İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
8-14 HAZİRAN 2015

2014 YILI AP TÜRKİYE RAPORU KABUL EDİLDİ

10 Haziran 2015 tarihinde AP Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen oturumda, 2014 Yılı Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin ilke karar taslağı kabul edildi. Rapor, 94 oya karşılık 432 oyla kabul edilirken, 127 parlamenter çekimser kalmayı tercih etti. Bilindiği üzere,  21 Mayıs 2015 tarihinde kabul edilmesi öngörülen rapora ilişkin oylama, hararetli tartışmalar ve çoğu Türkiye karşıtı aşırı sağ görüşlü parlamenterlerden gelen değişiklik önergeleri nedeniyle Haziran ayına ertelenmişti. 

Sosyalist Demokrat Grup mensubu Hollandalı Parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan AP Türkiye Raporu, konu olduğu tartışmalar ve son anda gelen erteleme kararı kadar, rapora getirilen rekor sayıda değişiklik önergesi ile de tartışma yarattı. 2013 yılı Türkiye Raporu’na 338; 2012 yılı Türkiye Raporu’na 415 değişiklik önergesi getirilirken, bu yılki rapora 480 değişiklik önergesi verildi. Hollandalı Parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan ilk Türkiye Raporu olma özelliğine sahip 2014 yılı Türkiye Raporu, aynı zamanda 2014 yılında gerçekleştirilen seçimler sonucu büyük ölçüde yenilenen AP tarafından kabul edilen ilk Türkiye Raporu olmasıyla da dikkat çekiyor.

Rapora verilen değişiklik önergesiyle 24 Nisan öncesi kabul edilen ve 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlayarak Türkiye’den de bunu tanımasını talep eden AP kararına atıf yapılması Türkiye’nin tepkisini çekti. AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, raporun Türkiye tarafından “kabul edilemez” olduğunu açıkladı. Buna karşın rapor, 7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye’de gerçekleşen genel seçimlerin sonucunun memnuniyet verici olduğunu dile getirmenin yanı sıra Türk modern tarihinde en kapsayıcı ve temsilci meclisin seçildiğinin altını çizdi. Rapor, Türkiye’nin demokratikleşme süreci ve AB ile reform diyaloğunu pekiştirmek için tüm siyasi partileri istikrarlı ve kapsayıcı bir hükümet kurmaya çağırıyor.

50 maddeli Türkiye Raporu, Türkiye-AB İlişkilerindeki Durum, Hukukun Üstünlüğü ve Demokrasi, İnsan Hakları ve Temel Haklara Saygı, Müşterek Çıkarlar ve Ortak Zorluklar ile İyi Komşuluk İlişkileri Kurulması başlıklı beş bölümden oluşuyor. Raporda, Türkiye’nin AB’nin kilit öneme sahip stratejik ortağı olduğu vurgulanarak, etkin ve gerçekçi müzakerelerin Türkiye-AB ilişkilerinin tüm potansiyelinin açığa çıkarılması için gerekli çerçeveyi oluşturacağı vurgulanıyor. Reform sürecinin Türkiye’nin güçlü ve çoğulcu bir demokratik sistem oluşturması için önemli bir fırsat sunduğu belirtiliyor. Raporda, Komisyon, AP üyeleri tarafından müzakerelerin ele alınış biçimini değerlendirmekle ve taraflar arasındaki işbirliğini geliştirmenin yollarını keşfetmekle görevlendiriliyor. Vize Serbestliği Diyaloğu’na da değinen rapor, somut ilerlemelerin kaydedilmesi gerektiğini vurgulamanın yanı sıra, AB’nin Türk iş dünyası, öğrenciler ve akademisyenlerin vize almasını kolaylaştırması gerektiği belirtiyor.  Türkçe dışındaki dillerde seçim kampanyası yürütülmesi imkânının tanınması, siyasi partilerde eşbaşkanlık sistemine izin verilmesi ve siyasi partilerin yerel örgütlenmesine ilişkin gelişmelerden olumlu şekilde söz edilirken, yüzde 10’luk seçim barajının indirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Yeni Anayasa süreci ile ilgili olarak raporda, çoğulcu, kapsayıcı ve hoşgörülü bir toplumu teşvik eden hükümlere dayalı bir Anayasa’nın temel haklar ve hukukun üstünlüğü için sağlam bir dayanak oluşturacağı ve reform sürecini destekleyeceği görüşü ifade ediliyor. Anayasal reform sürecinin sürdürülmesi ve yeni Anayasa’nın siyasi yelpazenin genelinin ve toplumun tüm kesimlerinin uzlaşısına dayalı olması gerektiğinin önemi vurgulanıyor. Raporda, Hükümet tarafından kabul edilecek yasal düzenlemeler konusunda AB Bakanlığı’nın rolünü artıran ve yasaların AB standartlarına uyumunu sağlamaya yönelik geliştirilen yeni AB Stratejisi memnuniyetle karşılanıyor. Bunun yanında raporda, Venedik Komisyonu ile daha yakın temasta bulunulması ve yeni yasaların kabul edilmesi sürecinde Avrupa Komisyonu ile kapsamlı bir diyaloğun geliştirilmesinin gerektiğinin de altı çiziliyor. Kıbrıs sorununa da değinilen raporda, Cenevre Sözleşmesi ve uluslararası hukukun ilkeleri çerçevesinde Türkiye’ye, adada yerleşim politikasını gözden geçirmesi çağrısında bulunuyor.