İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
8-14 EYLÜL 2008

ULUSLARARASI MALİ PİYASALARDA YAŞANAN GELİŞMELER

Başta gayrimenkul piyasaları olmak üzere dünya genelindeki nakit sıkıntısının derinleşmesiyle başlayan ve uzun zamandır etkisini hissettiren mali krizin tablosu, Amerika’nın dev şirketlerinin iflas ve devirleriyle yeni bir boyut kazandı. Geçtiğimiz günlerde yatırım bankası Lehman Brothers'ın iflas başvurusunda bulunması ve Bank of America'nın Merrill Lynch'i satın alacağını açıklaması, ABD Merkez Bankası (FED) ile diğer merkez bankalarını çeşitli önlemler almaya itti.

Diğer yandan, ABD’nin dev sigorta şirketi American International Group’un (AIG) iflas etmesinin dünya çapında zincirleme bir krize yol açmasından kaygılanan Amerikan Hükümeti, şirkete 85 milyar dolar para aktarmayı ve karşılığında firmanın hisselerinin yüzde 80’ini denetimi altına almayı kararlaştırdı. Bu karar, finans piyasalarının istikrarını arttırma ve krizin etkilerini sınırlama şansı nedeniyle çeşitli çevrelerce de desteklendi. Amerikan Yönetimi, iki hafta önce de dev "mortgage" şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac’in denetimine el koyarak şirketlerin iflasını engellemiş; ancak yatırım bankası Lehman Brothers’in bu hafta içinde çökmesine müdahale etmemişti. AIG müdahalesinin ardından dünya borsalarında genel bir yükseliş eğilimi gözlenmesine karşın, uzmanlar, krizin henüz atlatılmadığına dikkat çekiyorlar. Bankaları iflasa sürükleyen etkenlerin başında, bilançolarını olası zararlara karşı hiçbir önlem almadan aşırı şekilde genişletmeleri ve riskli konut ve tüketici kredilerine yatırım yapmaları geliyor.

Dünya genelinde para piyasalarındaki sıkışıklığı azaltmak için, Amerika, Avrupa, İsviçre, Japonya, İngiltere ve Kanada Merkez Bankaları, koordineli bir şekilde harekete geçti. FED, bu bankalarla swap (faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişimlere bağlı riski azaltmak için başvurulan değişim işlemleri) hatlarını genişletirken, Avrupa Merkez Bankası (AMB), bugünden itibaren gecelik dolar fonlaması yapacağını belirtti. Yeni açılan swap hatlarıyla, Japonya, İngiltere ve Kanada merkez bankaları da, kendi ülkelerinin para piyasalarında dolar fonlaması yapacaklar.

Uluslararası mali piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken; AB üyesi ülkelerin Maliye Bakanları da (ECONFIN), 12 – 13 Eylül tarihlerinde, AB içinde ve Avro Alanı’ndaki ekonomik yavaşlamanın detaylı bir analizini yapmak üzere gayri resmi olarak toplandı. Bu toplantıda, ekonomideki yavaşlamanın arkasında, dünyadaki finansal krizin yanı sıra enerji ve yiyecek fiyatlarındaki artışın da etkisinin gözlendiğine, bu artışların kısmen de olsa yüksek enflasyon rakamlarını açıkladığına değinildi.

Avro’nun ortak para birimi olarak kullanılmaya başlandığından beri, Avro Alanı’nda ilk kez düşüşe geçen gayri safi yurt içi hâsıla (GSYİH) ise, AMB’nin büyüme oranı tahminlerini düşürmesine neden oldu. Avro Ülkeleri Ekonomik Grup Başkanı ve Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, yaptığı açıklamada, mali piyasalardaki krizin henüz sona ermediğini; ancak Avro Alanı’nda durgunluk (resesyon) görülmeyeceğini dile getirdi. Juncker, Amerikan Yönetiminin AIG’ye para aktarmasının ve İngiliz Bankası Barclays'ın, iflasını açıklayan Lehman Brothers'ın bir kısmını almaya karar vermesinin krizi atlatmaya yeterli olmayacağını; ancak Avrupa’nın ABD’ye göre daha iyi durumda olduğunu da sözlerine ekledi. Avrupa’nın mali sisteminin çok daha dengeli olduğunu vurgulayan Juncker, buna rağmen büyümenin yavaşlayacağını ve bu yıl için yüzde 1,3 büyüme tahmin ettiklerini belirtti. Avrupa’da finansal istikrarı arttırmak için özellikle bankacılık ve sigortacılık alanlarında faaliyet gösteren sınır ötesi kuruluşların, hareketlerinin gözlemlenmesinin önemine de değiniliyor.

Bu arada, Avrupa Komisyonu’nun Ekonomik ve Parasal İşlerden Sorumlu Üyesi Joaquín Almunia da yaptığı açıklamada, ilk çeyrekte her şey yolunda giderken ikinci çeyreğin beklenenden kötü olduğunu, üçüncü çeyrekte de bir büyümenin gerçekleşmediğini, dördüncü çeyrek için de aynı durumun beklendiğini ifade etti. Almunia, Avrupa’nın belli başlı ekonomilerine bakıldığında da, yüksek enflasyonun ve finansal krizin etkilerinin gözlemlendiğini, bazılarının tahmin edilenden daha kötü durumda olduklarını, bu nedenle ülkelerin Maliye Bakanları ile görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. Özellikle İspanya’da inşaat ve konut sektörlerindeki krizin etkisiyle; İngiltere’de ikinci çeyrekte gözlemlenen negatif büyüme oranlarıyla, İtalya’da ise yüksek enflasyon rakamı nedeniyle (%3,7) ortaya çıkan tablolara dikkat çekiliyor. Keza Komisyon, geçen haftalarda yaptığı açıklamada, İngiltere, İspanya ve Almanya ekonomilerinin yılsonuna kadar resesyona girebileceği tahmininde bulunmuştu. Diğer yandan, Hollanda ve Polonya’da beklenenin üstünde kaydedilen büyüme rakamları ise, AB içinde farklı ülkelerin farklı ekonomi politikalarına ihtiyaç duyabileceğini gündeme getiriyor.

Bu arada, AB27’de cari açık da artmaya devam ediyor. Yılın ikinci çeyreğinde cari açık, 36.3 milyar Avroya ulaştı. Cari açık, geçen yılın aynı döneminde 18.1 milyar Avro ve bu yılın ilk çeyreğinde 26.5 milyar Avro idi. Aynı döneme ait hizmetler sektöründeki dış ticaret dengesi ise, 17.4 milyar Avroluk fazla verirken; bu rakam, ilk çeyrekte 17.4 milyar, geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde ise, 24.5 milyar Avro olarak kaydedilmişti.