İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
24 EKİM-8 KASIM 2012

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN ALMANYA’DA TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Berlin’deki Türk Büyükelçiliği’nin yeni binasının açılışı vesilesiyle Almanya’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Türkiye’nin yurtdışındaki en büyük dış temsilcilik binası olma özelliğini taşıyan binanın açılış törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Berlin’de bulunan yabancı misyon şefleri ve eyalet politikacıları da katıldı.

Açılışın ardından Nicolas Berggruen Enstitüsü tarafından düzenlenen “Avrupa Krizin Ötesinde” temalı toplantıya katılan Erdoğan, toplantının kapanış konuşmasını yaptı. Başbakan Erdoğan konuşmasında, Avrupa’daki ekonomik krizin, AB üyesi ülkeler kadar, Avrupa ile her alanda sağlam ilişkileri olan ve üyelik müzakerelerini kararlıkla sürdüren Türkiye’yi de doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.  Krize ve krizin yol açtığı belirsizliklere bağlı olarak üye ülkelerle yapılan ticarette düşüşler yaşandığını ancak tüm bu zorluklara rağmen AB’nin Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı olma özelliğini koruduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda dış ticaret ortaklarını çeşitlendirerek sadece Avrupa kıtasında sabit kalmayarak Afrika, Latin Amerika ve Uzak Doğu gibi bölgelere yönelik açılım sağlamış olunsa da hala ticaretin yüzde 37’sinin AB ülkeleriyle gerçekleştiğini ifade etti. Erdoğan, bunun yanında, Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların yüzde 70’inden fazlasının da AB ülkeleri tarafından yapıldığını ve Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin yarısından fazlasının AB ülkelerinden geldiğini belirtti.

Konuşmasında, Türkiye’nin bir süredir AB liderler zirvesine davet edilmemesine de değinen Başbakan Erdoğan, böyle bir ideolojik yaklaşım olmaması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin, dönemin Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac zamanında Liderler Zirvesi’ne davet edildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, bu iki liderin görevlerinden ayrılmasının ardından gelen yeni yapılanma nedeniyle zirveye davet edilmediklerini belirtti. Erdoğan, böyle bir ideolojik yaklaşımın doğru olmadığını ifade ederek, Avrupa Birliği’nin yalnız siyasi bir birlik olmadığını, her yönüyle, siyasi, sosyal yönleri de olan bir birlik olduğunu ve birliğin ideolojik bir birlik haline getirilmesi durumunda kaybedenin yine AB olacağını vurguladı.

Türkiye’nin AB üyelik sürecine de değinen Erdoğan, AB’nin amacına ve başarısına inandığımız için üyelik hedefinden vazgeçilmediğini belirtti. Başbakan Erdoğan konuşmasında, müzakere sürecinin siyasi kaynaklı nedenlerden tıkandığını ifade ederken, üyeliğin her iki tarafın da yararına olduğunun görülmesi gerektiğine inandığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, Almanya ziyareti kapsamında, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında Angela Merkel,
özellikle terörle mücadele çerçevesinde Türkiye’ye her zaman destek sağlamayı istediklerini ifade etti.  Gelecek yıl Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştireceğine değinen Merkel, Türkiye’de ve Almanya’da bir Türk-Alman üniversitesinin kurulması için girişimlerini sürdüreceğini belirtti. Merkel ayrıca, dış politika alanında Almanya ve Türkiye’nin iki müttefik ülke olduklarını belirtti. Türkiye’nin son dönemde gösterdiği hızlı ekonomik büyümeden övgüyle bahseden Almanya Şansölyesi Merkel, Avro Alanı’nda da benzer bir büyüme olmasını temenni ettiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan ise konuşmasında, T.C. Berlin Büyükelçiliği binasının, 250 yıllık bir tarihi olan Türk-Alman diplomatik ilişkilerinin taçlandırılması anlamına geldiğini ve bunun Türkiye-Almanya ilişkilerine verilen önemin de bir nişanı olduğunu ifade etti.

Türkiye-Almanya ikili ilişkileri gözden geçirildiğinde siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel alanda gelinen noktanın önemine değinen Başbakan Erdoğan,  dış ticaret hacminin 2011 yılı itibariyle 32 Milyar Avro’ya ulaştığını ve Temmuz 2012 itibariyle 17 Milyar Avro olduğunu belirtti. Dış ticaret hacminde yakalanan hedefin aynı zamanda 2013’e yönelik adımların da belirleyicisi olacağını vurguladı.

Almanya’da yaşayan Türk toplumunu ilgilendiren konuların başında gelen çifte vatandaşlık konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, Fransa’daki çifte vatandaşlık uygulamasını örnek göstererek, Almanya’da bulunan 3 milyona yakın Türk vatandaşının çifte vatandaşlık talebinin Alman hükümeti tarafından dikkate alınması gerektiğinin önemini vurguladı. Angela Merkel’in geçmişte olduğu gibi yeniden fırsat vermesi durumunda 2 milyon 300 bin civarında çifte vatandaşlığı alamayan Türk vatandaşının sıkıntısının giderileceğinin altını çizdi. Erdoğan ayrıca, Almanya’dan Türkiye’ye gelen 50 bin civarında Alman vatandaşının bir kısmına vatandaşlık vermeye başlandığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda, halihazırda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB Konseyi dönem başkanlığını yürütmekte olduğunu ve bu makam ile herhangi bir görüşme olmadığını ifade etti. Erdoğan, GKRY’nin Kıbrıs’ın tamamını temsilen tek taraflı olarak AB üyesi olmasını eleştirdi ve dünyada Kıbrıs diye kabul edilebilen bir devlet olmadığını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve GKRY olduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, Türkiye olarak yalnızca KKTC’yi tanıdıklarını vurguladı ve Angela Merkel’in geçmiş bir konuşmasında GKRY’yi Avrupa Birliği’ne almakla hata yaptıklarını kabul ettiğini belirtti.

Türkiye’nin AB ile bütünleşme sürecinin 50 yıllık bir süreç olduğunu ifade eden Erdoğan, bütünleşme sürecinde hiçbir ülkeye böyle bir muamelede bulunulmadığını belirterek, üyelik sürecinin artık sonuçlandırılması gerektiğinin altını çizdi. Başbakan Erdoğan, bu sürecin bir an önce sonuçlandırılmasını temenni ederken, müzakere başlıkları göz önüne alındığında Türkiye’nin, Avrupa Birliği üyeliğine Üye Devletlerin birçoğundan daha fazla hazır durumunda olduğunu vurguladı.

Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin konuşan Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Avrupa Birliği’nin dürüst bir müzakere ortağı olduğunu vurgulayarak, hazırlanan İlerleme Raporu’nda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar olduğunu ifade etti. Müzakerelerin sürdürüleceğini belirten Merkel, ciddi sorunların var olduğunu ancak açıkça müzakerelerin sürdürülmesini desteklediklerini ve diğer Üye Devletlerle birlikte bu müzakereleri dürüst bir şekilde devam ettireceklerini ifade etti.