İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-11 EYLÜL 2012

İKV, “ABD’NİN GELECEK BAŞKANLIK SEÇİMLERİ SONRASI TİCARET POLİTİKASI VE AB-ABD TİCARET İLİŞKİLERİ” KONULU BİR SEMİNER DÜZENLEDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı, 10 Eylül 2012 tarihinde, “ABD’nin Gelecek Başkanlık Seçimleri sonrası Ticaret Politikası ve AB-ABD Ticari İlişkileri” başlıklı bir seminer düzenledi. Başkanlık ve Kongre Çalışmaları Merkezi’nin  (Center for the Study of the Presidency and Congress) kıdemli danışmanı Sherman Katz, gelecek ABD yönetimi tarafından uygulanabilecek olası ticaret politika senaryolarını açıkladı. Bu kapsamda, ABD’nin Çin ve gelişmekte olan Asya devletleriyle ticari ilişkileri ve Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliği sonrasındaki ticari ilişkileri seminerde ele alınan başlıca konular arasında yer aldı. Ayrıca seminerin sonunda, Sherman Katz, özellikle Transatlantik Ekonomik İşbirliği çerçevesinde AB ve ABD arası ticari ilişkilere değindi.

Sherman Katz sunumuna başlarken, ticarete ilişkin sorunların başkanlık seçimi kampanyasının küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen, yeni seçilecek yönetimin, 1930 yılında yaşanan Büyük Buhran’dan bu yana ortaya çıkmış en ağır ekonomik krizden çıkarken ciddi bir ticaret açığıyla baş etmek zorunda kalacağını belirtti.

Geçtiğimiz bu son dört yıl içinde sürdürülen ticaret politikasının değerlendirmesini yaparken, Sherman Katz, başkanlığı döneminde Obama’nın, kendisine Bush yönetiminden miras kalan Kolombiya, Peru ve Kore ile müzakere edilen Serbest Ticaret Anlaşmaları’nı tamamlama görevinin dışında herhangi yeni bir anlaşma yapma girişiminde bulunmadığını vurguladı. Tüm bunların yanı sıra, Katz, Başkan Obama’nın üçüncü ülkelerle ticari anlaşmaları gerçekleştirmek için Kongre’den daha fazla yetki talebinde bulunmaya denemediğine de dikkat çekti.

Sunumunda, Sherman Katz gelecek dönem ABD yönetiminin ticarete ilişkin ele alması gerekecek dört önemli soruna değindi. Bu dört temel sorunu şu şekilde sıraladı; Trans-Pasifik Ortaklık, Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliği sonrasında yürütülecek ilişkiler, ABD ticari anlaşmaların hükümlerinle ve düzenlemelerle Çin’e karşı artırılan yaptırımlar ve son olarak Hızlı İşlem olarak da bilinen Ticareti Geliştirme Yetkisi.

Sherman Katz, önceki Bush yönetiminin esas olarak Trans-Pasifik Ortaklığı girişimini, Çin’in Asya bölgesinde artan ekonomik etkisinin dengelenmesini sağlayacak bir fırsat olarak gördüğünü açıkladı. Katz, Başkan Obama’nın, Trans-Pasifik Ortaklık çerçevesinde ilgili devletlerle müzakereleri sürdürdüğünü ve bu girişimde yer alan ülkelerin farklı ekonomik konumda bulunmaları nedeniyle oldukça yavaş ilerleyen müzakere sürecine rağmen, söz konusu ortaklığın Japonya dâhil birçok ülkenin ilgisini çektiğini vurguladı. Sherman Katz, Japonya’nın olumlu yaklaşımına karşın, Amerika Birleşik Devletleri’nin temelde otomotiv sektöründe yaşanan sorunlar sebebiyle, Japonya’nın bu ortaklığa katılması konusunda tereddütleri olduğunu belirtti. 

Sherman Katz, Rusya ve ABD’nin, özellikle Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne üyeliği sonrasındaki ilişkilerine değinirken, ABD yönetiminin Rusya’ya Jackson-Vanik Yasası ile yıllık muafiyet üzerine verdiği taahhütleri nedeniyle kalıcı olarak verilen en iyi tarife uygulamalarını artık sağlayamayabileceğini belirtti. Katz’a göre, Suriye ve İran konusunda yaşanan siyasi anlaşmazlıktan dolayı, ABD’nin Rusya ile ticari ilişkilerini geliştirmekten imtina etmesi sonucunda diğer ülkelerin bu durumdan istifade edip Rusya ile ticari ilişkilerini güçlendirebileceklerinin göz önünde tutulması gerekiyor. Sherman Katz’a göre, Başkan Obama yönetiminin, Başkan adayı Romney’e kıyasla, küresel sorunlar ve İran ve Suriye ilişkileri üzerinde yoğunlaşarak Rusya ile daha güçlü ilişkiler yürütme arayışında olduğu açıkça görülüyor.

