İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
9-15 ŞUBAT 2014

ERASMUS+ PROGRAMI VE İŞ DÜNYASI İÇİN FIRSATLAR TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Türkiye Ulusal Ajansı tarafından düzenlenen Erasmus+ Programı ve İş Dünyası için Fırsatlar Toplantısı, 12 Şubat 2014 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı Bülent Özcan, TOBB Başkanı ve EUROCHAMBRES Başkan Yardımcısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun açılış konuşmalarını gerçekleştirdiği toplantıya, İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan da katıldı.

Ulusal Ajans Başkanı Bülent Özcan, Ulusal Ajans’ın faaliyette olduğu 10 yıllık dönemde 102 bini aşkın proje başvurusu yapıldığını ve Türkiye’nin bu rakam ile başvuru sayısı bakımından ilk sırada yer aldığını kaydetti. 370 bin vatandaşımızın AB ülkelerinde 2 gün ila 1 ay arası süreli eğitimlere katıldığını ifade eden Özcan, 2014 itibarıyla yepyeni bir AB eğitim ve gençlik programları artık ERASMUS+ çatısı altında birleştirildiğini ve başvuru ve uygulama süreçleri basitleştirilerek, bazı yenilikler getirildiğini kaydetti.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, konuşmasına tüm yatırımlarda bir risk olduğunu, ancak risk taşımayan tek yatırımın eğitime yapılan yatırım olduğunu ifade ederek başladı. İşsizlik kadar mesleksizliğin, bugün sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da, giderek büyüyen bir sorun olduğuna dikkat çeken TOBB Başkanı, dünyanın değişmesiyle birtakım becerilerin de anlamını yitirdiğini belirtti. Yeni ve katma değeri yüksek işlerin ortaya çıktığını belirten Hisarcıklıoğlu, bunların daha farklı bilgiye ve becerilere sahip olmayı gerektirdiğini ifade etti. Hisarcıklıoğlu ayrıca, Eramus+ Programı’nın sanayinin ihtiyacına uygun becerilere sahip kişilerin yetişmesine ve bunun yanı sıra AB üyelik sürecine katkıda bulunacak insan kaynağının yetişmesine katkıda bulunacağını kaydetti.

Türkiye’nin AB üyelik süreci konusunda açıklamalarda bulunan TOBB Başkanı, AB siyasi ve ekonomik kriterlerinin Türkiye’nin yapısal değişiminde bir pusula rolü oynadığını belirterek, bunların, reform sürecinin temeline temel hak ve özgürlüklere saygıyı yerleştirdiğine ve hukukun üstünlüğüne saygıyı güçlendirdiğine dikkat çekti. AB üyelik sürecinin işleyen piyasa ekonomisi için gerekli kurum ve kuralların iktisadi hayata yol vermesine ışık tuttuğunun, rekabet gücünü artırdığının ve Türk sanayisini dünya ile rekabet edebilir hale getirdiğinin altını çizdi. Katılım sürecinin devam ettiğini ve Türkiye’nin önemli mesafeler aldığını belirten Hisarcıklıoğlu, “İktisadi, siyasi ve sosyal hayatımızı daha da iyileştirecek, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirecek yapısal reformlara bundan sonra da ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.

AB uyum sürecinin kapsamlı, başarısı görülmüş bir reçete sunduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, bu çerçevede, 2001 yılında başlayan kapsamlı reformları devam ettirmenin önemine dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin tüm Üye Devletlerin ortak kararıyla müzakerelere başladığını ve bu kararın alınmasında rol oynayanların gelecek nesillerce de minnetle anılacağını kaydetti. Bunun yanında, süreci yokuşa süren ve teknik temelde tamamlanması gereken çalışmalara siyasi koşullar öne süren ve hesabını gelecek nesillerin menfaatine göre değil; seçimlere göre yapan kesimlerin, bugün kaybettiğini ve gelecekte de kaybedeceğini ifade etti.

Hisarcıklıoğlu, uzun bir durağanlıktan sonra yeni bir faslın müzakereye açılmasının ve vize muafiyetine yönelik diyalogun başlatılmasıyla kamuoyunda AB üyelik sürecinin hızlandığı izlenimi oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin teknik olarak hazır olduğu fasılları süratle açılması gerektiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, Yargı ve Temel Haklar (23’üncü Fasıl), Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (24’üncü Fasıl), Sosyal Politika (19’uncu Fasıl), Ekonomik ve Parasal Politika(17’nci Fasıl) ve Eğitim ve Kültür (26’ncı Fasıl) başta olmak üzere birçok faslın müzakereye açılması gerektiğini belirtti ve üye ülkelerde dahi olmayan uygulamaların Türkiye’nin önüne açılış kriteri olarak konulmasını son derece yanlış bulduğunu ifade etti.

Serbest Ticaret Anlaşmaları ve taşıma kotaları sorunlarının da ele alınmasıyla, vize konusunda sağlanan iyimserliği sürdürmek gerektiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, AB ile ABD arasında müzakereleri süren Trans-Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerine Türkiye’nin dâhil edilmesinin iyimserliği pekiştireceğini belirtti.

