İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
18-22 ARALIK 2006

AB KONSEYİ ZİRVE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI

AB Zirvesi, 14-15 Aralık 2006 tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleştirildi.  Zirve Sonuç Bildirgesi’nin  “Genişleme Stratejisi” bölümünün İKV tarafından gerçekleştirilen resmi olmayan tam çevirisi; diğer bölümlerinin ise özet çevirisi aşağıda yer almaktadır:

14 – 15 ARALIK 2006 AVRUPA KONSEYİ SONUÇLARI

1.   AB Konseyi toplantısı öncesinde, Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell tarafından yapılan sunumun ardından AB Konseyi Borrell’e Avrupa Parlamentosu Başkanlığı süresince gerçekleştirdiği çalışmalar nedeniyle teşekkür etmiştir.

2.   AB Konseyi 1 Ocak 2007 itibariyle AB üyesi olacak olan Bulgaristan ve Romanya’yı sıcak bir şekilde karşılamaktadır. Bulgaristan ve Romanya’nın katılımı beşinci genişlemenin başarılı bir şekilde tamamlandığına işaret edecektir.

REFORMU DEVAM ETTİRMEK: ANAYASAL ANTLAŞMA

3.   AB Konseyi’nin Haziran 2006’daki toplantısında kararlaştırıldığı üzere, Birlik iki yönlü bir yaklaşım izlemiştir. Birlik, bir yandan reform sürecinin sürdürülmesine hazırlanırken diğer yandan da somut sonuçlar elde etmek üzere mevcut antlaşmaların sunduğu olanaklardan en iyi şekilde yararlanılması üzerine yoğunlaşmıştır. Başkanlık, AB Konseyi’ne Anayasal Antlaşma ile ilgili üye ülkelerle yaptığı istişarelere ilişkin değerlendirmesini sunmuştur. Bu istişarelerin sonuçları, 2007 yılının ilk yarısında sunulacak olan rapor hazırlıklarının bir parçası olarak, Almanya Başkanlığı’na iletilecektir. AB Konseyi, Avrupa bütünleşme sürecinin değerlerini doğrulamak üzere Roma Antlaşmalarının 50. yıldönümünün kutlanmasının önemini yeniden teyit etmektedir.

I.  GENİŞLEME STRATEJİSİ

4.   Haziran 2006 AB Konseyi’nde kararlaştırıldığı üzere ve Komisyon’un genişleme stratejisine ilişkin tebliği ile AB’nin yeni üyeleri entegre edebilme kapasitesine ilişkin özel raporuna dayanarak AB Konseyi genişlemeye ilişkin derin bir tartışma gerçekleştirmiştir.  AB Konseyi konsolidasyon, koşulluluk ve iletişime dayanan genişleme stratejisiyle birlikte AB’nin yeni ülkeleri entegre etme kapasitesinin genişlemeye ilişkin yenilenmiş bir uzlaşının temelini oluşturduğunda mutabık kalmıştır. AB, genişleme sürecindeki ülkelere karşı taahhütlerine sadıktır.

5.   Genişleme, Avrupa Birliği ve tüm Avrupa için bir başarı öyküsü olmuştur. Avrupa’nın bölünmüşlüğünün aşılması ile kıtada barış ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlamıştır. Reformlara esin kaynağı olmuş ve özgürlük, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, hukukun üstünlüğü ve piyasa ekonomisi gibi ortak ilkeleri sağlamlaştırmıştır. Daha geniş bir iç pazar ve ekonomik işbirliği refah ve rekabet edebilirliği artırmış ve genişlemiş Birliği küreselleşmenin getirdiği fırsat ve tehditlere daha iyi cevap verebilir hale getirmiştir. Genişleme ayrıca, AB’nin dünyadaki ağırlığını artırmış ve daha güçlü bir uluslararası partner haline getirmiştir.

