Ankara Anlaşması’ndan başlayarak üyelik konusunda açık taahhütlerin olduğu, coğrafi konumunun da AB’nin Kafkaslar ve Ortadoğu gibi bölgelerdeki etkisini artıracağı vurgulandı. Tükiye’de hükümet tarafından da tam üyelik dışında herhangi bir alternatifin kabul edilemeyeceği birçok defa belirtilmişti. Önümüzdeki dönemde gerek hükümet gerekse toplumsal kesim temsilcilerinin sık sık bu gibi savlarla karşılaşıp Türkiye’nin pozisyonunu tekrar tekrar anlatmak zorunda kalacakları ancak bundan yılmamamız gerektiği ortada.