Sözlerine, tüm sistemlerin asıl hedefi insanın mutluluğu olduğunu belirterek başlayan Bilim, Sanayi ve Ticaret Bakanı Fikri Işık, çok iyi eğitimin ve çok iyi bir iş imkânının insan mutluluğu için önemine dikkat çekti. İnsan kaynağının önemini vurgulayan Işık, Türkiye’ye yatırım yapan yabacı yatırımcıların “neden Türkiye’ye yatırım yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda en sık verdikleri cevaplardan birinin "nitelikli insan kaynağı" olduğunu belirtti.

Teorik eğitimin yeterli olmadığını ifade eden Işık, gençlerin dünyayı gezmesi ve AB ülkelerinde kalıp oradaki tecrübelerden yararlanmalarının, işbirlikleri ve ortaklıklar kurmalarının önemine değindi ve bunların Erasmus+ programı gibi girişimlerle mümkün olacağını belirtti.

AB üyeliğinin Türkiye için bir devlet politikası olduğunu, konjonktürel yavaşlamalar olsa da bunların, politikanın temelini sarsmayacağını ifade eden Işık, AB konusundaki kararlılıklarının sürdüğünü kaydetti. AB yolunda ilerlemenin yalnızca fasıllar üzerinden ilerlemekten ibaret olmadığını belirten Işık, “Erasmus+ programları gibi programlarla hükümetler, STK’lar, iş dünyası bazında ilişkileri geliştirmek ve güçlendirmek Türkiye'nin AB politikasının olmazsa olmazıdır.” dedi.

AB Bakanı ve BaşmüzakereciMevlüt Çavuşoğlu, 10 yıllık dönemde AB eğitim ve gençlik projeleri için 630 milyon avro fon kullanıldığını ve 370 bin vatandaşın AB eğitim ve gençlik programlarından yararlandığını ifade etti. 2013 yılında 70 bin vatandaşın bu projeler kapsamında Avrupa'ya gittiğini belirten Çavuşoğlu, 2014 yılında da 70 bin vatandaşın Erasmus+ programından yararlandırılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bu projelerin sadece eğitim alma öğrenme gibi kısıtlı bir fonksiyonu bulunmadığına ve bunun ötesinde yurtdışına giden her vatandaşımızın aslında gönüllü elçi görevi gördüğüne dikkat çeken Çavuşoğlu, AB’den gelen 150 bin kişiye de Türkiye’yi tanıma imkânı sağlandığını belirtti ve bu gibi girişimlerin önyargıların yıkılmasında oynadığı role dikkat çekti.

Türkiye’nin Avrupa’da yaşadığı en büyük sıkıntının ön yargı olduğunu belirten Çavuşoğlu, bunun Türkiye’nin AB sürecine “hayır” diyen toplumlardan, göçmen karşıtı politikalara, yabancı düşmanlığa, ırkçılığa ve teröre varan boyutları bulunduğunu kaydetti. Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde yapılan anketlerde, AB karşıtı veya ırkçı eğilimli partilerin oy oranlarını artıracaklarının öngörüldüğüne dikkat çeken Çavuşoğlu, bu partilerin Avrupa Parlamentosu’nda sandalye sayısını artırmasının AB’de garanti altına alınmış olan değerleri de tehlikeye sokabileceğini belirtti.

AB sürecini, “Türkiye için vazgeçilmez bir çağdaşlaşma projesi” olarak nitelendiren Çavuşoğlu, “Türkiye çok boyutlu bir dış politika izleyebilir ama en önemli dış politika projemiz ve aydınlanma projemiz AB’dir.” ifadelerini kullandı. AB sürecinde geçtiğimiz yıllarda birçoğu AB’den kaynaklanan engellerden dolayı birtakım durağanlıklar yaşandığını ifade eden Çavuşoğlu, buna karşılık 2013 yılında birkaç adımla yeniden bir pozitif gündem oluşturulduğunu belirtti.

2014 yılının “AB Yılı” olabilmesi için çalışmalar yaptıklarını belirten Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İtalya, Başbakan Erdoğan'ın Almanya, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’un Türkiye ziyaretleri ile olumlu bir havanın yakalandığının altını çizdi. Çavuşoğlu bu olumlu havanın reformlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs konusunda çok önemli gelişmeler yaşandığını belirten Çavuşoğlu, Kıbrıs’ın bir barış adası olmasını istediklerini ve kalıcı çözümü desteklediklerini ifade etti ve Türkiye’nin bu konuda herkesten bir adım önde olduğunu ve herkesten çok destek verdiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Avrupa’daki dostlarından beklentilerinin ise, Türkiye’nin önüne gereksiz engeller koymamaları ve Türkiye'nin hevesini kırmamaları olduğunu ifade etti.

Toplantıda, katılımcılar Eramus+ Programı’nın getirdiği yenilikler konusunda bilgilendirildi. Bu kapsamda, projeler, proje başvuru süreçleri ve prosedürler konusunda kapsamlı sunumlar gerçekleştirildi.