Sherman Katz, özellikle Obama’nın başkanlığı döneminde, Çin’e karşı açılan anti-damping davaları kapsamında ticari yaptırımlarını arttığını açıkladı. Sherman Katz’a göre, Başkan Obama Çin ile ticari konuların ötesinde, bilgisayar korsanlığı ve casusluk gibi daha stratejik ve uluslararası konularda ilişkilerini geliştirme arayışındadır. Konuşmasında, Sherman Katz, Çin ve ABD ilişkileri ekseninde, düşük değerde tutulan Çin Para birimi hususunda ortaya çıkan endişelere de değindi.

Sherman Katz, Ticareti Geliştirme Yetkisi’nin Kongre tarafından Başkana verilen uluslar arası ticaret anlaşmalarını müzakere etme yetkisi olduğunu ve bu anlaşalar üzerinde Kongre’nin etkisini sadece onaylama ve reddetme ile sınırlı hale getirdiğini açıkladı. 2007 yılında süresi dolan Ticareti Geliştirme Yetkisi’nin Başkan Obama tarafından yenilenmediğinin altını çizen Katz, bunun Başkan’ın ticaret konusundaki tartışmaların içine çekilmek konusundaki isteksizliğini bir bakıma gösterdiğini ileri sürdü.

Sherman Katz, konuşmasında, ticaret politikasını etkileyebilecek dış faktörlere de değindi. Bu bağlamda, 2013 yılında yüzde 8,5’in üzerine çıkması öngörülen işsizlik oranı karşısında, hükümetin ekonomik teşviklere ve ulusal önlemlere ağırlık vermesinin, ticaret sorunları ve politikalarına odaklanılmasına engel teşkil edebileceğine dikkat çekti. Bir diğer önemli belirleyici etkenin ise,  Avro Bölgesi’nde yaşanan ekonomik kriz olduğunu belirtti. Sherman Katz, Avro Bölgesi’ndeki ekonomik krizin derinleşmesi halinde, ABD yönetiminin Avrupa Birliği’nden ziyade Asya bölgesi ile daha sıkı ticari ilişkiler yürütmeye yönelebileceğini açıkladı.

Sunumunun sonunda, Sherman Katz, özellikle Trans-Atlantik Ekonomik Ortaklığı çevresinde, AB ve ABD arasındaki ticari ilişkilere değindi. AB-ABD arasında yürütülen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerindeki son gelişmelere bağlı olarak elde edilecek kar-zarar konusunda tereddütlerin söz konusu olduğunu ifade etti. Yürütülen müzakereler ve tartışmalar esnasında, özellikle tarım, kamu ihaleleri ve deniz taşımacılığı konularında sorunların baş göstermeye başladığını vurguladı. Örneğin, tarım alanında, bilimsel bulgularını üye devletlerin oylamasına sunan Gıda Güvenliği Ajansı’nın işleyişi ABD hükümeti tarafında eleştirilmekte. Bu durum,  Avrupa Birliği’nin gıda güvenliği konusuna bilimsel bir yaklaşımdan ziyade siyasi bir yaklaşım benimsediği şeklinde yorumlara neden oluyor.

Sherman Katz, sunumu boyunca ticaretin tartışmalı ve politik anlamda hassas bir konu olduğu üzerinde durdu. Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşmasına (NAFTA) karşı Amerika’daki muhalefet örneğinden yola çıkarak, Amerika’da farklı kesimlerin ticaretin serbestleştirilmesinden endişe duyduğunu dile getirdi. Endişe duyanlar arasında bir yandan Demokratlara desteğiyle bilinen İşçi Sendikası, diğer yandan da cumhuriyetçi kanada destek veren KOBİ’ler yer alıyor. Katz, serbest ticaretin -bazen abartılmakla birlikte- kısa dönemde işsizlik oranında bir artışa neden olabilmesine rağmen, genel anlamda serbest ticaretin yaşam standartları üzerindeki etkisi incelendiğinde, ilgili ülkeler için karşılıklı fayda sağladığına dikkat çekti.