 6.  AB’nin entegrasyon kapasitesinin sürdürülebilmesi için, aday ülkelerin Birlik üyeliğinden doğan yükümlülüklerini tam olarak üstlenmeye hazır ve ehil olmaları ve Birliğin verimli bir şekilde işleyebilmesi ve gelişebilmesi gerekmektedir. Bu boyutların her ikisi de daha fazla şeffaflık ve daha iyi iletişim yoluyla güçlendirilmesi gereken geniş ve sürekli kamu desteğinin sağlanması için esastır.

7.   AB Konseyi, AB’nin devam etmekte olan katılım müzakerelerine ilişkin taahhütlerine sadık olduğunu teyit etmektedir. Katılım sürecini düzenleyen ve yakın geçmişte güçlendirilen kurallar, müzakerelerin tüm aşamalarında sıkı koşulluluğu getirmektedir. AB Konseyi, müzakerelerin kalitesi ve yönetimine ilişkin Komisyon tarafından önerilen iyileştirmelere katılmaktadır. Dolayısıyla, idari ve adli reformlar ile yolsuzlukla mücadele gibi zorlu konular ilk aşamalarda ele alınacaktır. Buna ek olarak, siyasi ve ekonomik diyalogların neticeleri katılım müzakerelerine dahil edilecektir. Katılım sürecinin hızı, müzakere eden ülkenin reform neticelerine bağlıdır ve her ülke kendi koşulları göz önünde bulundurularak değerlendirilecektir. Birlik, müzakerelerin tamamlanma aşamasına yaklaşılmadan, katılıma ilişkin hedef tarihler belirlemekten kaçınacaktır.

8.   AB Konseyi, Batı Balkanların geleceğinin Avrupa Birliği içinde olduğunu tekrar teyit etmektedir. AB Konseyi, her ülkenin Avrupa Birliği’ne doğru ilerleyişinin, Kopenhag kriterlerine uyum kapsamında gerçekleştirdiği münferit çabalara ve İstikrar ve Ortaklık Sürecinin koşulluluğuna bağlı olduğunu tekrarlamaktadır. Bir ülkenin ticari hükümler dahil olmak üzere İstikrar ve Ortaklık Anlaşmaları’ndan doğan yükümlülüklerini uygulama sicili, AB’nin herhangi bir üyelik başvurusunu değerlendirmesinde temel faktördür.

9.   AB Konseyi, AB’nin kendi gelişimini sürdürebilmesi ve derinleştirebilmesinin sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. Genişlemenin hızı, Birliğin yeni üyeleri hazmetme kapasitesini göz önüne almalıdır. AB Konseyi, Komisyon’u, bir ülkenin üyelik başvurusuna ilişkin yayımladığı Komisyon Görüşü’nde yer alan ve katılım müzakereleri süresince gündeme gelen temel politika alanlarına ilişkin etki analizi hazırlamaya davet etmektedir. Birlik genişlerken, başarılı bir Avrupa entegrasyonu AB kurumlarının etkili şekilde işlemesini ve AB politikalarının daha fazla geliştirilmesini ve sürdürülebilir şekilde finanse edilmesini gerektirmektedir.

TÜRKİYE

10. AB Konseyi, Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nin 11 Aralık 2006 tarihinde Türkiye’ye ilişkin almış olduğu kararları onaylamaktadır. (İlgili karara ulaşmak için IKV web sayfasına bakınız)

HIRVATİSTAN

11. AB Konseyi, 11 Aralık 2006 tarihli Genel İşler ve Dışişleri Konseyi’nin Hırvatistan’a ilişkin almış olduğu kararları onaylamaktadır (İlgili karara ulaşmak için IKV web sayfasına bakınız)

BATI BALKANLAR

12. AB Konseyi, Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya’ya verilen aday ülke statüsünün, bu ülkenin reform başarılarının tanınması anlamına geldiğini not etmektedir. AB Konseyi, katılım sürecinde ilerlenmesi hedefi yönünde gelişme kaydedilmesi için, temel alanlarda reformların hızının artırılması ve Avrupa Ortaklığı’nda tespit edilen önceliklerin uygulanması çağrısında bulunmaktadır.

