İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-21 ARALIK 2014

AB GENEL İŞLER KONSEYİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

16 Aralık 2014 tarihinde, üye ülkelerin AB Bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen AB Genel İşler Konseyi Toplantısı’nda, AB genişleme politikasına ve Konsey’in hukukun üstünlüğünün temini konusundaki rolüne ilişkin kararlar alındı.

Karar metninde, genişleme konusunda, AB’ye üye olmayı bekleyen ülkelerde ekonomik ve kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için gerekli reform ivmesinin ve ifade özgürlüğü ile medya özgürlüğü gibi alanlarda AB değerlerine bağlılığın sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bunun yanında, genişleme politikası kapsamındaki ülkelerin Rusya ve Ukrayna konusu başta olmak üzere, AB’nin dış politika pozisyonlarına kademeli olarak uyum sağlamalarının önemi üzerinde duruldu.

Konsey kararlarında, Komisyon’un 2014-2015 Genişleme Stratejisi’nde ortaya koyduğu üç sütun olan hukukun üstünlüğü, ekonomik yönetişim ve kamu yönetimi reformuna odaklanan yaklaşımı memnuniyetle karşılandı. Ekonomik yönetişim konusunda, Komisyon’un Batı Balkan ülkelerinin Kopenhag ekonomik kriterlerini karşılamalarını desteklemek üzere Ekonomik Reform Programları hazırlamakla görevlendirmesi ve Türkiye ile üst düzey ekonomik diyalog kurulması yönündeki önerileri memnuniyetle karşılandı. Demokratik kurumların bağımsızlığının güçlendirilmesi, dış politika alanında işbirliğinin derinleştirilmesi, komşularla iyi ilişkiler ve bölgesel işbirliği ile ikili ihtilafların çözülmesi hususları, karar metninde vurgulanan konuların başında yer aldı.

Konsey Toplantısı’na başkanlık eden İtalya AB İşleri Bakanı Sandro Gozi yaptığı açıklamada, Konsey’deki tartışmalar doğrultusunda genişlemenin AB’nin hayati politika alanlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirtti. Gozi, genişlemenin bir dış politika aracı olarak AB’nin en başarılı politikaları arasında yer aldığını kaydetti.

Türkiye’ye ilişkin Konsey kararlarında, AB’nin Türkiye ile ilişkilerine atfettiği önem bir kez daha teyit edilirken, Türkiye’nin bir AB aday ülkesi ve AB’nin kilit ortaklarından biri olduğu belirtildi. Türkiye’nin dinamik ekonomisinden övgüyle söz edilirken, AB’nin Türkiye’de siyasi ve ekonomik reformların çıpası olmayı sürdürmesi gerektiği vurgulandı. Karar metninde, Türkiye’nin yeni AB Stratejisi’nin uygulanması konusunda somut çıktıların beklendiği kaydedildi.

Türkiye’nin bölgesel rolüne ve özellikle Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelere atıfta bulunularak, Türkiye ile dış politika konularında diyaloğun ve işbirliğinin artırılmasının gerekli olduğu ifade edildi. Konsey kararlarında, Türkiye’nin Iraklı ve Suriyeli sığınmacıları kabul etmesinden övgüyle bahsedilerek, AB’nin Türkiye’ye bu konuda destek vermeye devam edeceği belirtildi. Türkiye-AB siyasi diyaloğunun, terör örgütü IŞİD’e karşı daha yakın işbirliği geliştirmek ve yabancı savaşçı akışını önlemeye yönelik işbirliğini artırmak üzere kullanılması gerektiği vurgulandı. Türkiye ile AB arasında terörle mücadele alanındaki diyalog memnuniyetle karşılanırken, gerekli yasal düzenlemelerin kabulüyle taraflar arasındaki operasyonel işbirliğinin artacağına dikkat çekildi. Müzakere Çerçeve Belgesi doğrultusunda, Türk dış politikasının AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumlaştırması yönünde adımlar atılması çağrısı yapıldı.

