İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
30 KASIM-6 ARALIK 2015

AB GÜNDEMİ

  • 1-2 Aralık 2015 tarihlerinde Brüksel’de bir araya gelen NATO Dışişleri Bakanları, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyondaki ilerleme, Paris’te gerçekleşen terör saldırısından bu yana alınan önlemler ve Suriye krizine siyasi çözüm bulunması amacıyla Viyana’da sürdürülen görüşmeleri ele aldılar.

    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ittifakın güneyde komşu olduğu bölgedeki sorunların oldukça karmaşık olduğunu belirtirken, NATO’nun buna yönelik çabalarını; kolektif savunmanın güçlendirilmesi, kriz yönetiminin desteklenmesi ve bölgesel işbirliği için ortaklarla birlikte çalışmak olarak özetledi.

    Toplantıda, NATO Dışişleri Bakanları tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan açıklamada, ittifakın güvenliğinin bölünmez olduğu vurgulanarak, terör de dâhil olmak üzere birçok tehditle karşı karşıya olan Türkiye ile güçlü dayanışma içerisinde olunduğu mesajı verildi. Açıklamada, Ekim ayında NATO Savunma Bakanları tarafından Türkiye’nin güvenliği için atılacak ek adımların gözden geçirildiği belirtilerek, bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle Türkiye’nin savunmasına yönelik mevcut NATO planlarının güçlendirilmesi üzerinde çalışıldığı duyuruldu.

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg yaptığı açıklamada, konumu itibarıyla ittifakın güneydoğusundaki istikrarsızlığa temas etme riski bulunan Türkiye’ye yönelik ek güvenlik önlemleri alındığını kaydetti ve bunların önümüzdeki haftalarda netleşeceğini bildirdi. Alınan önlemler arasında, Akdeniz’e savaş gemileri ve İncirlik Üssü’ne uçak gönderilmesinin yanı sıra füze savunma sisteminin güçlendirilmesi olasılıklarının bulunduğu telaffuz ediliyor.

    Toplantıda, 2016 yılında da Afganistan’da yaklaşık 12 bin asker bulundurulması ve 2020 yılına kadar Afganistan’a mali destek sağlanması üzerinde mutabakata varıldı.

    NATO Dışişleri Bakanları ayrıca Karadağ’ı ittifakın 29’uncu üyesi olmak üzere müzakerelere başlamaya davet etti. Son olarak 2008 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan üyeliğe davet edilmişti. Karadağ’ın NATO’ya katılım müzakerelerine 2016 yılının başında başlaması bekleniyor. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Karadağ’ın savunma ve hukukun üstünlüğü alanlarında başta olmak üzere reformlara ağırlık vermeyi ve NATO üyeliğine kamuoyu desteğini göstermeyi sürdürmesinin önemine değindi.

  • AB Adalet ve İçişleri Bakanları Konsey Toplantısı, 3-4 Aralık 2015 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleşti. Terörle mücadele, düzensiz göç ve veri muhafaza konularının öne çıktığı toplantının en önemli gündem maddesi AB PNR (Yolcu İsim Kaydı) Yönergesi oldu. Terörle mücadele ve düzensiz göçün önlenmesine yönelik olarak toplantının en temel çıktısı, bugüne kadar üzerinde anlaşmaya varılan kararların ve önlemlerin, öncelikli şekilde uygulamaya geçirilmesi yönünde irade beyanı oldu.

    PNR konusu ise, Konsey’in, Komisyon’un ve AP’nin uzun süredir gündemindeydi. AP tarafından onaylanan AB PNR Yönergesi, terör ve ciddi suçlarla mücadelede gerekli olduğu hallerde, PNR bilgilerinin AB çapında paylaşımının önünü açan hükümler içeriyor. 4 Aralık 2015 tarihinde gerçekleşen toplantıda, AB liderleri, AP’nin onayından geçen metni kabul etti. Yeni yönetmelikle birlikte, bütün hava araçları, AB sınırlarına giriş ve çıkışlarında Üye Devletler’le PNR bilgilerini paylaşmakla yükümlü olacak. Bir sonraki adım olarak Yönerge’nin AP’nin ilgili komitesine gönderilmesi, onayın ardından Konsey’de son oylamanın gerçekleşmesi öngörülüyor.