13. AB Konseyi, müzakerelerin en kısa sürede tamamlanması amacıyla, tüm bölge ülkeleriyle vize kolaylığı ve yeniden kabul müzakerelerinin başlatılmasını memnuniyetle karşılamaktadır. Bu anlaşmaların sonuçlandırılması AB ve Batı Balkan ülkeleri halkları arasındaki temasları geliştirecek ve özellikle genç nesil için seyahat imkanlarını artıracaktır. Selanik Gündemi’ni hatırlatarak, AB Konseyi, aynı zamanda Batı Balkan halkları tarafından vizesiz dolaşım perspektifine verilen önemi kabul etmektedir. Ayrıca, AB Konseyi, bölge öğrencilerine daha fazla burs verilmesi yoluyla da halklar arasındaki temasların geliştirilmesi arzusunun altını çizmektedir.

14. AB Konseyi, 19 Aralık tarihinde Bükreş’te imzalanacak olan Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması’nda (CEFTA) kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşılamakta, bölgesel ve kapsayıcı bir ticaret anlaşmasını beklemektedir. Yeni CEFTA, hem ekonomik hem siyasi açıdan ileriye dönük önemli bir adım olacaktır. 

15. Sırbistan’ın gelecekte Avrupa Birliği’ne katılımı memnuniyetle karşılanmaya devam etmektedir. AB Konseyi, Haziran 2006 tarihli Batı Balkanlar’a ilişkin Deklarasyon’unu hatırlatarak, Sırbistan’ın Avrupa rotasına olan bağlılığının ve desteğinin devem ettiğini yinelemektedir.  Bu çerçevede, Sırbistan makamlarını, özellikle Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ile tam  işbirliği olmak üzere, gerekli koşulları yerine getirme yönünde çabalarını hızlandırmaya teşvik etmektedir. Sırbistan’ın önemli kurumsal kapasitesi dikkate alındığında, AB Konseyi, İstikrar ve Ortaklık Anlaşmaları müzakereleri yeniden başlatıldığında Sırbistan’ın AB yolundaki hazırlıklarını hızlandırabileceğine inanmaktadır.

II. ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK VE ADALET ALANI

AB Konseyi, Lahey Programı’nın uygulanmasını değerlendirmiş ve özgürlük, güvenlik ve adalet alanın daha fazla geliştirilmesine yönelik taahhüdünü  yenilemiştir. AB Konseyi bu çerçevede göç ile özgürlük, güvenlik ve adalet alanındaki karar alma mekanizmasının iyileştirilmesini tartışmıştır. AB vatandaşlarının özellikle sınır ötesi suç, terörizm ve göç konularında somut adımlar atılmasına yönelik  beklentilerinin mevcut karar alma mekanizması ile karşılanmasının zorluğuna değinilmiştir. Bu bağlamda AB Konseyi, üye ülkelerin yetkili makamları arasında işlevsel bir işbirliğinin güçlendirilmesiyle somut gelişmelerin gerçekleştirilebileceğine değinerek, Birliğin reform süreci çerçevesinde oluşturduğu ilkeleri yeniden teyit etmektedir.

KAPSAMLI BİR AVRUPA GÖÇ POLİTİKASI

AB Konseyi, 21. yüzyılın başında AB’nin öncelikli alanlarından biri olan göçün beraberinde getireceği fırsatlar ve zorlukların ele alınması gerektiğine inanmaktadır. 1999 Tampere Zirvesi sonuçları, 2004 Lahey Programı ile 2005 tarihinde kabul edilen Göçe Yönelik Küresel Yaklaşım üzerine inşa edilen Avrupa göç politikası karşılıklı güven, ortak sorumluluk, insan hakları, göçmenlerin temel özgürlükleri ve Cenevre sözleşmesine dayanmaktadır.

