İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
22 EYLÜL-5 EKİM 2008

AVRUPA, FİNANSAL KRİZE KARŞI ORTAK TAVIR OLUŞTURMA ÇALIŞMALARINA HIZ VERDİ

Finansal krizin etkileri Avrupa’da daha çok hissedildikçe, Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ortak politika arayışları da hız kazandı. Her ne kadar Amerikan Senatosu tarafından kabul edilen 700 milyar dolarlık kurtarma paketi, piyasaları bir miktar rahatlatsa da, Avrupa kendi tavrını daha net kararlarla ortaya koymaya çalışıyor. Hem finansal hem de reel sektörde ciddi etkileri görülmeye başlanan kriz karşısında, Avrupa Merkez Bankası, (ECB) diğer merkez bankalarıyla koordineli bir şekilde faizleri düşürmeyi planlıyor.

 4 Ekimde Paris’te dört G8 ülkesi (Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere) liderleri toplandı. Avro grup Başkanı ve Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Junker, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Avrupa Merkez Bankası (AMB=ECB) Başkanı Jean-Claude Trichet’in de katıldığı mini zirvede, Avrupa’nın bankacılık ve finans sisteminin sağlamlığı ve istikrarının korunması için yapılması gerekenler masaya yatırıldı ve mali sıkıntıdaki bankaları kurtarmak ve güven ortamını yeniden kurmak için gereken acil önlemler tartışıldı. Bu noktada Almanya hala ülkelerin kendi politikalarını yapması gerektiğini savunurken; başta Fransa olmak üzere diğer ülkeler, ortak politika izlenmesinin gerekliliğini dile getirdi. Tüm bu görüşmelerde liderler, uluslararası finans sisteminde şeffaflık ve sorumluluk ilkelerine dayanan ve küresel entegrasyonu esas alan gerçek bir reform girişiminin önemi üzerinde durdu ve bunun bir an önce yapılmasının gerekliliğinin altını çizdi.

Öte yandan İrlanda’da hükümet ülkenin kredi sağlayan başlıca altı kuruluşunda tüm mevduat ve borçlanmaları garanti altına aldığını açıkladı. Bu açıklama diğer üye ülkelerde tartışmalara neden olurken, önümüzdeki günlerde mevduat garantisi limitleri konusunun masaya yatırılması bekleniyor. Tüm dünyadaki finansal krizin Türkiye’ye etkileri konusunda da değişik görüşler var. Bu görüşler, Türkiye’de de bu etkilerin ciddiye alınması ve gerek hükümet gerekse Merkez Bankası politikaları ile bilinçli bir strateji çerçevesinde şekillendirilmesi gereksiniminde birleşiyor.