İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
18-24 MAYIS 2014

AB BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU AB TÜRKİYE DELEGASYONU BAŞKANI STEFANO MANSERVİSİ İLE GÖRÜŞTÜ

AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Stefano Manservisi ile 20 Mayıs 2014 tarihinde bir araya geldi.

Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Delegasyon Başkanı Manservisi’nin Türkiye’nin AB üyeliği sürecine gerçekçi bir yaklaşımla destek verdiğini ifade eden AB Bakanı ve Başmüzakereci Çavuşoğlu, önümüzdeki dönemde Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmak amacıyla 2014 yılı içerisinde daha somut adımlar atmak istediklerini ve 2014 yılının “AB Yılı” olması için çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi.

AB Bakanlığı’nın bu hedef doğrultusunda bir eylem planı hazırladığını belirten AB Bakanı ve Başmüzakereci Çavuşoğlu, “Özellikle fasılların açılmasıyla ilgili ve Türkiye’ye yönelik atılacak adımlarla ilgili böyle bir eylem planının sadece pozitif gündem çerçevesinde kalmaması, somut adımlarla da desteklenmesini istiyoruz. Avrupalı dostlarımızdan da beklentimiz bu” ifadesini kullandı.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Stefano Manservisi ise öncelikle Soma’da yaşanan maden faciasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Görüşmede ağırlıklı olarak Türkiye-AB ilişkilerini değerlendiren Delegasyon Başkanı Manservisi, Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri süresince “sürekli diyalog”un en önemli noktalardan biri olduğunun altını çizdi ve Türkiye ile AB arasındaki mevcut işbirliğinin ötesinde iki taraf arasındaki arkadaşlık ilişkilerinin daha ileri bir seviyeye taşınması için gerekli çalışmaları sürdüreceğini vurguladı.

Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Mayıs 2014 tarihinde Almanya’nın Köln şehrine yaptığı ve orada yaşayan Türk toplumu ile bir araya geldiği ziyarete ilişkin tartışmalara da değinen AB Bakanı Çavuşoğlu, Alman kamuoyu, siyasetçiler ve parti temsilcilerinin eleştirilerine bir anlam veremediklerini ifade etti ve “Alman medyasının ve bir takım siyasetçilerin şimdi buna karşı çıkmasını anlamış de değiliz. Sonuçta bunlar Alman yurttaşı da olsa Türk orijinli vatandaşlarımız” açıklamasında bulundu.

Bununla birlikte, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in 21 Mayıs 2014 tarihinde GKRY lideri Nikos Anastasiadis’in daveti üzerine Kıbrıs’ı ziyaret etmesini de değerlendiren AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin Kıbrıs sorununa yönelik samimi desteğin memnuniyetle karşılandığını belirterek, Türkiye’nin de Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm ve adada kalıcı bir barış temennilerini yineledi.

Öte yandan, geçtiğimiz hafta AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Stefano Manservisi’nin Europolitics’e verdiği bir röportaj yayımlandı.

Röportajda ilk olarak vize serbestliği konusu ele alındı. Delegasyon Başkanı Manservisi Geri Kabul Antlaşması’nın son parçalarının karara bağlanmak üzere olduğunu, ve vize serbestiliği için gereken sürecin başladığını belirtti. Vize serbestliği için belirlenen yol haritasında yer alan belge güvenliği, göç yönetimi, adalet ve yozlaşma, ve insan haklarından oluşan dört engelin uzmanlar eşliğinde gözden geçirildiğini belirten Manservisi, sürecin yaz arasından önce veya hemen sonra tamamlanabileceği görüşünde. Avrupa Komisyonu ise, yapılan inceleme üzerinden vize serbestliğine giden yol haritasındaki dört engelin Türkiye’deki durumları hakkındaki ilk raporunu hazırlayacak.

Delegasyon Başkanı Manservisi’ye göre en önemli problemlerden birisi Türkiye’nin hala mülteci statüsü için bir tanımının olmaması. Nitekim, TBMM’nin gelecek haftalar içinde bu konu hakkında bir yasanın onaylamasının beklendiğini ve Avrupa vatandaşı olmayanların Türkiye’de sığınma hakkının olmaması sebebiyle onaylanacak yasanın nasıl sonuçlanacağını merakla beklediğini dile getiren Manservisi, bu sürecin, çoğu mülteci çadırlarında yaşamayan Suriyeliler tarafından daha da karmaşık hale geldiği görüşünü savunuyor.

Röportajda değinilen bir başka konu ise vize serbestliğinin öğrenciler, iş adamları, sanatçılar vb. kişiler için daha önce sonuçlanabilme ihtimali olup olmadığıydı. Manservisi bu olasılığın olabileceğini, fakat Türkiye’nin ya hep ya hiç tavrı nedeniyle pek mümkün olmadığını savundu. Bütün vatandaşlarının aynı anda vize serbestliğinden faydalanmasını istemelerinin sürecin uzamasına sebep olduğunu dile getiren Manservisi, bu zaman zarfı içinde bazı dava sonuçlarında (örneğin, Soysal Davası) tanımlanan yasal gerçekliklerin de unutulmaması gerektiğini ifade etti.

Vize serbestliğinin sonuçlanmasıyla beraber müzakere sürecinin değişeceğini ve Türkiye’nin yanı sıra bu serbestliğin AB içinde avantajlı olacağını belirtenManservisi, bu olası başarının, gelecek yıllar içerisinde gerçekleşmesini umut ettiğini belirtti.

Öte yandan, Manservisi’ye göre Türkiye tarafından gelen Gümrük Birliği’nden ayrılma tehditlerinin nedeni, AB ve ABD arasında yapılacak olan TTIP antlaşmasının yarattığı tedirginlikte yatıyor. Ayrıca, iş topluluklarının yanı sıra ekonomi alanında karar alıcılar tarafından, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisini geliştirme ve bütünleştirmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden biri olduğunun savunulduğunu belirtti.

Son olarak Delegasyon Başkanı AB ve Türkiye’nin bu kadar ileri düzeyli bir entegrasyon sürecinden sonra müzakere sürecinin durdurulmasının pek de olası olmadığını savunan Manservisi, böyle bir durumun her iki tarafın da çıkarlarına aykırı olacağını ve tahmin edilemez sonuçlar doğuracağını dile getirdi.