İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-26 ARALIK 2008

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

2008 yılının son bülteninde geçtiğimiz yılın olaylarına son bir kez bakarken gelecek yıl için de bazı temenniler iletmek istiyoruz. Lizbon Antlaşması’nın İrlanda’da reddi, küresel mali kriz, Güney Osetya Savaşı, Barack Obama’nın yeni ABD Başkanı olarak seçilmesi, Yunanistan’daki hükümet karşıtı olaylar gibi önemli gelişmeler 2008’e damgasını vurdu.

11 Eylül saldırıları sonrasında içinde yaşadığımız dünyayı tanıyamaz hale gelmiştik. ABD’nin terörizmle savaşı, uyguladığı tek taraflı politikalar ve askeri müdahaleler, komşumuz Irak’ın işgali ve yeni bir siyasi yapı oluşması, Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile ilişkiler, artan PKK terörü gerek uluslararası sistemi, global düzeni, gerekse bölgemizi önemli ölçüde etkilemiş ve temel parametreleri değiştirmişti. Giderek daha belirsiz ve neredeyse daha düşmanca diyeceğimiz bir global ve bölgesel çevrede yaşarken devlet politikasının temellerini oluşturan Batı ittifakı, ABD stratejik ortaklığı gibi tercihler de yeniden gözden geçiriliyor ve yeni koşullara göre adapte oluyordu. Bu süreçte özellikle Irak’ın işgali öncesinde TBMM’den ABD’ye Türkiye topraklarını kullanma izni veren tezkerenin geçmemesi nedeniyle soğuyan ilişkiler Türkiye’de gerek önemli bir Amerikan karşıtlığının yükselmesine gerekse dış politikada yeni yönelimler ve yeni sorgulamalara yol açmıştı. Bush dönemi sona ererken tün dünyada tepki doğuran ABD’nin küresel politikalarının değişmesi ve yeni Başkanın çok taraflılığı benimseyerek daha ılımlı ve barışçı bir dış politika uygulaması umuluyor.

Bunun yanında Türkiye-AB ilişkileri de AB’deki Türkiye’ye karşı çekimser ve isteksiz tutumun devam etmesi, Türk hükümetinin de reform sürecinde gerekli ivmeyi yakalayamaması nedeniyle olumsuz etkilendi. 2008 bunun yanında daha önceleri de birçok defa söz ettiğimizi sorunların devam ettiği ve iki tarafın da bu sorunları çözmek için yeterli iradeyi göstermediği bir yıl oldu. Küresel mali krizin etkileri gerek AB’de gerekse Türkiye’de hissedilirken hükümetler acil önlem paketleri ve kurtarma planlarına yoğunlaşarak daha uzun vadeli politika ve kararları ertelediler. Güney Osetya’da yaşananlar tüm dünyaya Rusya’nın yeni yüzünü, Kafkasların istikrarsızlığını ve AB’nin enerji açısından bağımlı olduğu Rusya karşısındaki ikircikli durumunu sergiledi. Öte yandan önemli bir bölge ülkesi olarak Türkiye’nin AB’nin dış ilişkileri ve dış politika ve güvenlik alanındaki etkinliği açısından vazgeçilmezliğini bir kez daha hatırlattı. Son olarak Yunanistan’da yaşanan olaylar ise bizlere AB’nin her derde deva olmadığına, önemli olanın basiretli ve etkin bir yönetim anlayışı olduğuna dikkat çeken bir gelişme oldu.

Umarız 2009, dünyaya barış ve istikrar getirirken, Türkiye-AB ilişkileri açısından 2008 yılında kaybedilen zamanın telafi edileceği ve AB sürecinde reform ve karşılıklı ilişkiler açısından önemli adımların atılacağı bir yıl olur.