Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki 6. hükümetler arası konferans 19 Aralık tarihinde Brüksel’de gerçekleştirildi. Konferansta, “Sermayenin Serbest Dolaşımı” ve “Bilgi Toplumu ve Medya” başlıkları müzakereye açıldı.
Başlıklar için kapanış kriterleri olarak ise şunlar belirlendi:
Sermayenin Serbest Dolaşımı
Bilgi Toplumu ve Medya
Bu şekilde Türkiye ve AB arasında müzakereye açılan toplam başlık sayısı 10’a ulaştı. Geçici olarak kapatılan tek başlık ise Bilim ve Araştırma olarak kaldı. Bilindiği üzere, kapanış kriterleri yerine getirilen başlıklar müzakereye geçici olarak kapatılıyor. Bu şekilde mevzuat uyumunda herhangi bir gerileme gözlenmesi veya konuya ilişkin AB müktesebatında bir değişiklik olması halinde başlık tekrar müzakereye açılabiliyor. Başlıklar Katılım Antlaşması’nın imzalanması ile birlikte kalıcı olarak kapatılıyor.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Avrupa İşlerinden Sorumlu Fransız Devlet Bakanı Bruno Le Maire, iki başlığın müzakerelere açılmasını gerçek bir başarı olarak niteledi. Le Maire, Türkiye’nin Orta Doğu ve Kafkaslardaki artan stratejik önemine de değinerek Kıbrıs konusunda çözüme ulaşılması durumunda Aralık 2006’dan bu yana müzakerelere kapalı olan başlıkların da açılabileceğini belirtti. Öte yandan, Le Maire müzakerelerin sonucunun önceden kestirilemeyeceğini ve tam üyeliğin tek sonuç olmadığını iddia etti.
Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn de konuya ilişkin bir açıklama yaparak Türkiye’yi reform sürecini hızlandırmaya davet etti. Özellikle temel haklar konusunda ilerleme kaydedilmesi gerektiğini belirten Rehn, bu sayede müzakerelerin hızının da artacağını ifade etti. Komisyon Üyesi, 2009’un Türkiye ile üyelik müzakereleri açısından bir kilometre taşı olabileceğini vurguladı.
Konuya ilişkin bir açıklama da Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’dan geldi. Babacan, tarama süreci tamamlanan 12 başlığın halen Konsey’de beklemekte olduğunu ve Türkiye’den bu konuda pozisyon istenmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Dışişleri Bakanı AB’den taahhütlerine sadık kalmasının ve müzakere sürecinin yapay engellere takılmadan devam ettirilmesinin beklendiğinin altını çizdi. Babacan bu kapsamda, 2009’un ilk yarısındaki Çek Cumhuriyeti Dönem Başkanlığı sırasında müzakerelerin hızlandırılmasının beklendiğini vurguladı.