İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
11-17 NİSAN 2012

AB-TÜRKİYE İKLİM KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ: FIRSATLAR, FAYDALAR ve ZORLUKLAR SEMİNER’İ AVRUPA KOMİSYONU’NUN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN SORUMLU ÜYESİ CONNIE HEEDEGARD’IN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİ.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Bölgesel Çevre Ağı’nın (RENA) üstlendiği ‘Türkiye-AB İklim İşbirliği: Fırsatlar, Faydalar ve Zorluklar’ Semineri 13 Nisan 2012 tarihinde Avrupa Komisyonu’nun iklim değişikliğinden sorumlu üyesi Connie Heedegard’ın katılımıyla The Marmara Otel’de düzenlendi.

 

Açılış konuşmalarıyla başlayan üst düzey toplantıda önemi vurgulanan başlıklar şöyle şekillendi:

  • İnsan odaklı sürdürülebilir kalkınma
  • Düşük karbon ekonomisi
  • Karbon Pazarı
  • Durban Platformu ve sonrası
  • Ekonomik büyüme ve çevresel boyutu
  • AB-Türkiye iklim değişikliğine ilişkin işbirliği

AB-Türkiye İklim Değişikliği İşbirliği

İkili

AB mevzuat, ETS, IPA, TAIEX[1]

Bölgesel

RENA

Uluslar arası

Durban Platformu, Dünya Bankası

 

Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü Laurence Graff, Düşük Karbonlu Ekonomi 2050 Yol Haritası, uyum gerekliliği ve Türkiye ile iklim işbirliği için beklentilerden söz ederken, Türkiye’nin AB Mevzuatına uyumunda katılım öncesi mali yardım araçları ile bölgesel ve uluslararası işbirliği mekanizmalarının önemini hatırlattı.

 

Açılış konuşmalarını yapan Avrupa Komisyonu’nun İklim Değişikliğinden Sorumlu Üyesi Connie Heedegard’ın yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın mesajlarından çıkan ortak görüşler, ekonomik büyüme ile çevresel unsurların birbirinden bağımsız düşünülemez olduğu yönünde birleşti. Bakan Bayraktar konuşmasında binalarda %40-50 oranında enerji tasarrufu sağlanacağını belirtirken, iklim dostu marka şehirler oluşturulacağının sinyallerini verdi. 2023 yılında yenilenebilir enerji üzerinden enerji tüketiminin % 30 oranına çıkarılacağını sözlerine ekledi. Hedef belirlemenin hükümetlere sorunları aşmada kolaylık sağlayacağı üzerinde duran Heedegard, düşük karbon ekonomisinin AB’nin ana hedefleri arasında yer aldığını vurguladı. AB’nin hem Kyoto Protokolü’nün ikinci evresine hazır olduğunu hem de gelişmekte olan ülkelere iklim değişikliğiyle mücadele de gereken desteği vermekte olduklarını yineleyerek, iklim konusunda özellikle Türkiye’nin belirlediği hedefler doğrultusunda bölgede önemli bir rol oynayacağını ifade etti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Şahin ise Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ndeki özel şartlı profili nedeniyle uluslar arası mekanizmalardan faydalanamayan ve kendi imkan ve mekanizmaları ışığında iklim değişikliği sürecine fiilen katkı sağlayan bir Türkiye profiline işaret etti. Yine, Durban Platformu sonrasına ilişkin olarak, Türkiye’nin yeni oluşması planlanan anlaşmada hak sahibi olması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Karbon ticareti konusunda çalışmaların hızlanacağını belirten Bakan Bayraktar, bu konuda 170 projenin gerçekleştiğini ve projeler sayesinde yıllık 12 milyon ton emisyon azaltımı sağlandığını açıkladı. Türkiye’nin karbon piyasası oluşumunda önemli rol oynayacağını hatırlatarak, 2015 yılına kadar karbon piyasası oluşturulmasına yönelik hedeflerin olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, önümüzde yıllarda emisyonların hesaplanması sağlanarak yeni bir raporlama sisteminin getirileceğinin haberini verdi.

 

 


[1] Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Kurumsal Yapılanma Birimi tarafından yürütülen Teknik Destek ve Bilgi Değişim Ofisi (Technical Assistance and Information Exchange).