2006 yılında yaşanan gelişmeler ve Göçe Yönelik Küresel Yaklaşım’ın uygulanmasında kaydedilen ilerleme göç konusunun kapsamlı bir şekilde ele alınması ve gayretlerin artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede AB Konseyi, 2007 yılı boyunca aşağıdaki adımları atmaya karar vermiştir:

  • Uluslararası işbirliği ve üçüncü ülkelerle diyalog geliştirilecek ve derinleştirilecektir. Bu çerçevede özellikle,
  • Avrupa Birliği ile Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ortaklık  geliştirilecektir. Bu ortaklık, 2006 yılında Rabat ve Tripoli’de gerçekleştirilen Bakanlar Konferanslarında üstlenilen ortak taahhütler, Avrupa Birliği ve Afrika arasında göç alanında başlatılan diyalog ve Euromed süreci üzerine inşa edilecektir.  Göç alanındaki diyaloğun güçlendirilmesi amacıyla 2007 yılı boyunca önemli Afrika ülkelerine AB heyetleri gönderilecektir.
  • Göçün temelindeki nedenler ile başa çıkılması amacıyla mali araçlar dahil Birliğin farklı politikaları arasındaki uyum artırılacaktır.
  • Üye ülkeler ve Komisyon göç ve kalkınma konularını yardım politikaları ve programlamalarına entegre edecek; göç veren ülkeler ve geçiş ülkelerini ulusal kalkınma planlarına göç konularını dahil etmeleri yönünde teşvik edecek ve etkili bir göç yönetimi için kapasite oluşturulmasını destekleyecektir.
  • Göçün daha eşgüdümlü bir şekilde yönetilmesi amacıyla göç ve kalkınma konularında ilgili ülke, AB üye devletleri ve Komisyon’un yanı sıra ilgili uluslararası örgütleri bir araya getiren  işbirliği platformları oluşturulacaktır.
  • Eylül 2006 tarihli Uluslararası Göç ve Kalkınmaya ilişkin BM Üst Düzey Diyaloğu’nun sürdürülmesi sağlanacak; göç ve kalkınma konusunun uluslararası toplumun gündeminde tutulmasında Avrupa Birliği öncü bir rol üstlenecektir.
  • Geri dönüş ve yeniden kabul alanında üçüncü ülkelerle işbirliğinin geliştirilmesi için tedbirler alınacak; geri dönen göçmenlerin topluma yeninden entegrasyonuna özel önem verilecek; yeniden kabul anlaşmalarına yönelik müzakereler yoğunlaştırılacaktır.
  • Özellikle insan ticareti ve kaçakçılığı ile mücadele edilmesi amacıyla üçüncü ülkelerle işbirliği içerisinde göç yolları üzerindeki çalışmalar artırılacaktır. Bu çerçevede kadınlar ve çocuklar gibi savunmasız gruplara uluslararası koruma sağlanacaktır.
  • Üçüncü ülkelerle, AB üye devletlerinin işgücü piyasalarındaki ihtiyaçlarına göre uyarlanmış ortaklıklar geliştirilmesi amacıyla yasal göçün AB’nin dış politikalarına nasıl dahil edilebileceği değerlendirilecek; dolaylı ve geçici göçün kolaylaştırılması için yollar ve önlemler araştırılacaktır. AB Konseyi, Komisyon’u Haziran 2007’ye kadar AB ve üçüncü ülkeler arasında yasal göçün daha iyi düzenlenmesine ilişkin detaylı öneriler sunmaya davet etmektedir.
  • AB’ye komşu doğu ve güney doğu bölgelere Global Yaklaşım uygulanacaktır. Komisyon Haziran 2007’ye kadar güçlendirilmiş diyalog ve somut tedbirlere ilişkin öneriler sunmaya davet edilmektedir.
  • Yasadışı göç ile mücadele alanında üye devletler arasında işbirliği güçlendirilecektir. Bu çerçevede özellikle:
  • Yasadışı istihdama yönelik tedbirler yoğunlaştırılacaktır. Komisyon Nisan 2007’ye kadar somut önerilerde bulunmaya davet edilmektedir.
  • Sınır kontrollerinin güçlendirilmesi ve kişilerin doğru teşhis edilmesi amacıyla tüm mevcut ve yeni teknolojiler kullanılacaktır. Komisyon, 2007 yılı sonuna kadar denetimin iyileştirilmesine ilişkin bir rapor hazırlamaya davet edilmektedir.
  • 2006 yılında kabul edilen sınır yönetimi stratejisine dayanarak AB’nin dış sınırlarının yönetimi güçlendirilecektir. Bu çerçevede özellikle
  • Frontex’in (Sınır güvenliği alanında üye devletler arasında işbirliğinin sağlanması amacıyla faaliyet gösteren Avrupa Ajansı) ekonomik ve idari kapasitesi artırılacaktır.
  • Frontex, üye devletler tarafından sağlanan teknik ekipmanların kaydının tutulmasına ilişkin çalışmalarını acilen tamamlamaya davet edilmektedir.
  • Frontex, en kısa zamanda, bölgedeki üye devletlerle birlikte güney deniz sınırlarında Sahil Devriye Ağı oluşturmaya davet edilmektedir.
  • Deniz yoluyla yasa dışı göçle mücadelede alınacak önlemlere ilişkin yönlendirici ilkeler geliştirilmesine yönelik çalışmalar geliştirilecektir.
  • Parlamento ve Konsey, Acil Sınır Müdahale Timlerinin oluşturulmasına ilişkin Tüzük üzerinde 2007 yılının ilk yarısında anlaşmaya varmaya davet edilmektedir.
  • Üye devletlerin mevcut ve gelecekteki işgücü ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak amacıyla iyi yönetilen göç politikaları geliştirilecektir. Aralık 2005 tarihli Yasal Göç Politika Planı çerçevesinde gelecek Komisyon önerilerinin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • Entegrasyon ve kültürler arası diyalog teşvik edilecek; her tür ayrımcılıkla mücadele edilecek; entegrasyon politikaları güçlendirilecek ve ortak hedef ve stratejiler kararlaştırılacaktır.
  • 2010 yılı sonuna kadar Ortak Avrupa Mülteci Sistemi oluşturulacaktır.
  • Kapsamlı bir göç politikasının uygulanması için yeterli mali kaynak ayrılacaktır.

