İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
14-20 MART 2012

AVRUPA İSTİKRAR GİRİŞİMİ: “AB`NİN TÜRKİYE`YE KARŞI VİZE POLİTİKASINI DEĞİŞTİRME VAKTİ GELDİ”

Önde gelen düşünce kuruluşlarından Avrupa İstikrar Girişimi (European Stability Initiative - ESI) Başkanı Gerald Knaus tarafından Türkiye ile Avrupa Birliği arasında vizelerin kaldırılma sürecinin başlatılmasıyla ilgili olarak kaleme alınan makalede, Avrupa’daki mahkemelerin kararları göz önünde bulundurulduğunda mevcut politikaların sürdürülemez olduğu belirtilerek, Avrupa Komisyonu’nun vize serbestisi sürecini derhal başlatması gerektiği ve bunun Türkiye kadar AB'nin de çıkarına olduğunu kaydedildi.

Türkiye’nin AB ile vizesiz seyahat anlaşması bulunmayan tek AB adayı ülke olduğunun vurgulandığı makalede, henüz bir adaylık sözü almayan Moldova ve Ukrayna’nın bile AB ile vizelerin serbestleştirilmesi süreci içinde olduğu belirtiliyor.

Knaus, AB’nin 2008 yılında beş Batı Balkan ülkesi için vizelerin serbestleştirilmesi süreci başlattığına, buna karşılık Türkiye’ye vizelerin serbestleştirilmesi için bir perspektif bile sunmadığına değiniyor. AB İçişleri Bakanlarının, Şubat 2011’de “vize, seyahat ve göç diyaloğu” ortaya koyduklarını ancak bunun bir sonuca ulaşmadığı ve Şubat 2012’de göç ve sınırlar üzerine yapılan AB çalışma grubu toplantısının da AB ülkelerinin tavırlarının değişmediğini gösterdiğini belirtiyor. Knaus, pek çok AB İçişleri Bakanının, seçmenlerini Türklere vizesiz seyahat hakkı vermenin güvenli olduğuna ikna edemeyeceğini düşündüğünü belirtiyor.

Knaus, AB'nin mevcut politikasıyla ilgili başlıca sorunları şu şekilde özetliyor: AB'nin kendi yasal yükümlülüklerini ihlal etmesi, AB’nin güvenlik çıkarlarının altını oyması ve yanlış varsayımlara dayanması.

Türk vatandaşlarının AB'de vizeyle ilgili hakları bulunduğuna ve bu hakların pek çok ulusal mahkemenin yanı sıra Avrupa Adalet Divanı tarafından da tanındığına dikkat çeken Knaus, bunun Schengen vizesi uygulamasının ve bunun üzerine inşa edilen AB düzenlemelerinin yasadışı olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Bunun yanı sıra, AB’nin güvenlik çıkarlarının da mevcut vize politikasını mantıksız kıldığını belirten Knaus, AB’nin Schengen Bölgesi’ndeki yasadışı göç, Yunanistan’ın Schengen’deki yeri ve Bulgaristan ve Romanya’nın Schengen’e üyeliği gibi sorunlarla ilgili Türkiye’nin tam desteğine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.

Vize serbestîsinin sonuçları hakkındaki kaygıların yanlış varsayımlara dayandığını belirten Knaus, Yunanistan’a gelen çoğu yasadışı göçmenin Afgan, Cezayirli ya da Somalili olduğunu, Türk olmadığını belirtiyor. Knaus, son yıllarda çok sayıda Türk’ün Almanya’dan Türkiye’ye göç ettiğine dolayısıyla Türkiye’den AB’ye büyük ölçekli bir göç beklentisinin gerçekçi olmadığını belirtiyor.

Knaus, tüm bunların ışığında, Avrupa Komisyonu’nun bir an önce 2008 yılında AB adayı Makedonya ve diğer Batı Balkan ülkelerine yaptığı gibi Türkiye’ye de bir vize serbestisi yol haritası sunması gerektiğini belirtiyor.

Yol haritası karşılığında Türkiye’nin içeriği müzakere edilmiş olan geri kabul anlaşmasını imzalaması ve Yunanistan’a yasa dışı göçü azaltmak için Frontex ile birlikte çalışmaya başlaması gerektiğini belirtiyor.

Türk vatandaşları için vizelerin serbestleştirilmesi sürecinin bir kazan-kazan durumu ortaya koyduğunu kaydeden Knaus, yol haritasının gerektirdiği reformların Türkiye’de insan haklarının durumunu iyileştireceğini belirtiyor. Bunun, Yunanistan’ın Schengen’de kalmasına ve Bulgaristan ile Romanya’nın Schengen’e katılmasına katkıda bulunacağına ve vizesiz seyahat sayesinde Türk öğrenciler, işadamları ve turizm ile, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa ekonomilerine katkı sağlanacağına dikkat çekiyor.