Konsey kararlarında, Demokratikleşme Paketi’nde yer alan önlemler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine Yönelik Eylem Planı başta olmak üzere kabul edilen reformların uygulanmasının memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Öte yandan, çözüm sürecine destek verildiği ifade edilirken, sürecin ilerletilmesi için tarafların teşvik edilmesine yönelik çağrıda bulunuldu.

Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın Ekim 2014’te yürürlüğe girmesi ve Komisyon’un vize serbestliği yol haritasının uygulanmasına ilişkin ilk değerlendirme raporu memnuniyetle karşılanırken, bu alanda AB’nin performansa ve yol haritasındaki koşulların uygulanmasına dayalı bir tutum izleyeceği belirtildi. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun ve ilgili yönetmeliklerin yürürlüğe girmesinden bu bağlamda öne çıkan adımlar olarak söz edildi. Türkiye’nin mevcut ikili geri kabul anlaşmalarını yeterli düzeyde uygulamasının öncelik taşıdığı ve Türkiye ile AB üyesi ülkelerin sınırlarının güçlendirilmesi yolunda daha fazla işbirliği yapılması gerektiği belirtildi.

Konsey kararlarında Türkiye, temel hak ve özgürlükler ile AİHM kararlarının uygulanmasını geliştirecek reformlar üzerinde çalışmaya teşvik edildi. Örgütlenme ve toplanma hakkı ile kolluk kuvvetlerinin müdahalesine ilişkin düzenlemelerin AB standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtildi. Yürütmenin yargıya müdahalesi, temel düzenlemelerin paydaşlarla yeterli istişare yapılmadan sıklıkla değiştirilmesi ve bilgiye erişim konusundaki kısıtlamaların endişeye yol açtığı kaydedilerek, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında işbirliğinin tarafları birbirine yakınlaştıracağı belirtildi.

Hükümetin Aralık 2013’te ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına yönelik tutumunun, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi şüpheler uyandırdığı Konsey kararlarında yer aldı. Aynı zamanda, siyasi muhalefet, halk protestoları ve eleştirel basına karşı artan bir hoşgörüsüzlük sergilenmesinin endişe verici olduğu kaydedildi. Bu kapsamda, kısa süre önce gerçekleştirilen polis baskınları ve medya temsilcilerinin gözaltına alınması eleştirildi.

Türkiye’nin AB’nin önemli ticaret ortakları arasında yer aldığı ve Gümrük Birliği’nin öneminin vurgulandığı Konsey kararlarında, Türkiye ile üst düzey ekonomik diyalog  kurulması çağrısında bulunuldu ve 17’nci fasıl olan Ekonomik ve Parasal Politika’da ilerleme kaydedilmesinin söz konusu diyaloğu destekleyeceği ve müktesebat uyumunu teşvik edeceği kaydedildi.

Karar metninde, iyi komşuluk ilişkilerinin önemi vurgulanarak, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin yaşanan son gelişmeler ışığında 24 Ekim tarihli AB Liderler Zirvesi kararlarına atıfta bulunuldu. Türkiye’nin Ankara Anlaşması’na Ek Protokol’ü uygulamamasından üzüntü duyulduğu ve GKRY ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmediği belirtildi. Bu konunun çözümlenmemesinin katılım müzakerelerinin genel seyrini etkilemeye devam edeceği uyarısında bulunuldu ve tüm Üye Devletlerin tanınmasının katılım sürecinin önemli bir unsuru olduğu teyit edildi.

Kıbrıs meselesi bağlamında ayrıca, Türkiye BM çerçevesindeki görüşmelere aktif destek vermeye çağırıldı ve Türkiye’nin kapsamlı bir çözüme sağlayacağı desteğin önemi üzerinde duruldu. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlatılabilmesi için olumlu bir ortam yaratılmasının her zamankinden önemli olduğu vurgulandı.

AB Genel İşler Konseyi Toplantısı karar metnine buradan ulaşılabilir.