Komisyon Aralık 2007 AB Konseyi’nden önce kapsamlı göç politikasının uygulanışına ilişkin bir rapor sunmaya davet edilmektedir.

SCHENGEN ALANININ GENİŞLETİLMESİ

AB Konseyi, 4-5 Aralık 2006 tarihinde Adalet ve İçişleri Konseyi’nin vermiş olduğu kararı onaylamaktadır. Bu çerçevede AB Konseyi, Aralık 2007’den Mart 2008’e kadar Schengen alanının genişletilmesi ve iç sınırların kaldırılması yönünde atılacak adımları beklemektedir.

III. YENİLİKÇİLİK, ENERJİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Yenilikçilik, Avrupa’nın küreselleşmenin getirdiği fırsatlara ve zorluklara etkili bir şekilde karşılık verebilmesi için şarttır. Avrupa’nın, bilginin yenilikçi ürün ve hizmetlere dönüştürüldüğü yenilikçiliğe açık bir ortam yaratmayı amaçlayan stratejik bir yaklaşıma ihtiyacı vardır. Bu kapsamda AB Konseyi aşağıdaki hususların altını çizmektedir:

  • Komisyon 2007 yılında kapsamlı bir Fikri Mülkiyet Hakları Stratejisi sunmaya davet edilmektedir;
  • Konsey ve Avrupa Parlamentosu 2007 yılında Avrupa Teknoloji Enstitüsü’nün kurulması kararını ivedilikle kabul etmelidir;
  • Komisyon, Ortak Teknoloji Girişimlerinin kurulmasına yönelik önerilerini bir an önce hazırlamaya davet edilmektedir;
  • Komisyon, Avrupa standardizasyon kurumlarının kaynaklarını ve çalışma yöntemlerini geliştirecek önerilerde bulunmaya davet edilmektedir.

