İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-26 ARALIK 2008

AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ ZİRVESİ 11–12 ARALIK 2008 TARİHLERİNDE BRÜKSEL’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Zirve gündeminde yer alan konulara ilişkin detaylı haberleri aşağıda bulabilirsiniz.

  • Lizbon Antlaşması’nın Onaylanmasına İlişkin Yol Haritası Belirlendi

Zirve sonucunda, İrlanda açısından önemli görülen yasal hükümlerin, 2010 veya 2011 yılında onaylanması beklenen Hırvatistan’ın Katılım Antlaşması’na bir Protokol olarak eklenmesi kararlaştırıldı. Böylece, Antlaşma’nın onaylanması Hırvatistan’ın üyeliği ile bağdaştırıldı. Söz konusu gelişmeler doğrultusunda İrlanda’da ikinci referandumun 2009 yılı Ekim veya Kasım ayında yapılması öngörülüyor. İrlanda’nın çekinceleri doğrultusunda hazırlanan Protokol’de yer alacak düzenlemeler şu şekilde özetlenebilir:

Bilindiği üzere, Lizbon Antlaşması’nda, 2014 yılından itibaren Komisyon’un üye sayısının azaltılması öngörülüyor (AB üye devlet sayısının üçte ikisine düşürülmesi). İrlanda tarafından öne sürülen çekincelerin arasında üzerinde en çok durulan konu da bu olmuş ve İrlanda’nın Komisyonerini kaybetmemesi gerektiği sıklıkla dile getirilmişti. Dolayısıyla İrlanda ile AB arasında olumlu sonuçlanacak referandum karşılığında İrlandalı Komisyonerin korunması şeklinde bir anlaşma yapıldığı söylenebilir. Protokolde yer verilen diğer çekinceler ise ülkenin tarafsızlığını, yaşam, aile ve eğitime erişim hakkında ulusal düzenlemeleri ve vergi sistemini kapsıyor. Sonuç olarak, halihazırda Antlaşma’yı onaylamış olan ülkelerin geri adım atmasını engelleyecek şekilde İrlanda’nın taleplerine yanıt veren bir çözüm yolu üzerinde uzlaşılması hedefleniyor.

Lizbon Antlaşması’nın İrlanda tarafından onaylanmasına ilişkin yol haritasının belirlenmesi bağlamında ortaya çıkan konulardan biri de gelecek dönemde (2009-2014) Avrupa Parlamentosu’nun (AP) üye sayısının kaç olacağıdır. Antlaşma’nın, 2009 yılında yapılacak AP seçimlerinin ardından onaylanması durumunda, Parlamento’nun üye sayısının artırılmasına ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesi amacıyla gerekli geçici yasal düzenlemeler en kısa sürede yapılacak. Bu durumda, seçimler Nice Antlaşması hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilecek ve 736 üye seçilecek. Antlaşma’nın onaylanmasının ardından, söz konusu geçici hükümlerin yürürlüğe girmesiyle 18 yeni üye daha Parlamento’ya katılacak ve toplam sayı 754 olacak.

Yukarıda bahsedilen gelişmelere ilişkin olarak İrlanda Dışişleri Bakanı Micheal Martin tarafından yapılan açıklamada, İrlanda’nın elde ettiği kazanımların vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılanacağı ifade edildi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ise, her üye devlet başına bir Komisyoner olması ilkesinin, gelecek genişlemeler sonrasında AB karar alma sürecini daha da karmaşık hale getireceğini öne sürdü. AB Dönem Başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, söz konusu ilkeyi desteklediğini belirterek AB’nin gelecekte daha geniş bir Komisyon’a sahip olmasının faydalı olacağını düşündüğünü vurguladı.

