İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
18-24 MAYIS 2014

AP SEÇİMLERİNDE AB KARŞITI VE AŞIRI SAĞ PARTİLER OYLARINI ARTIRDI

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri 22-25 Mayıs 2014 tarihlerinde yapıldı. Henüz resmi olarak açıklanmayan seçim sonuçlarına göre, merkezde yer alan sağ ve sol partilerin oy oranları düştü;  AB karşıtı olan aşırı sağ ve radikal sol partilerin oyları ise arttı.

Açıklanan ilk sonuçlar, seçim öncesi yapılan öngörülere uygun şekilde aşırı sağ ve AB karşıtı partilerin oylarının yükseldiğine işaret ediyor. AP’de aşırı sağ partilerin temsil oranının artması, AB karşıtı Özgürlük ve Demokrasi grubunun sandalye sayısını koruması ve parlamentoda grubu bulunmayan AP milletvekillerinin sayısının çoğalması, Avrupa’da AB’ye şüpheyle bakan bloğun gücünü artırmayı sürdürdüğü anlamına geliyor.

AP’nin açıkladığı resmi olmayan sonuçlar şu şekilde:

--400 milyon Avrupalı seçmenin oy hakkına sahip olduğu AP seçimlerinde, seçimlere katılım oranı ilk kez bir önceki seçimlere göre düşüş göstermedi.

--Üç partinin oluşturduğu merkez sağ ve merkez sol partilerden oluşan AB yanlısı bloğun oy oranı,  2009 yılında yapılan AP seçimlerine göre yüzde 10 civarında düştü.

-- Merkezde yer alan üç partinin oy kaybına uğramasına karşın, 751 üyeli parlamentoda merkez sağ Avrupa Halk Partisi (Hıristiyan Demokratlar) oyların yüzde 28’ini alarak 214 sandalye kazandı; ancak bir önceki seçimlere göre 60 sandalye kaybetti.

--Hıristiyan Demokrat grubu Sosyal Demokrat Grup ve Liberaller izledi. Sosyalistler yüzde 25,17 ile 189, Liberaller yüzde 8. 79 ile 66,  Yeşiller yüzde 6,13 ile 52 sandalye kazandı.

--AB’ye şüpheyle bakan partiler Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe, İngiltere’de Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi, Belçika’da ayrılıkçı Yeni Flaman İttifakı, Yunanistan’da radikal sol ittifak Syriza en yüksek oy oranlarına ulaştılar.

-- Fransa’da AB ve göçmen karşıtı Ulusal Cephe, 2009 AP seçimlerinde aldığı yüzde 6 oy oranını, yüzde 25 seviyesine çıkardı.

-- İngiltere’de Avro karşıtı politikalarla tanınan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi'nin (Ukip) yüzde 28’lik oy başarısı, ülkede ilk kez Muhafazakâr Parti ya da İşçi Partisi dışında bir ulusal partinin seçimlerde ilk sırada yer alması nedeniyle dikkat çekici olarak değerlendiriliyor.

--AP seçimlerinde AB yanlısı partilerin en yüksek oy aldığı ülke Almanya oldu. Başbakan Angela Merkel’in lideri olduğu Hıristiyan Birlik Partileri yüzde 36 oy alarak birinci parti oldu.

 

AP seçimleri hakkında ilk değerlendirmesini yapan AB Bakanı ve Başmüzekereci Mevlüt Çavuşoğlu, “Artan ırkçılık, hoşgörüsüzlük ve AB karşıtlığı Avrupa Parlamentosu seçimlerine yansımaya başladı” dedi.

AP seçim sonuçlarına, http://www.results-elections2014.eu/en/election-results-2014.html adresinden ulaşılabilir.