Ekim ayında düzenlenen olağanüstü Sosyal İşler Toplantısı ışığında, AB Konseyi, istihdam güvenliğiyle birlikte esnekliğin desteklenmesi, işgücü piyasasındaki bölünmüşlüğün azaltılması ve Avrupa işgücü piyasasının işleyişinin iyileştirilmesi amacıyla güvenceli esneklik konusunda kapsamlı bir tartışma yapılması çağrısında bulunmaktadır. Bu kapsamda Avrupa'daki sosyal ortakların güvenceli esneklik konusunda yürütülen mevcut çalışmalara katkıda bulunma niyetlerini memnuniyetle karşılamaktadır.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yenilikçilik ve rekabet edebilirlik için büyük önem taşıdığı dikkate alınarak, 2008 yılı Bahar Zirvesi’nde, Lizbon Stratejisi çerçevesinde yeni nesil internete ve ağlara ilişkin zorluklar gözden geçirilecektir.

AB Konseyi, AB’nin iklim değişikliği politikası ile enerji politikası arasında aynı zamanda istihdam ve büyüme ile sürdürülebilir kalkınma stratejileri arasında güçlü bir bağ olduğunu kabul etmektedir. Tüm bu politikaların birbirlerini desteklemesi gerekmektedir.

Birlik enerji arzının uzun vadeli güvenliğinin sağlanması için aşağıda sıralanan önlemleri belirlemiştir:

  • Önemli üretici ülkeler, geçiş ülkeleri ve tüketici ülkeler arasında işbirliğinin geliştirilmesi;
  • Uyumlaştırılmış kurallar ile birbirine bağlı, şeffaf ve ayrımcılık gözetmeyen bir iç enerji pazarının oluşturulması;
  • Enerji arzında kesinti yaşanması gibi acil durumlara müdahale edebilmek için işbirliğinin geliştirilmesi;
  • Enerji Topluluğu Antlaşması (Energy Community Treaty) ve Avrupa Komşuluk Politikası temelinde iç enerji pazarının ilkelerinin komşu ülkelere genişletilmesi;
  • Yenilenebilir enerji ve yeni enerji teknolojileri de dahil olmak üzere yerel enerji kaynaklarının geliştirilmesi.

AB Konseyi, enerji verimliliğine ilişkin Komisyon Eylem Planı’nı memnuniyetle karşılamakta ve öncelikli tedbirlerin ivedililikle alınması çağrısında bulunmaktadır.

2007 yılı Bahar Zirvesi’nde Avrupa İçin Enerji Politikası’nın bir parçası olarak öncelikli Eylem Planı kabul edilecektir. Bu Eylem Planı  enerji güvenliğinin dış politika yönünü de içerecektir.

Uzun vadeli sonuçları açıklığa kavuşmaya başladıkça iklim değişikliği sorunu daha fazla önem kazanmaktadır. Bu konuda gerçekleştirilen son araştırmalar iklim değişikliği hususunda harekete geçmemenin maliyetinin harekete geçmenin maliyetinden çok daha yüksek olacağını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda AB Konseyi Nairobi’de düzenlenen BM iklim konferansının 2012 sonrası için bir anlaşma geliştirilmesi de dahil tüm sonuçlarını memnuniyetle karşılamaktadır. AB Konseyi küresel karbon piyasasının hayati rolünü dikkate alarak Emisyon Ticaret Direktifi’nde yapılacak ve 2013 sonrasında başlayan üçüncü ticaret döneminde yürürlüğe girecek olan değişiklikleri beklemektedir.

