İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-7 ARALIK 2014

İKV’den Basın Değerlendirme Notu: Önde Gelen Ekonomistlerin Raporu Avro Alanı İçin Umut Vadediyor

Ekim ayında Almanya ve Fransa hükümetlerinin görevlendirdiği iki önde gelen ekonomist Henrik Enderlein ve Jean Pisani-Ferry’nin hazırladığı rapor açıklandı. Rapor durgunluktan kurtulamayan Avrupa ekonomisi için yeni bir büyüme ve canlanma vadediyor.

“Reformlar, Yatırım ve Büyüme: Fransa, Almanya ve Avrupa için bir Gündem” adlı rapor, Fransa ve Almanya’yı Avrupa’nın ekonomik olarak yeniden canlanması için birlikte hareket etmeye davet ediyor ve en büyük tehlikenin sadece lafta kalan projelerle yetinerek somut adımlar atmayı ertelemek olduğunu savunuyor.

Fransa ve Almanya için 2017’nin seçim yılı olacağını hatırlatarak, duraklama tuzağından kurtulma ihtiyacına dikkat çeken iki ekonomist, Avrupa ekonomisinin yaşadığı sorunları şu şekilde özetliyor: üretkenlikte yavaşlama ve arz yetersizliği, işsizlik ve düşük enflasyonun ortaya koyduğu talep azalması ve Avro ülkelerinin uyguladığı farklı faiz oranlarının da işaret ettiği fragmantasyon.

Pisani-Ferry ve Enderlein, bu sorunlar ile mücadele için “reform kümeleri” adını verdikleri, aşağıdaki önerileri ileri sürüyor:

  1. Daha küçük ve esnek bir Fransız devleti: Fransa’nın yeni bir büyüme modeline geçmesi öneriliyor. Bu model ise, çalışanlar için esneklik ve güvenliği birleştiren “esnek-güvenlik”, hukuk reformu, rekabetçilik ve daha etkin ve küçük bir devlete dayanıyor.
  2. Yatırım yapan, göç-dostu bir Almanya: Almanya için ise öncelik şu alanlarda yatıyor: Alman toplumunu daha fazla göçe hazırlamak ve kadınların işgücüne katılımını artırmak suretiyle nüfusun yaşlanmasının olumsuz etkilerini gidermek, talebi artırarak ve tasarruf ve yatırım arasında denge kurarak kapsayıcı bir büyüme modelini uygulamak. Almanya’nın kamu borcunu kontrol altına almakta başarılı olduğu, ancak yatırımlara aynı önceliği vermediğini ileri süren rapor, Almanya’da özel sektörden kaynaklanan yatırımlardaki yavaşlamayı telafi etmek için, daha fazla kamu yatırımı yapılmasını öneriyor.
  3. Yatırımları canlandırmak için güvenilir ve öngörülebilir bir ekonomik regülasyon: Avrupa’da yatırımları hızlandırmak için ekonomiye güveni tesis etmek. Bunun için rapor, özellikle enerji, ulaştırma ve dijital sektör gibi önde gelen sektörlerde hükümetler ve AB’de yapılacak hukuki ve idari düzenlemelerin önemine dikkat çekiyor ve Avrupa’nın dijital ve düşük-karbonlu bir ekonomik modele geçmekte olduğuna dair güven telkin etmesi gerektiğini belirtiyor. Gelecekteki karbon fiyatı ya da orta ve uzun vadede geçerli olacak veri koruma rejiminin netleşmesi AB’ye yönelecek yatırımlar için güvenli ve öngörülebilir bir ortam yaratacaktır deniyor.
  4. Kamu yatırımlarına mali destek: Yine yatırımları canlandırmak için, Avro alanında kamu yatırımlarını destekleyecek bir hibe fonunun oluşturulması ve bu şekilde mali sistemin riske aşırı duyarlı hale gelmesine karşı, risk paylaşım ve öz sermaye yatırımını destekleyen araçlar geliştirilmesi
  5. Sınırsız sektörler: Enerji ve dijital gibi stratejik sektörlerin regülasyonunda ülkeler arasındaki farklı uygulamaların potansiyeli baskıladığına dikkat çekiliyor ve ortak mevzuat, ortak düzenlemeler ve ortak bir düzenleyici otoritenin kurulmasına dayanan tam bir entegrasyon öneriliyor. Aynı öneri sosyal alan için de getiriliyor ve mesleki yeterlik ve işe ilişkin becerilerin, sosyal hakların ve sosyal güvenlik ödemelerinin tümüyle ülkeden ülkeye aktarılabilmesinin sağlanmasının insan kaynaklarından yararlanma açısından önemine dikkat çekiliyor.
  6. Avrupa sosyal modelinin yeniden keşfedilmesi: Pisani-Ferry ve Enderlein Avrupa sosyal modeline de raporlarında yer veriyor ve tam anlamıyla bütünleşmiş bir ekonomi ve pazar için sosyal alanda uyumlaşma ve entegrasyona ihtiyaç olduğunu, ortak bir pazarın ortak sosyal değerlere dayanması gerektiğini ifade ediyor. Bu amaçla, asgari ücret, iş gücü piyasası, emeklilik ve eğitim gibi alanlarda ortak eylem ve ortak girişimler yoluyla sosyal modelin yeniden inşa edilmesi öneriliyor.

