İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
27 NİSAN-4 MAYIS 2007

ÇEVRESEL SORUMLULUK DİREKTİFİ YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Yeni bir yaklaşım ortaya koyan Direktif, 1980’li yılların sonunda başlayan tartışmaların bir sonucu olarak, AT Antlaşmalarında yer alan “kirleten öder ilkesi” üzerine inşa edilmiş ilk Topluluk yasasını oluşturuyor. Direktif, AB içinde, çevreye verilen zararların önüne geçilmesini ve çevreye zarar veren aktörlerin sorumluluğunu sorgulamayı amaçlıyor. Bu bağlamda Direktif, su kaynakları, doğal habitatlar, hayvan ve bitki türleri ile toprak kirliliğinin sebeplerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin önlemler içeriyor. Üye ülkelerin, 30 Nisan’a kadar, söz konusu Direktif’i ulusal mevzuatlarına aktarmış olmaları gerekirken, sadece İtalya, Letonya ve Litvanya’nın yükümlülüklerini yerine getirdiği kaydedildi.

Konuya ilişkin olarak açıklama yapan Avrupa Komisyonu’nun Çevreden Sorumlu Üyesi Stavros Dimas, “kirleten öden” ilkesinin Avrupa çevre politikasının temelini oluşturduğunu belirtti. Çevresel sorumluluk Direktifi’nin çevreye tehdit oluşturan unsurları öngörmeyi teşvik ettiğine dikkat çeken Dimas, çevreye ciddi zarar verilmesi durumunda, zarar verenin bu zararı tazmin edeceğini vurguladı. Ancak, sadece üç üye ülkenin bu önemli Direktife uyum sağladığını belirten Dimas, diğer üyeleri uyum konusunda çabalarını yoğunlaştırmaları için uyararak, aksi halde Avrupa Komisyonu tarafından gerekli prosedürlerin başlatacağını hatırlattı.

Direktif, çevreye zarar verme riski taşıyan veya risk potansiyeline sahip faaliyetleri, su veya havaya ağır metaller bırakan, tehlikeli kimyasal madde ile atık üreten ve yakan tesislerin faaliyetleri olarak sıralıyor. Dolayısıyla bu işletmeler Direktif uyarınca çevreye verdikleri zararı karşılamak zorunda kalacak. Diğer ekonomik işletmeler ise yanlışa kapıldığına veya ihmale ilişkin bir uyarı almaları halinde, yine ilgili zararı tazmin etmekle yükümlü olacaklar.

Direktif kapsamında, kamu makamları, ilgili ekonomik işletmelerin, zararın tazmin edilmesine ilişkin önlemleri almasını veya finanse etmesini gözetmek gibi çevresel sorumluluk alanında önemli bir role sahip. Sivil toplum örgütleri ise, gerekli gördüğü durumlarda, kamu makamlarına müdahalede bulunmaları için talepte bulunabiliyor ve kamu tarafından alınan kararın doğruluğunu sorgulamak için mahkemeye başvurabiliyor. Çevreye verilen zararın, birden fazla AB üyesi ülkeyi ilgilendirmesi durumunda ise ilgili üyelerin zararın tazmin edilmesi konusunda işbirliğine gitmesi öngörülüyor. 

Direktif, üye ülkelerin sigorta gibi çevresel sorumluluklarından kaynaklanan riskleri karşılayan araçların oluşturulmasını teşvik etmelerini ve işletmelerin de bu araçlara başvurmasını destekliyor. Bu bağlamda Avrupa Komisyonu’nun, 2010 yılında konuya ilişkin bir rapor hazırlaması ve 2014 yılında da Direktif’in etkin uygulanışına ilişkin genel bir rapor sunması bekleniyor.