İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-21 ARALIK 2014

İKV`DEN HAFTAYA BAKIŞ

Geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin gündeminde Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan Ekonomide Dönüşüm Programı’nın İkinci Eylem Planı yer aldı. 18 Aralık 2014 tarihinde açıklanan, 7 farklı program çerçevesinde 425 eylemi içeren Ekonomide Dönüşüm Programı’nın İkinci Eylem Planı, üretimde verimliliğin ve yurt içi tasarrufların artırılması suretiyle yatırımların büyümesini ve israfın önlemesini hedefliyor.

Geçtiğimiz haftanın Türkiye-AB ilişkilerinde ön plana çıkan konu ise, 14 Aralık 2014 tarihinde bazı basın kuruluşlarına yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sonrasında Türkiye ve AB taraflarının karşılıklı açıklamalarıydı. Konuya ilişkin AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ile Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, ortak açıklamalarında hukukun üstünlüğü ve temel haklara saygı kavramlarını ön plana çıkarırken; AB Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Johannes Hahn ile telefonda görüşen AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır’ın, savcılık tarafından başlatılan soruşturmayla ilgili Hahn'a bilgi verdiği ifade edildi. Bozkır, "konuya ilişkin yargı sürecinin devam ettiğini, erkler ayrılığı ilkesi temelinde yürütmenin bu sürece müdahil olmadığını, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığına herkesin saygı göstermesi gerektiğini" belirtti.

Komisyon üyelerinin değerlendirmeleri hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB tarafından tatil gününde operasyon hakkında açıklama yapılmasına dair eleştirilerini dile getirdi. AB Bakanı Bozkır, 21 Aralık 2014 tarihinde AB Bakanlığı Antalya Temsilciliği’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Eğer AB ile bu ilişkiyi birlikte yürüteceksek, bunun modelitelerini birlikte saptamamız lazım. AB'de modelitenin birinci esası, önce birbirimize saygı duyacağız. Bu bir amir-memur, öğretmen-öğrenci ilişkisi değildir. Türkiye hiçbir zaman böyle bir ilişkiyi kabul etmemiştir” açıklamasında bulundu.

Türkiye ve AB ilişkilerinde geçtiğimiz haftada yaşanan bir başka gelişme , Avrupa Komisyonu tarafından AB’ye aday ve potansiyel aday ülkelerdeki reformlara destek için kurulan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında, Türkiye’ye ayrılan yardım miktarının 1,16 milyar avro olacağının açıklanmasıydı.

Geçtiğimiz haftanın AB'nin gündeminde ise, AB Liderler Zirvesi, AB Genel İşler Konseyi Toplantısı, Avrupa Komisyonu’nun 2015 Çalışma Programı ve Eurobarometre anketinin Güz 2014 çıktıları vardı. AB Liderler Zirvesi, 18-19 Aralık 2014 tarihlerinde Brüksel’de toplandı. Donald Tusk’un ilk kez AB Konseyi’ne başkanlık ettiği Zirve’de AB’nin yeni yatırım planı ve Rusya’ya yönelik yaptırımları görüşüldü. 16 Aralık 2014 tarihinde, üye ülkelerin AB Bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen AB Genel İşler Konseyi Toplantısı’nda ise, AB genişleme politikasına ve Konsey’in hukukun üstünlüğünün temini konusundaki rolüne ilişkin yeni kararlar ele alındı. 16 Aralık 2014 tarihinde kabul edilen ve Avrupa Komisyonu’nun önümüzdeki yıl yerine getirmeyi hedeflediği düzenlemeleri içeren 2015 yılı Çalışma Programı, AB çapında istihdam, büyüme ve yatırımlar, vatandaşlık hakları gibi çeşitli alanlarda düzenlemeler öngörüyor.

