İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
11-17 MAYIS 2014

AİHM’İN “KIBRIS HAREKÂTI” KARARI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 14 Mayıs 2014 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı ve sonrasında adanın bölünmüş olması sebebiyle Türkiye’yi 90 milyon avro tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti.

Bu kararla, Türkiye’nin ödemesi istenen tazminatın 30 milyon avro’luk kısmının Kıbrıslı Rum ailelere verilmesi kararlaştırıldı.

AİHM kararının açıklanmasının ardından karara ilişkin bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, kararla ilgili olarak, “Mahkemenin hakkaniyetten uzak ve yeni bir adli hata teşkil eden bu kararı, Türkiye’yi Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı müzakere edilmiş bir çözüm bulunması yönündeki kararlı tutumunu sürdürmekten alıkoyamayacaktır” dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise AİHM kararına ilişkin olarak“Uluslararası hukuk bağlamında ne bağlayıcıdır ne de bizim açımızdan kıymet ifade eder” açıklamasını yaptı ve söz konusu kararın aynı zamanda son dönemde tekrar canlanan Kıbrıs müzakere sürecini olumsuz yönde etkileyeceği görüşünü savundu.

Bilindiği üzere AİHM, söz konusu davaya ilişkin olarak 2001 yılındaki kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11 değişik maddesinin 14 noktada ihlal edildiğine hükmederek, Türkiye’yi suçlu bulmuştu. AİHM karara gerekçe olarak adanın kuzeyinin Türkiye’nin denetiminde olması gösterirken, kararın maddi ve manevi tazminata ilişkin bölümünü ise ileri bir tarihe ertelediğini duyurmuştu.

Bunu takiben, GKRY, 2011 yılında kararın tazminata ilişkin bölümü hakkında AİHM’e tekrar başvuruda bulunmuştu.

 

İKV YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER CİHAD VARDAN’IN

AİHM’NİN TÜRKİYE’Yİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKÛM EDEN KARARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI

 

“AİHM kararı, Kıbrıs’taki olumlu havaya gölge düşürmemeli!”

 

Türkiye Garantör Devlettir, Hakları ve Sorumlulukları Vardır

Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hakları uyarınca (garantör devlet), Kıbrıs’ta bozulan Anayasal düzenin tekrar kurulmasına yardım amacıyla ve ayrıca faili meçhul cinayetlere ve hatta toplu katliamlara maruz kalan Türk nüfusunun da haklarını muhafaza etmek gayesiyle KIBRIS BARIŞ HAREKATI yapılmıştı.

Kayıplar Tek Taraflı Değildir, AİHM’nin Yaklaşımı ve Kararın Zamanlaması Düşündürücüdür

Kıbrıs’ta can kayıpları Harekât’tan önce de meydana gelmiştir. Kayıplar tek taraflı değildir dolayısıyla AİHM’in kararını verirken, olayın arka planını gözden kaçırması ve sadece Güney Kıbrıs Rum tezlerini dikkate alması büyük talihsizliktir. Bu durum AİHM’in tarafsızlığına ve saygınlığına gölge düşürmüştür.

Müzakere Sürecini Olumsuz Etkileyebilir

Kıbrıs’ta yıllardır sürmekte olan sorunların halline yönelik Türkiye’nin de önderlik ettiği barış görüşmelerinin Şubat ayında başlamasının ardından bu kararın verilmiş olması, zamanlama açısından oldukça düşündürücüdür. Uluslararası camianın Kıbrıs sorununda çözümün bu kez gerçekleşeceği umuduyla yaklaştığı güncel müzakere sürecini olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyoruz.

Annan Planını Kıbrıs Rumları Kabul Etmedi

Davacı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin öne sürdüğü “Türkiye’nin bu sorunu siyasi yollarla çözmek konusunda isteksiz olduğu” tezi doğru değildir. Türkiye, Kıbrıs’ta daha önce 2002’de ortaya konulan ve bu kayıp sorunlarının da halline yönelik çözüm üretecek olan Annan planını desteklemiştir. 2004 yılında adanın iki tarafında da yapılan referandumda, Planın, Türk tarafının büyük çoğunluğunca kabul edilmesine rağmen, Kıbrıs Rum kesiminin çoğunluğu tarafından reddedilmiş olmasını tekrar kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Samimiyet Sorunu

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AİHM’nin konuyla ilgili 2001 yılında vermiş olduğu karardan 9 yıl sonra gecikmeli bir şekilde adilane tazminat için başvuruda bulunması, gerek Kıbrıs sorununun, gerekse Türkiye ile AB süreci de dahil çeşitli alanlardaki sorunların çözümüne yönelik iradesi ve samimiyeti konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır.

Acil Kalıcı Çözüm Kaçınılmaz

Sonuçta bizler İktisadi Kalkınma Vakfı - İKV olarak, Kıbrıslı Türklerin güvenliğini muhafaza etmek ve bozulan Anayasal düzenin tekrar kurulmasına katkı sağlamak üzere uluslararası hukuktan doğan haklar mucibince Türkiye’nin gerçekleştirdiği barış harekâtı sonrasındaki olaylar ile ilgili olarak, tam da çözüme yönelik müzakereler başlamışken, AİHM’in bu kararıyla 90 milyon avro tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin, çözüm ortamını olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyoruz.

Hatta son zamanlarda yeni bir ivme kazanan Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu ve katılım müzakereleri sürecine olumlu yansımayacağını düşünüyoruz. Siyasi ve uluslararası konjonktürü dikkate almadan, sadece zorlayıcı önlemlerle Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalışmak, yapıcı bir tavır olmasa gerektir. Aksine, sürecin hızlanmasının önündeki engeller, ancak her iki tarafın konuya çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemesi ile mümkün olabilir. Bizce, Türkiye, Avrupa ile olan ilişkilerinde bu tür olayların ortaya çıkardığı umutsuzluğa kapılmadan ve AB tam üyelik hedefi doğrultusunda “uzun ve ince” yoldaki yürüyüşüne devam etmelidir.

Bu son olay da göstermiştir ki; Türkiye’nin AB sürecinde de önünü açacak şekilde, Kıbrıs sorununun artık acilen kalıcı bir çözüme ulaştırılmasının zamanı gelmiştir. Umarız, AİHM’nin bu kararı, Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik son zamanlarda oluşan olumlu havaya gölge düşürmez.

Ömer Cihad VARDAN

İktisadi Kalkınma Vakfı

Yönetim Kurulu Başkanı