IV. DIŞ İLİŞKİLER

AB Konseyi, Birliğin Afrika’ya yönelik stratejisinin uygulanmasına ilişkin ilerleme raporunu memnuniyetle karşılamıştır. AB Konseyi ayrıca, 2007’nin ikinci yarısında Lizbon’da gerçekleşecek ikinci AB-Afrika zirvesinde ortak bir strateji oluşturulmasına yönelik gayretlerini sürdürecektir. AB Konseyi, Afrika’ya yapılan yardımların 2010 yılında AB brüt milli gelirinin %0,56’sına, 2015 yılında ise %0,7’sine çıkması hedefine bağlılığını ifade etmektedir.

AB Konseyi, BM Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari’nin Kosova’nın gelecekteki statüsünün belirlenmesine yönelik çabalarını tamamen desteklemektedir. Varılacak çözüm, hukukun üstünlüğüne dayalı,  farklı etnik kökenleri barındıran, demokratik bir toplumu teşvik etmeli; bölgesel istikrara katkıda bulunmalı; Kosova’nın AB perspektifinin gerçekleşmesine imkan sağlamalıdır. AB Konseyi, Birliğin Kosova’ya yönelik taahhütlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli mali kaynak yaratılmasına ihtiyaç duyulduğunu da vurgulamaktadır.

AB Konseyi, Avrupa Komşuluk Politikası’nın güçlendirilmesine ilişkin kararlılığını teyit etmektedir. Bu kapsamda, yakın zamanda kabul edilen Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan eylem planlarını, ayrıca Lübnan ile ortak eylem planını ve Mısır ile müzakerelerde kaydedilen gelişmeleri memnuniyetle karşılamaktadır.

AB Konseyi, Almanya Dönem Başkanlığı’nı Haziran ayındaki zirvede onaylanmak üzere Orta Asya’ya yönelik bir strateji belgesi oluşturmaya davet etmektedir.

AB Konseyi, Doha Kalkınma Gündemi’nde bir anlaşmaya varılmasının önemine dikkat çekerek, diğer ülkelerden de yapıcı tutum takınmalarını beklemektedir.

AB Konseyi, farklı dış politika araçlarının kullanılmasında uyumu sağlamak, stratejik planlamayı geliştirmek, BM dahil uluslararası kurumlarla eşgüdümü artırmak ve AB kurumları arasında ve AB kurumları ile  üye devletler arasında işbirliğini geliştirmek üzere tedbirler geliştirmiştir. AB Konseyi, ticaret ve kalkınma gündeminin geliştirilmesinde önemli unsurlardan biri olan AB’nin Yardım için Ticaret stratejisinin hayata geçirilmesini beklemektedir.

EK I: ORTADOĞU SÜRECİNE İLİŞKİN DEKLARASYON

AB Konseyi, Ortadoğu’nun son yılların en kötü krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu ve İsrail-Arap çatışmasının bu krizin merkezinde bulunduğunu not etmektedir. Bu kapsamda barış sürecindeki tıkanıklığın aşılmasına yönelik bağlığını vurgulamakta  ve Ortadoğu Dörtlüsü’nün (AB, ABD, BM, Rusya Federasyonu) diğer üyeleri ile bölgesel ortakları barış sürecini canlandıracak ortak gayretleri güçlendirilmeye davet etmektedir. AB Konseyi, Filistin’de Dörtlü ilkelerine bağlı meşru bir hükümet kurulması halinde, mali yardım sağlamaya devam etmeyi; yeni hükümetle işbirliği içerisinde kapasite geliştirme, sınır idaresi, etkili güvenlik güçleri ve işleyen bir idareye yönelik uzun vadeli bir planı hazırlamayı taahhüt etmektedir. AB Konseyi kaçırılan İsrail askeri ve tutuklu bulunan Filistinli bakanlar ve meclis üyelerinin derhal serbest bırakılması için taraflara çağrıda bulunmaktadır. AB Konseyi Yol Haritası’nın bütüncül ve hızlı bir şekilde uygulanması gerektiğinin bir kez daha altını çizmektedir. AB Konseyi ayrıca, Filistinlilere yardım amacıyla Haziran 2006 yılında oluşturulan Geçici Uluslararası Mekanizmanın Mart 2007’ye kadar uzatılmasını kararlaştırmaktadır. Bu çabaların nihai hedefinin 1967 yılında başlayan işgalin sona erdirilmesi ve İsrail ve diğer komşuları ile barış ve güven içinde bir arada yaşayabilen bağımsız ve demokratik Filistin devletinin kurulması olduğu ifade edilmektedir.

