İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-19 OCAK 2007

TÜRKİYE DELEGASYONU BAŞKANI MARC PİERİNİ KATILIM SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini 12 Ocak 2007 tarihinde Barselona'da gerçekleşen 7. Yıllık AB-Türkiye Konferansı’nda bir konuşma yaptı. Pierini konuşmasında katılım müzakereleri, AB-Türkiye ilişkilerinin küresel boyutu, Türkiye’deki reformlar ve algılamadaki farklılıklar olmak üzere başlıca dört konuya değindi.

Konuşmasına katılım müzakereleri ile ilgili kısa bir değerlendirmeyle başlayan Pierini “İşletmeler ve Sanayi Politikaları” başlığında Türkiye’den Müzakere Pozisyon Belgesi’nin beklendiğini ifade etti. Katılım müzakereleri süreci ne şekilde devam ederse etsin, Türkiye-AB ilişkisinin önemini korumaya devam edeceğini belirten Pierini NATO üyesi ve Avrupa Konseyi’nin de kurucu üyesi olan Türkiye’nin, Soğuk Savaş döneminde yakın bir müttefik olduğunu hatırlattı.

Pierini konuşmasında Türkiye’nin Avrupa için aşağıda sıralanan 4 farklı açıdan önem taşıdığını belirtti:

1. Türkiye gelişen dinamik ekonomisi ve genç işgücü ile ekonomik büyüme ve artan refah düzeyine katkı sağlıyor. Bunun bir göstergesi de son bir ay içerisinde, Vodafone ve Renault gibi büyük firmaların Türkiye’deki yatırımları.

2. Enerji kaynakları açısından transit ülke konumundaki Türkiye’nin uyuşturucu ve insan ticareti, organize suçlar ve yasadışı göçle mücadelede jeo-stratejik öneminden dolayı Avrupa’nın güvenliği açısından vazgeçilmez bir ortak durumunda olması.

3. Türkiye’nin günümüzün en sorunlu bölgeleriyle tarihten gelen bağları ve bu bölgeler hakkındaki bilgisi, AB’nin Orta Doğu’da ve Kafkaslarda çatışmaları çözümleme, barış ve istikrarı tesis etme çabalarına katkıda bulunma kapasitesini arttırıyor.

4. Medeniyetler İttifakında da ifade edildiği gibi Türkiye, çoğunluğu Müslüman laik bir ülke olarak İslam dünyası ile Batı arasında özel bir köprü rolü oynayabilir.

Bütün bunların AB-Türkiye ilişkilerinde karşılıklı çıkarları desteklemek amacıyla geliştirilmesi gereken yeni diyalog yolları bulunduğunu gösterdiğini belirten Pierini bu şekilde AB-Türkiye ilişkilerinin sadece katılım müzakereleri temeline oturtulmaktan çıkartılmış olacağını da ekledi.

Türkiye’deki reformlar konusuna da değinen Pierini, Türk toplumunun kendisini hızla ve köklü bir şekilde dönüştürmekte olduğunu, bu tür yoğun değişimlerin bir toplumda gerilimler yaratabileceğini ancak bunun normal bir durum olarak algılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca AB açısından bakıldığında, reformlar ne kadar çabuk ve derinden gerçekleştirilse müzakereler açısından da o kadar olumlu bir ortam sağlanacağını vurguladı.

Pierini AB’nin, Türkiye’nin reform sürecini Avrupa Yatırım Bankası kaynaklı krediler ve Komisyon tarafından yürütülen katılım öncesi programlar için taahhüt edilen fonlar gibi araçlarla yoğun bir şekilde desteklediğini belirtti.  Komisyon’un Türkiye’de sürdürdüğü programın, dünya çapındaki en büyük ülke programı olup, Komisyon’un Ankara’daki delegasyonunun, kadrosuyla dünyanın en büyük tek ülke Delegasyonu niteliğinde olduğuna işaret eden Pierini Türkiye’de AB tarafından mali olarak desteklenen programların bir çok alanda faal olarak sürdürüldüğünü açıkladı.

Pierini, Türkiye’nin stratejik unsurlarının, bugün AB içinde yeterli düzeyde takdir edilmediğini, diğer yandan, AB içindeki evrimsel ve tarihsel güçlüklerin de Türkiye tarafından yeterli düzeyde anlaşılmadığını belirtti. Tarafların algılamaları arasında mevcut boşluğun giderilmesinin önemine değinen Pierini, müzakerelerin teknik olarak tamamlanmasına rağmen katılımın, gerek Türkiye’de gerek Avrupa Birliği’nde kamuoyu desteği sağlanmadan mümkün olamayacağına işaret etti. Algıları değiştirmenin uzun zaman alması nedeniyle çalışmaya vakit kaybetmeden başlanması gerektiğinin altını çizdi.

Sonuç olarak Pierini, her müzakerenin inişleri ve çıkışları olabileceğini bulunulan noktada, hem AB hem de Türk Hükümeti’nin müzakerelerin devam etmesi yönündeki kararlılıklarını bir kez daha teyit ettiklerini belirtti. Bu süreçte, AB-Türkiye ilişkilerinin global gözle değerlendirilmesi ve ileriye bakılması gerektiğini ifade etti.