  • AB Ekonomi Kurtarma Planı’nı Kabul Etti

Resesyon tehlikesiyle karşı karşıya olan Avrupa Birliği’nde liderler, çeşitli önlemleri içeren Ekonomi Kurtarma Planı’nı kabul etti. Birlik GSYİH’sinin yaklaşık %1,5’inin ayrıldığı söz konusu planda her ülkede harcanacak tutarlar ise ilgili ülkenin ekonomik koşullarına bağlı olacak. Konsey ayrıca AB bütçesinden harcanmamış tutarın da AB düzeyinde ekonominin canlandırılması amacıyla kullandırılabileceğine karar verdi. Diğer yandan Konsey, en azından orta vadede İstikrar ve Büyüme Paktı kurallarının korunmasını istedi. Mart 2009’da yapılacak gelecek Avrupa Konsey Zirvesi’nde kurtarma planında kaydedilen ilerleme değerlendirilerek, planda değişiklikler ya da eklemeler yapılabilecek.

Zirve toplantısı sonuçlarına göre İstikrar ve Büyüme Paktı AB bütçe çerçevesinin temel unsuru olmaya devam ediyor. Uzun vadeli kamu açığı ve bütçe dengesinin gözetilmesi temel kural niteliğinde bulunuyor. Konsey, ulusal ekonomi kurtarma faaliyetlerinin geçici bütçe açıkları getirmesini normal karşılamakla birlikte, sürdürülebilir kamu finansmanının sağlanması amacıyla üye ülkelerin mümkün olduğu kadar kısa zamanda orta vadeli bütçe hedeflerine dönmeleri gerektiğini vurguladı.

Planda AB genelinde öngörülen önceliklere göre belirlenen eylemler için ayrılan tutar 30 milyar Avro dolayında. Bunun 15,6 milyar Avro’su Avrupa Yatırım Bankası (AYB) ve 14,4 milyar Avro’su AB bütçesinden karşılanacak.

Plan kapsamında şu faaliyetlere yer verilmesi öngörülüyor:

  1. AYB, 2009/2010 dönemi için harcamalarını özellikle KOBİ’ler ve yenilenebilir enerji ve temiz ulaşım (otomobile sanayinin desteklenmesi) için 30 milyar Avro’ya çıkaracak, iklim değişikliği ve altyapıya yönelik bir Avrupa Enerji fonu olan “Marguerite 2020 Fonu”nun oluşturulması,
  2. Altyapı ve enerji verimliliğine ilişkin yatırımların desteklenmesi amacıyla Avrupa Uyum Fonu, Yapısal Fonlar ve Avrupa Tarım ve Kırsal Kalkınma Fonu tarafından desteklenen programların usullerinin basitleştirilmesi ve uygulanmasının hızlandırılması,
  3. Komisyon’un uygun coğrafi dengeye sahip somut projeler hazırlaması doğrultusunda yatırımların artırılması amacıyla bütçede harcanmayan tutarların kullanılması,
  4. Avrupa Küreselleşme Fonu kapsamında ekonominin temel sektörlerinde istihdamın artırılmasını destekleyen faaliyetler gerçekleştirilmesi,
  5. Üye ülkeler tarafından bazı alanlarda indirimli KDV uygulanması (Bu konuda henüz bir anlaşmaya varılmadı. Konsey ECOFIN Konseyi’nden konunun Mart 2009’a kadar karara bağlanmasını istedi),
  6. 500 bin Avro tutarındaki “de minimis” devlet yardımı kuralının yürürlüğe girmesinden önce iki yıllık geçici bir sürenin tanınması ve bu zaman zarfında KOBİ’lere ve diğer şirketlere yardımın artırılması amacıyla sistemde düzenlemeler yapılması; 1 Aralık 2008’de kabul edilen Küçük İşletmeler Eylem Planı’nın tam uygulanmasının sağlanması,
  7. AB mevzuatında kamu sözleşmelerinin 87 günden 30 güne düşürülerek sürenin hızlandırılmasına imkan veren düzenlemenin gelecek yıl uygulamaya geçirilmesi,
  8. İşletmelere yönelik bürokrasinin önemli düzeyde azaltılması.

