İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
20-26 Ekim 2008

ULUSLARARASI MALİ KRİZE İLİŞKİN GEÇTİĞİMİZ HAFTA YAŞANAN GELİŞMELER

Küresel mali krizin tüm boyutlarıyla tartışıldığı günlerde, liderler de, uzlaşmacı politika arayışlarına hız verdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Jean-Claude Trichet, güven ortamını yeniden yapılandırma çalışmalarının sürdüğünü, bu çabalara, bankaların da, borç verme görevlerini yerine getirerek katkıda bulunmaları gerektiğini belirtti. Bu arada Avrupa hükümetlerinin mevduat garantisi arttırma ve yardım görüşmeleri de, bankacılık sistemini yeniden işler hale getirme çabalarının önemli bir unsurunu oluşturuyor. IMF Avrupa Bölümü Başkan Vekili Alessandro Leipold, finansal krizin reel sektöre etkileri nedeniyle, önümüzdeki yıl, ekonomide ciddi bir yavaşlama görüleceği uyarısında bulundu.

15 Kasım’da Washington’da toplanacak olan Dünya Finans Zirvesi’nde ortak çalışmalara yönelik çok ciddi kararlar alınması bekleniyor. Bu zirveden önce ise, 7 Kasım’da, küresel mali krizi görüşmek üzere Avrupa hükümet ve devlet başkanları toplanacak. Bu toplantıda esas olarak,  Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin önerileri tartışılacak.

Bu hafta Türkiye’de ekonomi gündeminde yer alan en önemli tartışma ise, döviz kurları konusunda oldu. Dolar ve Avro’nun hafta başında başlayan yükselişi 24 Ekim’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz satım ihalelerine başlamasıyla hız kesti. Haftaya 1,5 YTL seviyesinde başlayan dolar, Cuma günü 1,7 YTL seviyelerine kadar çıktı. Avro ise 2YTL seviyesinde başladığı haftayı 2,14 YTL seviyelerinde kapattı. TCMB’nin yaptığı ihaleler ve bu ihalelerin yaratacağı beklentiler ile önümüzdeki günlerde kurların inişe geçmesi bekleniyor. Temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan TCMB’nin ülkedeki ekonomik dengelere göre gerekli durumlarda bu tip politikalar izlemeye devam etmesi bekleniyor.

Küresel finansal krizin reel sektöre etkileri de tartışılmaya devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nden (ILO) yapılan açıklamalara göre, yaşanan kriz nedeniyle, 2009 yılında tahminen 20 milyon kişi işsiz kalacak (ki bu da dünyadaki işsiz sayısını 210 milyona kadar çıkaracak). Bu nedenle hükümetlerin işsizlik tazminatı ve sigorta ödemeleri konusunda da yardım hazırlıkları yapmasının önemi belirtiliyor.