EK II:   LÜBNAN’A İLİŞKİN DEKLARASYON

AB Konseyi, Lübnan’daki durumun kötüleşmesinden endişe duymakta ve Lübnan’ın egemenliğinin, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün güçlendirilmesine yönelik kararlılığını vurgulamaktadır. Mevcut siyasal çözümsüzlüğün diyalog ve ülkenin demokratik kurumlarına itibar edilmesi ile aşılması gerektiği ifade edilmektedir. AB Konseyi bölgedeki tüm tarafları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına uymaya ve İsrail’i Lübnan hava sahasını ihlaline son vermeye davet etmektedir. AB Konseyi, ülkenin yeniden inşası yönündeki çabaları desteklemekte bu çerçevede acil finansal desteğe ihtiyaç duyulduğunu kabul etmektedir. AB Konseyi, tüm Lübnanlılar ve bölgesel aktörlere Lübnan’ın demokratik kurumlarına  saygı gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır. Bu çerçevede Suriye’nin Lübnan’ın içişlerine karışmaya son vermesi ve AB dahil tüm uluslararası toplum ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiği belirtilmektedir.

EK III: İRAN’A İLİŞKİN DEKLARASYON

AB Konseyi, İran politikalarının Orta Doğu’daki istikrar ve barış üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin endişelerini ifade etmektedir. İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda gerekli adımları atmaması üzüntüyle karşılanmakta ve bunun AB-İran ilişkileri için olumsuz sonuçlar doğuracağı belirtilmektedir. AB Konseyi, nükleer soruna çözüm bulma gayretlerini destelemektedir. AB Konseyi, İran’ın Yüksek Temsilci tarafından sunulan önerileri ciddi bir şekilde değerlendirmemesini üzüntü ile karşılamakta, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirme konusunda atım atmaması halinde BM bünyesinde kabul edilecek tedbirleri desteklemektedir. İran’ın AB ve üye devletler ile ilgili açıklamaları, İsrail’e yönelik tehditleri ve ülkedeki insan hakları ve siyasi özgürlüklerin kötüleşmesinin derin kaygı yarattığı vurgulanmaktadır. AB, tüm bu konuları ve politikaları yakından izleyecek ve yaklaşımını İran’ın eylemlerine göre belirleyecektir.

EK IV: AFGANİSTAN’A İLİŞKİN DEKLARASYON

AB Konseyi, Afgan Hükümeti ile halkına yönelik desteğini ve ülkenin istikrarı ve kalkınmasına yönelik taahhüdünü yinelemiştir. AB Konseyi, Avrupa Komisyonu’nun 2007-2013 döneminde Afganistan’ın yeniden inşasının desteklenmesi konusundaki kararlılığı memnuniyetle karşılamaktadır. Bu çerçevede, kırsal kalkınma, adalet, sağlık sektörü, yönetişim,  Afgan Ulusal Polisi’nin yanı sıra üye devletler tarafından yürütülen bazı sivil faaliyetler desteklenecektir. Bunun yanında AB Konseyi, sınır bölgelerinde güvenliği sağlamak amacıyla Afganistan ve Pakistan Hükümetlerinden ilişkilerin derinleştirilmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesini talep etmektedir.

AB Konseyi, Afrika’daki sorunlara ilişkin de bir deklarasyon yayımlamıştır.