 

AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİNE İLİŞKİN İKV BASIN DUYURUSU

26 Mayıs 2014, İstanbul

 

AB VATANDAŞLARI, AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN 751 YENİ ÜYESİNİ BELİRLEMEK ÜZERE

SANDIK BAŞINA GİTTİ

 

Avrupa vatandaşları, 1979 yılından bu yana sekizinci defa Avrupa seçimlerinde oy vererek AB’de kendilerini temsil edecek parlamenterleri seçti. AB üyesi 28 ülkede var olan ana siyasi akımların temsil edildiği bir demokratik platform olan ve geçtiğimiz 35 yıl içinde, kurumsal dengede ağırlığını ve yetkilerini büyük ölçüde artıran Avrupa Parlamentosu’nun 751 yeni üyesinin belirlendiği seçimler, 22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında AB üye ülkelerinde gerçekleştirildi.

Katılım oranının yüzde 43,09 olduğu Parlamento seçimlerinde, alınan resmi olmayan ilk sonuçlara göre, Parlamentodaki iki büyük parti grubu olan, Avrupa merkez sağını temsil eden EPP (Avrupa Halk Partisi) ve Avrupa merkez solunu temsil eden S&D (Sosyalist ve Demokratlar İttifakı), yine oyların büyük çoğunluğunu alarak, AP’deki ağırlıklarını korudu. Ancak geçen seçimlere göre iki grup da oy kaybetti. EPP’nin oyları yüzde 8, S&D’nin oyları ise yüzde 3 oranında düştü.

Resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, seçimlerinde oy oranını artıran parti grupları şunlar: Özgürlük ve Demokrasi için Avrupa grubu, Avrupa Birleşik Solu, Yeşiller ve Avrupa Serbest İttifakı. Oylarını artıran partiler genellikle Avrupa şüpheci özellikler sergileyen partilerden oldu. Parlamento bünyesinde oy oranlarını artırması ile dikkat çeken, UKIP ve FN gibi aşırı sağ partiler, Avrupa şüpheciliğinin seçim sonuçlarına yansıdığının önemli bir göstergesi olurken; kuşkusuz AB ve Avrupa ideali açısından endişe verici bir tablo ortaya çıkardı.

Seçim sonuçları, ekonomik sorunlar, işsizlik, siyasi belirsizlikler, küresel rekabet gibi sorunlarla karşı karşıya olan Avrupalı seçmenlerin bir kısmı, bu savunmacı ve aşırı ideolojilere kapılabildiğini gösterdi. Bundan tedirgin olmak yerine, siyasetin vatandaşın yaşadığı sorunlara eğilen ve çözüm üreten özelliğinin ön plana çıkarılması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bunun yanında Avrupa Parlamentosu seçimlerinin genellikle tepki oylarını açığa çıkardığını ve bunun da AB’nin artık üye devletlerde de siyasetin önemli bir unsuru haline gelmesinden kaynaklandığını gözlemlemek mümkün.

 

AP SEÇİMLERİNDE BİR İLK: AVRUPA, KOMİSYON BAŞKANINI DA SEÇTİ

Hiç şüphesiz Avrupa Parlamentosu’nun 2014 yılı seçimleri, diğer seçimlerden oldukça farklı bir seçim oldu.

Bu seçimde bir de ilk yaşandı: AP seçimlerinde yarışan partiler, Avrupa Komisyonu Başkanlığı için de adaylarını belirledi. Bu noktada demokrasi açığı tartışmalarının sürekli gündemde olduğu Avrupa’da, bunu büyük bir adım olarak görmek mümkün. Komisyon Başkanlığı için Avrupa parti grupları tarafından aday gösterilen Jean-Claude Juncker (Avrupa Halklar Partisi), Martin Schulz (Avrupa Sosyalistleri), Guy Verhofstadt (Avrupa için Liberal ve Demokratlar İttifakı), Alexis Tsipras (Avrupa Sol Partisi), Ska Keller ve Jose Bove (Yeşiller Parti grubu) gibi siyasetçiler kıyasıya bir rekabet içine girdi. Ancak Komisyon Başkanlığı için adayı belirleyecek olan AB Konseyi’nin Parti gruplarının gösterdikleri siyasetçiler arasından aday gösterip göstermeyeceği hala tam olarak kesinleşmiş değil. Küçük bir ihtimal dahi olsa bu adayların dışında birini aday göstermeleri de mümkün görünüyor.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Parti gruplarının aldıkları oylar mutlaka AB Konseyi’nin kararını da etkileyecek. Nihayetinde Başkanlık için aday gösterilen kişi ve heyet olarak tüm Komisyon üyelerinin AP’nin onayını (751 oyun en az 376’sı) almaları gerekiyor. Komisyon Başkanı’nın belirlenmesinde Avrupa seçimlerinin sonuçları da etkili olacak. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde, iki büyük parti grubunun belirleyici olmaya devam ettiği, bunun yanında EPP’ nin adayı Lüksemburglu siyasetçi Jean-Claude Juncker’in şansının arttığı görülüyor. Komisyon’un seçim ve atanma sürecinin Kasım ayında tamamlanması öngörülüyor.