AB bütçesinin harcanmayan kısmının Ekonomi Kurtarma Planı kapsamında kullanılması amacıyla Zirve’de, enerji ağları ve geniş bant altyapısının geliştirilmesi kapsamında 2009 ve 2010’da ihtiyaç duyulan 5 milyar Avro için AB mali perspektifinin gözden geçirilmesine karar verildi. Söz konusu tutardan 1,2 milyar Avro’nun “yeşil” otomobil üretimi, enerji tasarruflu binalar ve yüksek hızlı internet erişiminin desteklenmesi, 500 milyon Avro’nun ise trans Avrupa ağları projesi ve 500 milyon Avro’nun diğer projeler için kullanılması öngörüldü.

Üye ülkelerden ise artan ve koordineli bir çaba sarf etmesi bekleniyor. Gerçekleştirilmesi planlanan eylemler, talebin artırılmasına yönelik önlemler, motorlu taşıtlar ve inşaat gibi krizden en çok etkilenen sektörlere odaklanılması, kamu harcamalarının artırılması, vergi yükünün azaltılması, sosyal maliyetlerin düşürülmesi, bazı iş alanlarının desteklenmesi ya da en fazla risk altında bulunan hane halkı gruplarına doğrudan yardım şeklinde olabilecek. Söz konusu eylemlerin Lizbon stratejisi yapısal reformlarıyla birlikte gerçekleştirilmesi gerekiyor.

  • Enerji ve İklim Değişikliği Paketi Onaylandı

İklim değişikliğiyle mücadelede önemli taahhütler içeren enerji ve iklim değişikliği paketi üzerinde uzlaşmaya varıldı. Bu çerçevede, 2020 yılına kadar sera etkisi yaratan karbon salınımlarının yüzde 20 oranında azaltılması ve AB genelinde tüketilen toplam enerjinin yüzde 20'sinin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi yer alıyor. "20-20-20" adıyla anılan paket, ayrıca 2020'ye kadar yüzde 20 oranında enerji tasarrufu yapılmasını öngörüyor.

Farklı ekonomik koşullara sahip 27 üye ülkenin enerji ve iklim değişikliği paketi üzerinde uzlaşması ‘tarihi bir karar’ olarak nitelendirilirken, söz konusu paket, yoğun tartışmalar neticesinde, başta Macaristan, Polonya, Almanya ve İtalya olmak üzere bazı ülkelere verilen tavizlerin sonunda kabul edildi. Doğu Avrupa ülkelerine ilave ücretsiz karbon kredisi verilmesi ve Batı Avrupa'daki sanayi işletmelerine karbon emisyonlarını azaltma maliyetlerini düşürebilmeleri için önemli teşvikler sağlanmasına yönelik tavizler, çevre örgütleri tarafından eleştirildi.

AB Dönem Başkanı Fransa’nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Zirve’nin ardından düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, söz konusu Konsey Zirvesi’nin Avrupa tarihinde her zaman hatırlanacağını, zira dünyada, iklim değişikliğiyle mücadelede bağlayıcı kuralları oybirliğiyle kabul eden başka bir kıta bulunmadığını ifade etti. Sarkozy,  iklim değişikliğiyle mücadelede en başta belirlenen hedeflere sadık kalındığını ve küresel mali krizin bu hedeflere ulaşılmasında bir bahane olarak kullanılamayacağını, aksine, krizin sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir ekonomik büyüme sağlanmasına yönelik çabalarını daha da güçlendirdiğini belirtti. Sarkozy, ayrıca, pakete ilişkin müzakerelerin beklenenden daha kolay geçtiğini belirterek, Polonya gibi elektrik üretiminde büyük oranda kömüre bağımlı olan ülkelerin talep ettiği istisnalar ile Macaristan gibi belirgin enerji sorunları bulunan ülkelerin taleplerinin göz önüne alındığını kaydetti. Aralık 2009’de yapılacak olan Kopenhag konferansına hazırlık niteliği taşıyan ve Poznan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferansı ile bağlantılı olarak, Sarkozy, AB Konseyi’nin tüm dünyaya olumlu bir mesaj gönderdiğine işaret etti.

