Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu (S&D) Başkanı Alman Martin Schulz, 17 Ocak 2012 tarihinde AP Genel Kurulu’nda yapılan oylamada AP üyelerinden 387 oy alarak AP’nin yeni Başkanı oldu. Schulz’un rakiplerinden, Avrupalı Muhafazakârlar ve Reformcular Grubu’nun (ECR) İngiliz Üyesi Nirj Deva 142 oyla 2’nci olurken, Avrupa İçin Liberaller ve Demokratlar İttifakı Grubu’nun (ALDE) İngiliz Üyesi Diana Wallis ise 141 oy ile 3’üncü sırada yer aldı. 670 oyun kullanıldığı oylamanın ilk turunda Schulz’un mutlak çoğunluk sağlaması ikinci turun yapılmasına gerek bırakmadı.
Schulz’un 17 Ocak 2012’de başlayan görev süresi yeni AP seçimlerinin yapılacağı Haziran 2014’e kadar devam edecek. Schulz’ten boşalan S&D Grubu’nun Başkanlığı görevine ise, yapılan gizli oylamada 180 oydan 102’sini alan ve Shulz’un sağ kolu olarak bilinen eski Türkiye Raportörü Avusturyalı Hannes Swoboda seçildi. Hannes Swoboda, S&D Grubu’nun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezlekeden duyduğu endişeyi dile getirmek amacıyla 13 Ocak 2012 tarihinde bir basın açıklaması yapmıştı. Açıklamasında, Terörle Mücadele Kanunu’nun geniş bir şekilde yorumlanmasını, hâkim ve savcıların kısıtlayıcı tutumunu ve uzun tutukluluk sürelerini eleştirmiş ve bunların ifade özgürlüğünün ihlal edilmesine yol açtığını belirtmişti.
Strazburg’da AP üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, AB’nin kurulmasından bu yana ilk kez başarısız olma ihtimalinin gerçekçi göründüğünü belirten Schulz, krize ilişkin kararların kapalı kapılar ardında Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından alınmasını, ülkelerin ulusal çıkarlarını acımasızca koruduğu ve demokratik tetkik diye bir şeyin olmadığı 19’uncu yüzyıldaki Viyana Kongresi dönemine benzetti. Schulz, krizlerin sadece teknokratik bir kavram olarak görülmemesi gereken ve aslında AB’nin üzerine kurulduğu değerlerin merkezinde bulunan “Topluluk metodu” ile çözülebileceğini belirtti. Bilindiği üzere, Topluluk metodu, Avrupa Komisyonu’nun politika yapım ve karar alma sürecini başlatmakta tek yetki sahibi olduğu, Bakanlar Konseyi’nde nitelikli çoğunluk sistemi ile oylamanın yapıldığı, Avrupa Parlamentosu’nun yasama görevini Konsey ile paylaştığı, Avrupa Adalet Divanı’nın Topluluk hukukunun yorumlanmasında yeknesaklığı sağladığı ulusüstü kurumsal mekanizmaya verilen ad ve bu özellikleri ile Üye Devletlerin yönlendirdiği “Hükümetlerarası metot”tan ayrılıyor. Yeni AP Başkanı Martin Schulz Türkiye’yi yakından takip ediyor. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen Schulz, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında Türkiye’yi eleştiriyor. Schulz’un vatandaşı olduğu Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin politikasını da eleştirmekten çekinmediği biliniyor.
18 Ocak 2012 tarihinde ise, 14 AP Başkan Yardımcısı seçildi. Başkan Yardımcıları; AP taslak bütçesinin oluşturulması ve idari işlere ilişkin kurumsal kuralların belirlenmesinde rol oynuyor. Yeni AP Başkan Yardımcıları’nın listesi şu şekilde: Sosyalistlerden (S&D); İtalyan Gianni Pittella (319 oy), İspanyol Miguel Angel Martínez Martínez (295 oy), Yunan Anni Podimata (281 oy), Avrupa Halk Partisinden (EPP); İspanyol Alejo Vidal-Quadras (269 oy), Yunan Georgios Papastamkos (EPP, 248 oy), İtalyan Roberta Angelilli (246 oy), Avusturyalı Othmar Karas (244 oy), Alman Ranier Wieland (230 oy), Polonyalı Jacek Protasiewicz (206 oy) ve Macar László Surján (188 oy), Liberallerden (ALDE); İngiliz Edward McMillan-Scott (239 oy) ve Alman Alexander Alvaro (235 oy), Yeşillerden(Greens/EFA); Belçikalı Isabelle Durant (238 oy) ve Muhafazakârlardan (ECR); Çek Oldrich Vlasák (223 oy).