İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-22 MAYIS 2012

İKV ve YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AÇISINDAN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ POLİTİKALARI” KONULU BİR PANEL DÜZENLEDİ

16 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleşen “Sürdürülebilir Kalkınma Açısından İklim Değişikliği Politikaları” konulu panelin açılış konuşmaları, İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güler Aras tarafından yapıldı. Doç. Dr. Nas çevre ve iklim değişikliği konularının artık uluslararası rejim statüsünde yer aldığını ve etkileri ile beraber kapsamının da uluslararası politikada yerini kalıcı hale getirdiğini ifade etti. Su, hava ve doğal çevreyi ortak değerlerimiz olarak nitelendiren Prof. Dr. Aras ise, çözüm için inovasyon, çevre-dostu teknolojiler, araştırma teknikleri ve en önemlisi farkındalığın önkoşul olması gerekliliğinin altını çizdi.

Panel kapsamındaki oturumlardan ilkinde, Sürdürülebilir Kaynak Yönetim Merkezi’nden Oğuz Can, iklim değişikliği konusunda emisyon azaltımının yanında daha dikkat çeken “uyum” kavramına ilişkin değerlendirmede bulundu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı İklim Değişikliğine Uyum Şube Müdürlüğü’nden Kadir Demirbolat ise, kapsamlı Türkiye çevre performansı ve BM işbirliği ile yürütülen proje hakkında bilgi verdi. Özyeğin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Pınar Mengüç politika seçeneklerinde kullanılması ve itici güç olmaları nedeniyle, üretim odaklı teknolojilere eğilimin artması gerektiğini ifade etti. İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sevim Budak, sürdürülebilir kalkınma terimi ile ilgili olarak, bu kavramın ekonomik ve sosyal sorunlar ile örtüşen yanlarının daha ağır bastığını, üç ayağı olarak eşitlik ve adalet, ihtiyatlılık ve entegrasyon ilkelerinden söz etti.

İkinci oturumda söz alan Bölgesel Çevre Ağı (REC) Türkiye sorumlusu Dr. Sibel Sezer Eralp, Türkiye’nin iklim ve çevre sorunlarını politika öncelikleri arasına koyması gerektiğini belirtti. Açık Radyo Yayın Yönetmeni Ömer Madra, iklimbilimci James Hansen’ın 10 Mayıs 2012 tarihinde New York Times’da yayınlanan “İklim İçin Oyun Bitti” başlıklı makalesine atıfta bulundu. Söz konusu makalede, Kanada’nın Alberta eyaletinde zift kumullarından petrol çıkarma projesi ve bu projenin özellikle Çin ile yapılacak ortaklıklarla daha da büyüyeceği ele alınmakta. Madra söz konusu projenin büyümesi ile işlem sırasında açığa çıkacak karbondioksit oranının iklim değişikliğini olumsuz etkileyeceğini önemle vurguladı. İklim değişikliğinin sosyo-ekonomik etkilerini gözler önüne seren İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise, afet yönetimi anlayışının bir an önce değişmesi gerektiğini kaydetti. Afetlerin ekonomik etkilerinin özellikle fakir ve gelişmekte olan ülkelerde daha çok hissedildiğini hatırlattı.

Yeni bir araştırma alanı olarak “sürdürülebilir uyum” kavramı üzerinde duran Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü’nden Yrd. Doç Dr. Rana İzci ise, uyumun bir süreç olduğunu ve bu noktada var olan uyum politikalarının sürdürülebilir olup olmadığını sorgular nitelikte olaya bakılması gerektiğini ifade etti. Sosyal eşitlik ve çevresel boyut olmadan, konunun sürdürülebilir uyum içinde yorumlanamayacağını savundu.

Beykent Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Pınar Bal, konuşmasında iklim değişikliğinin etkileri ve Kyoto Protokolü sonrasında yeni bir uluslararası bağlayıcı anlaşma imzalanmasına yönelik süren müzakerelere değindi. Bal, kötümser olunmaması gerektiğini, sorunun son derece kritik olmasının yanında atılan olumlu adımların da olduğunu belirtti. Pınar Bal, dünyada giderek artan duyarlılığa dikkat çekti ve yeşil ekonomiye geçildiğini, çevre standartlarına uymayan şirketlerin ve ekonomilerin bu sürecin dışına atılacağını, çevreye duyarlı üretim, ticaret ve hizmetlerin güncel ekonomideki belirleyici unsur olduğunu savundu.

Panelde, iklim değişikliğinin bir gerçek olduğu; “uyum” ve “azaltım” terimlerinin yapılan uluslararası toplantıların ana temalarından biri haline geldiği yinelenirken, Türkiye’deki mevcut strateji belgelerinin içeriğinin, küresel perspektif ile uyumlu hale getirilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Durum böyle iken, Türkiye için, sürdürülebilir kalkınma ekseninde orta ve uzun vadeli planlarının, iklim değişikliği ile mücadeledeki pozisyonunda belirleyici bir yön çizeceği belirtildi. Uluslararası bağlayıcılığı olan yeni bir anlaşmanın yapılmasında Durban Platformu’nun iyimser havası Avrupalı liderler tarafından memnuniyetle karşılansa da, kaydedilen ilerlemenin yetersiz olduğu ifade edildi.