İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-12 ARALIK 2012

AB BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ EGEMEN BAĞIŞ GENEL İŞLER KONSEYİ SONUÇLARINA İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME YAYIMLADI

T.C. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın AB Genel İşler Konseyi sonuçlarına ilişkin olarak 12 Aralık 2012 tarihinde yayınlanan değerlendirmesini aşağıda bilginize sunuyoruz:

AB Genel İşler Konseyi’nin 11 Aralık tarihli toplantı sonuçları yayımlanmıştır.

Genel İşler Konseyi sonuçlarında, AB’ye katılım sürecimiz ve Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde;

  • Dinamik ekonomisi ve stratejik konumuyla, Türkiye'nin AB için “kilit ülke” olduğunun Konsey tarafından bir kez daha teyit edilerek, bütün Avrupa kıtasının refahına katkı sağladığının hatırlatılması,
  • AB’nin, Türkiye’deki reformların itici gücü olduğunun ve katılım müzakerelerine en kısa zamanda yeniden ivme kazandırılmasının her iki tarafın da çıkarına olduğunun vurgulanması,
  • Özellikle ortak menfaatleri ilgilendiren alanlarda AB’nin Türkiye ile var olan siyasi diyalogunu geliştirmek konusunda kararlı olduğunun belirtilmesi,
  • Türkiye’nin Konsey tarafından önemli bir bölgesel aktör olarak tanınması ve bölgesinde izlediği aktif politikaya dikkat çekilmesi,
  • Türkiye’nin Suriye’deki rolünün vurgulanması ve Suriyeli sığınmacılara yönelik politikasının memnuniyetle karşılanması,
  • Ülkemizin siyasi reform sürecindeki kararlılığının dikkate değer görülmesi, bu çerçevede Ombudsman ve İnsan Hakları Kurumunun kurulması, güvenlik güçlerinin sivil denetimi, kadın hakları ve cinsiyet eşitliğine ilişkin yeni düzenlemeler yapılması, Üçüncü Yargı Paketinin kabul edilmesi gibi gelişmelerin olumlu karşılanması,
  • Dördüncü Yargı Paketi hazırlıklarına ilişkin kararlılıktan övgüyle bahsedilmesi,

hükümetimizin AB sürecinde kaydettiği gelişmelerin ve önümüzdeki dönemde atacağı adımların doğru yönde olduğunun birer göstergesidir.

Konsey Sonuçlarında, Pozitif Gündem çerçevesinde yürütülen çalışmalardan övgüyle bahsedilmektedir. “Müzakere sürecinde inandırıcı bir yaklaşım olmadan, Türkiye'nin AB'ye katkısının gerçek anlamda sağlanamayacağının” vurgulanmış olması ise, ülkemizin karşı karşıya kaldığı haksızlıkların Konsey tarafından da kabul edildiğini göstermekte ve Pozitif Gündemin geçici bir yöntem olduğunu teyit etmektedir. Pozitif Gündemin amacı müzakerelere ivme kazandırılmasıdır. Ancak siyasi blokajlar kalkmadan müzakere sürecinde ilerleme kaydedilemeyeceği de aşikârdır.

Bu çerçevede, AB’nin, bir yandan oybirliğiyle 23. ve 24. fasılların müzakerelerin başında açılmasını ve bu iki faslın diğer fasılların açılabilmesi için ön şart haline getirilmesini karar altına alırken, diğer yandan bir üye ülkenin AB’nin menfaatlerine de aykırı bir şekilde bu fasılları bloke etmesi açık bir çelişkidir. Bu fasılların açılış kriterlerini dahi Türkiye’ye bildirmemişken, Genel İşler Konseyinin (GİK) Türkiye’yi temel haklar, ifade ve basın özgürlüğü gibi bu fasıllar kapsamındaki bazı konularda eleştirmesi etik değildir.

Diğer taraftan, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik yasadışı göçün “kaynaklarından biri” olarak nitelendirilmesi gerçeklerle bağdaşmayan, önyargıyla kaleme alınmış bir saptamadır. Türkiye, ekonomik gücü, demokrasisi, siyasi istikrarı ve bireysel hak ve özgürlüklerde ulaştığı seviye ile insanımızın kendi topraklarında yaşamaktan mutluluk ve gurur duyduğu bir ülke haline gelmiştir. Nitekim son dönemlerde bazı AB üyesi ülkelerin resmi istatistikleri, Türkiye’nin Avrupa'ya göç veren değil, göç alan bir ülke konumuna geldiğini göstermektedir. Avrupa Birliği’nin, vize konusunu yasadışı göçle doğrudan ilişkilendirmesini ve bu bağlamda Geri Kabul Anlaşmasına atıfta bulunmasını doğru bir yaklaşım olarak değerlendirmiyoruz.

Vize, Türk halkını en fazla rahatsız eden ve kendini en az Avrupalı hissettiren unsurların başında gelmektedir. Anlaşmalardan kaynaklanan haklarına rağmen, AB ülkelerinin vize uyguladığı tek aday ülke Türkiye’dir. Türkiye, vatandaşlarının çektikleri vize çilesine son vererek, vizesiz Avrupa idealini gerçekleştirmek için kararlıdır. Bu çerçevede, AB'nin Türkiye için adil ve uygulanabilir bir Vize Muafiyeti Yol Haritası hazırlamasını bekliyoruz. Vize muafiyeti diyalogunun karşılıklı hassasiyetleri dikkate alacak şekilde, olumlu bir yaklaşımla sürdürülmesi her iki tarafın da menfaatinedir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'nin geleceğini ipotek altına alan yaklaşımını, her Konsey toplantısında olduğu gibi, bu toplantıda da ortaya koyması, hem Türkiye hem de AB adına büyük bir hayal kırıklığıdır. Bu çerçevede, Konsey Sonuçlarında yer alan Türkiye'nin açıklama ve "tehditlerinden” derin kaygı duyulduğu ve dönem başkanlığının rolüne tam anlamıyla saygı gösterilmesi yönündeki ifadeler yersiz ve anlamsız olarak değerlendirilmektedir.

Avrupa Birliği evrensel değerler üzerine inşa edilen kıtasal bir barış projesidir. Türkiye'nin üyeliği halinde, dünya barışına katkı sağlayacak küresel bir aktör olabilecektir. Eğer AB küresel bir aktör olma arzusundaysa ve kendi imzasını onurlandırmak gibi bir kaygı taşıyorsa Türkiye'nin müzakere sürecinin önündeki siyasi engelleri ortadan kaldırmak durumundadır.

Güneş balçıkla sıvanmaz. Avrupa içerisinde gözlerini parmaklarının ucuyla kapayanlar görmüyor diye Türkiye’nin AB reformları doğrultusunda attığı adımlar yok sayılamaz. Hükümetimiz tam üyelik müzakereleri çerçevesinde reform çalışmalarını sürdürmek konusunda kararlıdır. Ahde vefa ilkesi çerçevesinde aynı kararlılığın, Avrupa Birliği tarafından da sergilenmesini bekliyoruz.