Rapor, Almanya ve Fransa ekseninde, Avro alanında yatırımlar, ortak regülasyon ve daha fazla entegrasyon yoluyla büyümenin canlandırılması ve gerçek anlamda bütünleşmiş bir Avrupa ekonomisinin oluşturulmasını gündeme getiriyor. Dolayısıyla, durgunluktan çıkış için çarenin, İngiltere’de Başbakan Cameron’un referanduma sunmayı planladığı gibi AB’den ayrılmakta değil, bilakis entegrasyonu daha da derinleştirmekte yattığı görülüyor.

Rapor, Türkiye için de, özellikle iki açıdan önem arz ediyor:

  1. Gerek karşılıklı ticaret gerekse yabancı yatırımlar açısından AB önemli bir partner ve kaynak olmaya devam ediyor. Oldukça gelişmiş bir pazar olan AB pazarı, Türkiye’de ihraç ürün kalitesi ve çeşitliliğini destekleyerek, Türkiye’nin rekabet gücünü artırıyor. Bunun yanında, AB’den yapılan ithalatta yatırım ve ara malların ağırlıkta olması da Türkiye’de yapılan üretimi desteklemekte. Bu açılardan bakıldığında, Avrupa ekonomisinin güçlenmesi, üretim ve talebin artması Türkiye açısından da kritik bir konu ve Türkiye’nin ihracat ve büyüme hedeflerine ulaşması açısından belirleyici konumda.
  2. Türkiye’nin AB ile 1963’e dayanan ilişkileri, sorunlara rağmen, giderek yakınlaşmaya yol açıyor. Gümrük birliğine dayanan ortaklık ilişkisi, üyelik müzakereleri ve içerdiği hukuki ve idari uyumlaştırma süreci ve son olarak vize muafiyeti ve geri kabul süreci bu yakınlaşmanın en önemli aşamalarını oluşturuyor. AB ile bu kadar yakın bağları bulunan, AB’yi kendi sosyal ve ekonomik kalkınması için model olarak alan ve AB’ye tam üyeliği bir devlet politikası olarak benimsemiş bir ülke olarak, Türkiye için Avrupa’nın toparlanması ve AB projesinin krizlerden güçlenerek çıkması büyük önem taşıyor: Hem aday ülke olarak tam üyelik kararlılığının devamı açısından, hem de orta ve uzun vadeli kalkınma ve uluslararası politika hedeflerini belirlemesi açısından.