İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
26 KASIM-2 ARALIK 2007

AVRUPA KOMİSYONU, AVRUPA’NIN REKABET GÜCÜ EN YÜKSEK ALTI SEKTÖRÜNE İLİŞKİN RAPOR HAZIRLADI

Avrupa Komisyonu’nun 26 Kasım 2006 tarihinde yayımladığı “AB Sanayi Yapısı 2007, Zorluklar ve Fırsatlar” isimli çalışmada, AB-25 içindeki en rekabetçi altı üretim sektörü ilaç, makine ve ekipman, uçak, uzay gemisi, metal olmayan maden ürünleri, baskı ve yayıncılık ile bilimsel araçlar olarak belirlendi. Çalışma, AB ekonomisini sektörel bir bakış açısıyla ele alırken, sektörlerin rekabet gücü AB’de ve dünyadaki ihracat rakamları esas alınarak incelendi. Çalışmanın sektörel yaklaşımı her bir sanayi kolunun performansı ile ilgili bilgi verirken, AB ekonomisinin rekabet edebilirliğinin de genel olarak açıklanmasına katkı sağlaması hedeflendi. Söz konusu altı temel sektörün, üretim sanayiindeki ihracatın % 34’ünü oluşturduğu ortaya koyuldu. Radyo ve Televizyon alıcıları, elektronik radyo dalga ve hatları, ofis makineleri, giyim, tekstil, diğer araçlar, demiryolu ve diğer taşıma araçları ile temel madenler sıralamanın sonunda yer aldı.

Rapordaki bilgilere göre, sanayileşmiş ülkelerin bütününe bakıldığında, üretimde AB‘nin rekabet edebilirliği oldukça olumlu olarak gerçekleşti. Piyasa hizmetlerinde AB performansı söz konusu olduğunda, zayıf üretkenlik performansıyla bağlantılı olarak düşük büyüme oranı ile, AB rekabet edebilirliği çok daha az olumlu bir görüntü çizdi.

AB’ye göre, Amerika, Japonya, Çin ve Hindistan’ın performansı farklı sektörel rekabet edebilirlik profilleri sergiledi. Uçak ve uzay gemisi, bilimsel araçlar, baskı ve yayıncılık ABD’de en yüksek karşılaştırmalı üstünlükler indeksini sergileyen üç önemli sektör olarak tanımlandı. Japonya’nın ana malzemelerde (demiryolu malzemeleri, gemi sanayii), motorlu taşıtlar ve diğer araçlarda yüksek rekabet edebilirliğe önem verdiği belirtildi. Çin ve Hindistan söz konusu olduğunda; Çin, radyo ve televizyon alıcıları, ofis makineleri ve telekomünikasyon ekipmanları gibi sektörlerde yüksek rekabet edebilirlik sergilemesine rağmen, sektörel uzmanlık profili güçlü bir şekilde tekstil, giyim ve deriye yöneldi. Artan küreselleşme ve Çin’in önemli bir ticari partner olarak ortaya çıkışı, üye devletlerin toplam ticareti içindeki AB-içi ticaretin nisbi payını düşürdü. Bununla birlikte, AB-içi ticaret hâlâ üye ülkelerin ihracat ve ithalatlarının geniş payını açık ara oluşturmaya devam etti: 2005’te AB-15, üretim ihracatlarının % 59’unu, ithalatların % 60’ını diğer AB-15 üyesi ülkelere gerçekleştirmiştir. Ancak 1988’de bu oranlar sırasıyla 64 % ve 67 % idi. AB-içi ticaretinde göreceli olarak önemli ölçüdeki düşüş, genişlemenin de önemli rol oynadığı AB-15 üye ülkelerinin giderek dışa açılmasındaki artış ile açıklanabilmektedir.

Rapordaki verilere göre, AB üretim sanayiindeki sektörel büyüme oranları yeni gelişen ekonomilerle karşılaştırıldığında dünya ortalamasının altında gerçekleşti. Fark, radyo ve televizyon malzemeleri ile ofis makineleri olmak üzere iki bilgi-iletişim sektöründe daha da açığa çıktı. AB’nin yüksek büyüme oranı gerçekleştirdiği sektörler kimyasal, mineral petrol arıtma ve nükleer yakıt, gıda ve içecek, kağıt hamuru ve kağıt ürünleri, madensel olmayan mineral ürünler, ahşap ve ahşap ürünler ile üretilmiş metal ürünler olarak ortaya koyuldu. Ancak bunların içinde AB’nin lider konumunda olduğu sektörlerin oldukça az olduğu belirtildi. Ayrıca, AB’de deri ve ayakkabı, giyim, tekstil olmak üzere üç üretim sektörü olumsuz büyüme oranı gösterdi. Dünyada da söz konusu sektörlerdeki büyümenin durgun ve olumsuz olmasının yanında, AB içindeki büyüme oranları önemli ölçüde daha düşük olarak gerçekleşti.

Raporun üye ülkeler bazındaki bulgularına göre, Finlandiya, Macaristan, İrlanda, Lüksemburg, İsveç ve İngiltere elverişli sanayi yapısı ve ortalamanın üstünde performanslarıyla sektörel büyümeyi yakaladı. Buna karşılık, İtalya ve Çek Cumhuriyeti’nin, sanayi yapısı ve sektörlerinin rekabet edebilirliği olumsuz olarak rapora yansıdı. Diğer üye ülkelerin konumu ise daha karmaşık olarak tanımlandı: Belçika, Fransa ve Almanya elverişli sanayi kompozisyonundan yararlanırken, sektörlerinin rekabet edebilirliğinin ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etki gösterdiği tespit edildi. Avusturya, Danimarka, İspanya, Yunanistan, Hollanda, Polonya, Portekiz ve Slovakya’da sanayi kompozisyonu bütün olarak ekonominin büyümesini kolaylaştırmazken, sektörel rekabet gücü büyüme faktörü olarak ortaya çıktı.

Raporda, talep açısından, mal giderleri ve özel tüketim giderlerindeki  dağılıma bakıldığında, hizmetlere doğru kademeli geçişin en temel değişim olarak görüldüğü açıklandı. Özel tüketimde giyim, ayakkabı, mobilya, ve diğer ev ekipmanlarının payında olduğu gibi, yiyecek ve içeceklerin payının da geçen otuz yıllık süre içerisinde azaldığı göz önüne alınarak, diğer tüm kategorilerde, temel olarak da hizmetlerin özel tüketimdeki payının arttığı bilgisi yer aldı.