  • Avrupa Komisyonu Bölgesel Güvenlik Fonu çerçevesinde 1 Aralık 2015 tarihinde Suriyeli mültecilere ilişkin toplam 350 milyon avro tutarındaki yardım paketi açıklandı. Paket kapsamındaki yardımın önümüzdeki dönemde Suriye’nin komşularını oluşturan Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Irak’ta bulunan yaklaşık 1,5 milyon Suriye uyruklu mülteciye ulaştırılması öngörülüyor. Bu çerçevede, mültecilere yönelik temel eğitim, sağlığa daha verimli erişim, su ve atık-su altyapılarının iyileştirilmesi, daha fazla ekonomik olanak ve sosyal içerme politikalarına destek verilmesi hedefleniyor.

    Yardım paketi, dört farklı programdan oluşuyor:

    - Eğitim programı: 140 milyon avro tutarındaki program kapsamında Türkiye, Lübnan ve Ürdün Milli Eğitim Bakanlıklarının desteğiyle yaklaşık 172 bin mülteci çocuğun okula gitmelerinin sağlanması öngörülüyor.

    - Yerel kalkınma programı: 130 milyon avro tutarındaki ve Avrupa’daki çeşitli STK’ların da desteğiyle oluşturulan programla, mültecilerin ekonomik fırsatlardan daha iyi bir şekilde yararlanması hedefleniyor. Söz konusu program, 400 bin kişiyi kapsıyor.

    - Sağlık programı: 55 milyon avro tutarında programla beraber mültecilerin birinci, ikinci ve üçüncü sağlık hizmetlerine erişimi amaçlanıyor. Programın yaklaşık 700 bin mülteciye ulaşması hedefleniyor.

    - Sağlık, sanitasyon ve hijyen programı: 25 milyon avro tutarındaki bu program ile Ürdün ve Lübnan’da bulunan Suriyeli mültecilere su ve atık-su hizmetleri sağlanması öngörülüyor. Söz konusu program yaklaşık 1 milyon kişiyi kapsıyor.

    Suriye krizine ilişkin Bölgesel Güvenlik Fonu’nun 570 milyon avrosu AB bütçesinden ve 40 milyon avrosu ise 15 üye ülkeden sağlanıyor.

  • Danimarka’da 3 Aralık 2015 tarihinde düzenlenen referandumda halkın yüzde 53’ü, Avrupa Polis Teşkilatı Europol ile işbirliği ve AB’nin Adalet ve İçişleri alanındaki düzenlemelerine katılıma ‘hayır’ dedi.

    Bilindiği üzere Danimarka, Maastricht Antlaşması’nın ülkede düzenlenen referandumda reddedilmesi nedeniyle Antlaşma’da düzenlenen savunma, para birimi, AB adalet sistemine ilişkin birçok alanda ortak politikaların dışında kalmaya karar vermişti. Öte yandan AB’nin adalet ve içişleri alanındaki düzenlemelerine dâhil olmadığı için çalışmalarını Avrupa Polis Teşkilatı Europol ile işbirliği içinde yürütüyordu. Ancak, 2016 yılında Europol’e ilişkin hayata geçirilmesi öngörülen yasal düzenlemeler nedeniyle Danimarka’nın adli soruşturma alanında hükümetlerarası işbirliğinden, Europol merkezli sisteme geçmesi tartışılıyordu.

    3 Aralık 2015 tarihinde düzenlenen referandumda AB’nin Adalet ve İçişleri alanındaki düzenlemelerine katılımın reddedilmesi sonucunda Danimarka’nın Europol ile işbirliğini sürdürebilmesi için taraflar arasında ayrı bir anlaşmanın müzakere edilmesi gerekiyor.