AB’nin resmi İstatistik Kurumu Eurostat tarafından, yılda iki defa yayımlanan AB üye ve aday ülkelerde, Birliğin ve kimi politika alanlarında Birlik vatandaşlarının görüşünü ortaya koyan Eurobarometre anketinin son sayısı da geçtiğimiz hafta yayımlandı. Eurobarometre anketinin Güz 2014 bulguları, Avrupa çapında AB’nin imajını düzeldiğini ve AB’ye ve AB’nin geleceğine olan güvenin artış eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ankette Türkiye’ye ilişkin ilginç saptamalar da yer alıyor. Buna göre, Türk halkının sadece 28’i Türkiye’nin AB üyeliğinin “iyi” olduğunu düşünürken; AB üyeliğinin “kötü” olduğuna inanların oranı yüzde 39. Benzer şekilde, Türk halkının sadece yüzde 36’si AB üyeliğinin ülkeye yarar sağlayacağını düşünürken yüzde 54’ü, üyeliğin Türkiye’ye fayda sağlamayacağı görüşünde.

Geçtiğimiz haftanın ekonomiye ilişkin önemli başlıklarından biri diğeri de, İstanbul’da gerçekleştirilen ve küresel ekonominin aktörlerini bir araya getiren B-20 Türkiye Başlangıç Toplantısı’ydı. Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümenin ana itici gücü olarak özel sektörün rolünü yansıtmak amacıyla G-20 üyesi ülkeler genelinde iş liderlerini bir araya getiren B-20 toplantısında, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve B-20 Türkiye Yürütme Kurulu Başkanı ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu açış konuşmalarını yaptı. 40’a yakın ülkeden, yüzlerce temsilci ve işadamını bir araya getiren toplantı ile 2015 yılında G-20 Başkanlığı’nı devralan Türkiye’nin, B-20 süreci de resmen başlamış oldu.

Geçtiğimiz hafta dünya gündeminde yer bulan önemli başlıklardan biri de, ABD ile Küba arasında diplomatik ilişkilerin tekrar kurulması yönünde atılan adımdı. Küba ile ilişkilerini normalleştirmeye çalışan AB tarafından da  “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendiren bu gelişme sonrasında ABD ile olduğu kadar Küba’nın AB ile de ilişkilerini derinleştirmesi bekleniyor. Bilindiği üzere, 1996 yılında imzalanan anlaşmadan bu yana AB, Küba ile ekonomik işbirliğini çoğulcu demokrasi ve insan haklarına saygı temelinde ilerletme yönünde bir politika izliyordu.

Haftanın öne çıkan bir diğer haberi ise, İngiltere’nin, ülkede çalışan Türk vatandaşlarının 1963 tarihli Ankara Anlaşması kapsamında sahip oldukları sosyal yardım haklarını kısıtlamak için Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) açtığı davayı kaybetmesi oldu. ABAD’ın bu kararı sayesinde, İngiltere’de yasal olarak çalışan Türk işçiler, AB vatandaşı ülkelerden gelen işçiler gibi, devletin sunduğu sosyal yardım ve emeklilik haklarından yararlanmaya devam edebilecekler.

AB hukuki zemininde ayrıca yaşanan bir diğer önemli gelişme, AB’nin, kendisini oluşturan üye devletlerden ayrı bir hukuki kişilik olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) taraf olamayacağını açıklamasıydı. Konuya ilişkin alınan ABAD kararı ile 2009 tarihli Lizbon Antlaşması'nda yer alan "AB’nin AİHS'e taraf olma" hedefinin, AB'nin kendi hukuki düzenlemelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, gerçekleşmeyeceği ortaya çıkıyor.

Değerli okuyucular, AB Kurumları'nın önümüzdeki hafta tatilde olması nedeniyle, bir sonraki bültenimizi sizlerle yeni yılda paylaşıyor olacağız. Bu vesile ile İKV olarak tüm okuyucularımıza sağlık, mutluluk, huzur ve refah dolu; Türkiye-AB ilişkileri açısından da verimli bir yıl dileriz.