Nicolas Sarkozy, üye ülkelerin tutumuna ilişkin açıklamasında, istenilen hedeflere ulaşmak için bir yıl geçiş süresi talep eden İtalya ile anlaşma sağlandığını, Almanya’nın ise Polonya ile rekabet sorunları yaşamaması için 2013 ve 2016 yılları arasında daha az çevre kirliliği yaratan yeni elektrik santralleri kurması için destekleneceğini belirtti. Öte yandan, Polonya’nın 2013–2020 yılları arasında dayanışma fonu kapsamında 60 milyar PLN tutarında mali yardımdan yararlanacak olmasının Polonya Başbakanı Donald Tusk tarafından memnuniyetle karşılandığı dile getirildi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise yaptığı açıklamada, iddialı hedefler üzerinde tarihi bir uzlaşma sağlanmasıyla AB’nin güvenilirlik testini başarıyla geçtiğini vurguladı. Barroso, ayrıca, yeni teknolojiler ile düşük karbonlu, yenilikçi ve istihdam yaratan bir ekonomi yaratılması konusunda, ABD’ye, AB’nin çabalarını desteklemesi yönünde çağrıda bulundu.

Zirvenin ardından yayımlanan Zirve Sonuç Bildirgesi’nde, sera gazı salımlarının 2020’ye kadar %20 oranında azaltılmasına ilişkin taahhüdün, 2012 yılından sonraki dönem için, Kopenhag’da varılacak iklim değişikliği ile ilgili kapsamlı bir uzlaşma çerçevesinde, %30 oranına çıkarılması yer alıyor. Bu kapsamda, diğer gelişmiş ülkelerin ve ekonomik açıdan göreceli iyi durumda olan gelişmekte olan ülkelerin de üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği vurgulanıyor. Bildirge’de, ayrıca, Mart 2010’da Avrupa Komisyonu’nun Konsey’e, Kopenhag konferansının sonuçlarına ilişkin detaylı bir değerlendirme raporu sunması ve Konsey’in, bu değerlendirmeye dayanarak,  %30 hedefinin Avrupa sanayisinin rekabet etme gücü üzerindeki etkisini de içeren bir durum tespiti hazırlamasına yer veriliyor.                           

  • Enerji Politikası Alanında Adımlar Atılması Kararlaştırıldı

Zirve’de, Komisyon tarafından 13 Kasım 2008 tarihinde açıklanan Enerji Güvenliği ve Dayanışma Faaliyet Planı ile AB enerji politikasının 2. stratejik analizinin hızla gözden geçirilmesi çağrısı yapıldı. Böylece “Avrupa için Enerji 2010-2012” isimli üç yıllık faaliyet planının hazırlanması hedefleniyor. Bir önceki döneme ait üç yıllık faaliyet planının sonuçları ise 2009 yılının Mart ayında yapılacak zirve toplantısında değerlendirilecek.

2008 yılının son zirve toplantısında AB üye devletlerinin liderleri enerji güvenliğinin artırılması için iklim değişikliği ile mücadelenin istikrarlı faaliyetler ile birleştirilmesi gerektiğini vurguladılar. AB üyesi devletlerin liderlerinin üzerinde durduğu diğer hususlar iklim değişikliği/enerji paketi ve Ekonomik Kurtarma Planı çerçevesinde binaların ve altyapının enerji etkinliklerinin artırılması, çevre dostu ürünlerin desteklenmesi ve daha çevre dostu araçlar üretilmesi için otomotiv sanayinin desteklenmesi oldu.