 

AP, AVRUPA KAMUOYUNUN SESİDİR

AP, Avrupa kamuoyunun sesidir.

Dolayısıyla Türkiye gibi bir aday ülke açısından AP’nin görüş ve politikaları önem taşımaktadır. Gerek Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ilerleme raporlarına ilişkin hazırlanan AP raporları ve AP’nin kendi insiyatifi ile kabul ettiği kararlar yoluyla; gerekse de yeni üyelerin AB’ye katılımı için onay verme yetkisi sebebiyle AP, Türkiye’nin AB sürecini de doğrudan etkileyebilen bir kurumdur. Türkiye olarak AP’nin faaliyetlerini yakından takip etmeliyiz; çünkü AP milletvekillerinin söyledikleri, büyük ölçüde Avrupa vatandaşlarının görüşlerini yansıtmakta ve Avrupa kamuoyuna şekil vermektedir. Bunun yanında, kendimizi tüm AB kurumları nezdinde olduğu gibi AP’ye de anlatmalı ve AP üyeleri ile iletişimi güçlendirmeliyiz.

Unutmamalıyız ki, Türkiye’nin AB üyeliği, Parlamento’nun da onayı ile mümkün olacaktır.

 

AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ ve TÜRKİYE’NİN ÜYELİK SÜRECİ

Avrupa seçimlerinde aşırı sağın güçlenmesi Türkiye açısından kötümser sonuçlara bizi sevk etmemelidir. Siyasi, ekonomik ve sosyal çalkantılar yaşayan, değişimin getirdiği uyum sorunları ile mücadele eden Avrupa’nın belki de bugün her zamankinden fazla Türkiye’ye ihtiyacı bulunmaktadır.

Yalnızca Cumhuriyet döneminde değil, tarihi boyunca Avrupa ile yakın ilişkiler kurmuş, Avrupa’nın siyasi, sosyal ve kültürel yapısından etkilenmiş, Avrupa’yı bir medeniyet modeli olarak almış bir ülke olarak Türkiye her zaman Avrupa’nın içinde olmuştur ve olmaya devam edecektir. Üstelik demokrasi yönünde önemli mesafe kat etmiş ve İslami değerler ile laikliği bünyesinde birleştirerek dünyaya örnek olabilecek bir model oluşturmuş olan Türkiye, AB toplumlarının göçmenler, farklı kültürler ve İslam ile yaşadıkları sorunların çözümünde mutlaka önemli bir katkı sağlayacaktır. AB’nin yeni çağa uyum sağlaması ve küresel bir oyuncu olmaya devam etmesi Türkiye ile daha kolay olacaktır.

Öte yandan, Türkiye’nin Avrupa’da kabul görmesi ve aşırı sağ partilerin söylemlerini haksız çıkarması için, liberal reformlara hız vermesi, demokrasisini güçlendirmesi ve iş kazalarından, namus cinayetlerine kadar çağdaş bir Avrupa ülkesine yakışmayan sorunları ile etkin bir şekilde mücadele etmesi gerekmektedir. Zaten geçmişten beri Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye, demokratikleşme ve kalkınma sürecine hız vermek suretiyle, Avrupa’yı birleştiren AB içinde de yerini alacaktır.

 

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI