İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-11 EKİM 2015

AB GÜNDEMİ

  • Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, 7 Ekim 2015 tarihinde Strazburg’da AP Genel Kuruluna hitap etti. Merkel ve Hollande’ın gündeminde AB’nin karşı karşıya olduğu sorunlara muhtemel çözüm önerileri vardı. Merkel ve Hollande’ın AP’de gerçekleştirdikleri ortak konuşma, 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından dönemin Almanya ve Fransa liderleri Helmut Kohl ile François Mitterand’dan sonra Alman ve Fransız liderler tarafından AP’de gerçekleştirilen ilk ortak konuşma olması nedeniyle ayrı bir öneme sahip. AP Başkanı Martin Schulz, Merkel ve Hollande’ın ortak konuşmasını Alman-Fransız uzlaşısının ve Avrupa’da birliğin bir sembolü olarak nitelendirdi.

    Merkel ile Hollande’ın ortak konuşmasında mülteci krizinden, ekonomiye ve Ukrayna’dan Suriye’ye uzanan dış politika konularında daha fazla birliğe ihtiyaç duyulduğu mesajı öne çıktı. Mülteci krizini tarihi boyutlarda bir test olarak nitelendiren Merkel, krizin ele alınmasında ulusal eylemler yerine daha fazla Avrupa’ya ihtiyaç duyulduğunu ifade ederken, Hollande ise AB’nin güçlendirilmemesi halinde Avrupa projesinin sonunun gelebileceği uyarısında bulundu. Dublin düzenlemelerinin mevcut haliyle geçerliliğini yitirdiğini kaydeden Merkel, AB dış sınırlarının güvenliğinin ancak komşu bölgelerdeki krizlerin ele alınmasıyla sağlanabileceğinin altını çizdi ve Türkiye’nin kilit rolüne dikkat çekti. Üye Devletlerin ortak krizler karşısında gösterdikleri “kabuklarına çekilme” eğiliminin AB’yi güçsüzleştirdiğini kaydeden Hollande, dayanıklılık, dayanışma ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda hareket eden dışa dönük bir AB vizyonunu savundu. Avrupa bütünleşmesinin devam etmemesi halinde AB’nin geriye gideceği uyarısında bulunan Hollande, politika koordinasyonun, mali uyumun, yatırımların, vergi politikalarının ve sosyal politikaların teşvik edilmesi için Avro Alanı’nın güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Portekiz'de genel seçimler 4 Ekim 2015 tarihinde gerçekleştirildi. 2011 genel seçimleri sonrası ekonomik kriz nedeniyle uygulanan kurtarma paketi ve kemer sıkma politikalarının ardından yapılan seçimde, halen iktidarda bulunan Portekiz Cephesi (PaF)  birinci parti olarak çıksa da hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamadı.  Sosyal Demokrat Parti (PSD) ve Sosyal Demokrat Merkez-Halk Partisi'nin (CDS-PP) oluşturduğu PaF koalisyonu, 4 yıl öncesine oranla güç kaybederken, oyların yüzde 38,6'sını aldı. 2011 yılındaki seçimlerde yüzde 50,4 oranında oy alarak iktidara gelen PaF, yaşadığı oy kaybı ile 230 sandalyeli parlamentoda 104 milletvekiline sahip oldu.

    2011 yılına oranla, daha fazla katılım sağlanan seçimlerde,  halen parlamentoda ana muhalefette yer alan Sosyalist Parti ise  2011 seçimlerinde yüzde 28 olan oy oranını yüzde 32,4’e çıkarmayı başararak 85 milletvekili ile parlamentoda yer aldı. Seçimlerde en büyük çıkışı 2011'de 8 olan milletvekili sayısını, yüzde 10,2 oy oranı ile 19’a çıkaran ve kemer sıkma politikalarına karşı olarak bilinen Sol Bloğu (BE) gerçekleştirdi. Bununla birlikte, Demokratik Birlik Koalisyonu da (CDU) da yüzde 8,3 oy oranı ile 17 milletvekiline sahip oldu. 

  • 6 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen AB Ekonomi ve Maliye Bakanları toplantısında vergilendirme alanında bir yönerge üzerinde uzlaşı sağlandı. Mart 2014’te sunulan önlemler paketi içinde yer alan söz konusu yönerge tasarısı, vergilendirme alanında idari işbirliğine ilişkin 2001/16/EU sayılı Yönerge’de değişiklik getiriyor.

    İlgili yönerge, kurumların vergiden kaçınmalarının önlenmesine yönelik girişimlerden birini teşkil ediyor. Yeni düzenleme, üye ülkeler arasında vergilendirme ve fiyatlandırmayla ilgili sınır ötesi düzenlemeler hakkında bilgi paylaşımı sağlanmasına ilişkin kuralları içeriyor. Bu kapsamda, sınır ötesi vergi mevzuatına ilişkin bilgi paylaşımında bulunan ülkeler, gerektiğinde daha fazla bilgi talebinde bulunabilecek. Yeni düzenlemeyle Avrupa Komisyonu, paylaşılan bilgilerin depolandığı güvenli bir ortak rehber geliştirme imkânı bulacak. Söz konusu rehberin bütün üye ülkelerin erişimine açık olması öngörülüyor. Yeni düzenleme, vergilendirme alanında daha fazla şeffaflık sağlanması açısından önemli bir adım niteliğini taşıyor ve aynı zamanda uluslararası iş dünyasına vergilendirme konularında daha fazla adalet sağlanması gerektiği mesajını gönderiyor. İlgili yönergenin AP’nin de uygun görüşünden sonra AB Konseyi’nin gelecek toplantısında kabul edilmesi bekleniyor. Yeni kurallar 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulanacak. Bu tarihe kadar ise vergilendirme alanında bilgi paylaşımına ilişkin mevcut kurallar yürürlükte olacak.

    Ekonomi ve Maliye Bakanları toplantısında görüşülen diğer bir konu da Sermaye Piyasaları Birliği’ne ilişkin olarak 30 Eylül 2015 tarihinde kabul edilen ve alanında önemli bir adım olan plan kapsamında menkul kıymetlerle ilgili önlemler üzerindeki çalışmaların başlatılması gerektiği belirtildi. Bilindiği üzere, 30 Eylül 2015 tarihide kabul edilen plan, sermaye piyasalarının güçlendirilmesi ve böylece başta doğrudan yabacı yatırımlar olmak üzere şirketler ve altyapı projeleri için daha fazla yatırım sağlanmasına yönelik önlemlerin alınmasını öngörüyor. 

  • Avustralya, Kanada, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, ABD, Vietnam, Şili, Brunei, Singapur ve Yeni Zelanda, 5 Ekim 2015 tarihinde son yirmi yılda imzalanan en önemli ticaret anlaşması olarak değerlendirilen Trans-Pasifik Ortaklığı (TPO) üzerinde uzlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Hâlihazırda dünya ekonomisinin yüzde 40’ını oluşturan bu ülkeler, TPO ile sadece bir bölgesel ticaret anlaşması oluşturmakla kalmayarak aynı zamanda çok taraflı ticaret sistemini etkileyebilecek yeni kurallar ve standartlar belirlediler. TPO ile gümrük tarifelerin düşürülmesi, kaldırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesinin yanı sıra fikri mülkiyet hakları, iş gücü piyasası, çevre ve e-ticaret gibi birçok alanlarda ortak kuralların oluşturulması da öngörülüyor. Nitekim tarihte ilk defa ABD, TPO ile işçilerin haklarına ve çevrenin korunmasına ilişkin yaptırım gücü olan standartlar içeren bir anlaşma müzakere etti. Bu anlaşma ile ayrıca, kamu iktisadi teşebbüsleri için adil rekabet ortamının oluşturulması ve e-ticaretin teşvik edilmesi için de önlemlerin alınması öngörülüyor. Tüm bunların yanı sıra TPO yatırımcılarla devlet arasındaki uyuşmazlıkların halli mekanizmasına ilişkin kapsamlı hükümlere de yer veriliyor. Ancak TPO’nun kapsamına ilişkin daha detaylı bilgiler henüz kamuoyu ile paylaşılmadı. Söz konusu anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 12 ülkenin onay sürecinden geçmesi gerekiyor. 

  • Avrupa Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström ve AB Dönem Başkanlığını yürüten Lüksemburg’un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, 5 Ekim 2015 tarihinde, DTÖ Genel Direktörü Roberto Azevedo’ya, AB’nin DTÖ’nün Ticareti Kolaylaştırıcı Anlaşması’nın onayladığını bildirdi.

    Bilindiği üzere, Aralık 2013 tarihinde düzenlenen DTÖ Dokuzuncu Bakanlar Konferansı’nda kabul edilen bu anlaşma ile gümrük işlemlerini dünya çapında daha basit ve şeffaf hale getirilmesi ve modernleştirmesi amaçlandı. Yeni gümrük standartlarının uygulanabilmesi için gerekli teknik kapasitelerin geliştirmeleri için az gelişmiş ülkelere destekte bulunulması öngörüldü. AB’nin, gelişmekte olan ülkelerin anlaşmayı uygulamaya geçirmeleri için önümüzdeki 5 yıllık süre içinde yaklaşık 400 milyon avro değerinde yardımda bulunacağı bildirildi. Bu bağlamda, AB’nin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki gümrük sistemlerini iyileştirecek projelere ve reformlara mali destek sağlaması öngörülüyor.

    DTÖ’nün Ticareti Kolaylaştırıcı Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için DTÖ üye ülkelerinin üçte ikisinin ulusal onay süreçlerini tamamlamış olmaları gerekiyor. Hâlihazırda, AB’nin dışında bu süreci tamamlamış olan diğer ülkeler şunlar: Avusturalya, Belize, Botsvana, Çin, Hong Kong, Japonya, Lihtenştayn, Laos, Malezya, Morityus, Nikaragua, Nijerya, Yeni Zelanda, Singapur, Güney Kore, İsviçre, Tayvan, Trinidad-Tobago ve ABD. Türkiye ise henüz anlaşmayı onaylamadı.