İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
7-13 ARALIK 2015

AB GÜNDEMİ

  • 30 Kasım-11 Aralık 2015 tarihlerinde Paris’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 21’inci Taraflar Konferansı’nda (COP 21) yeni bir iklim değişikliği anlaşması onaylandı. Tarihi bir anlaşma olarak nitelendirilen ve 2020 yılından sonra bağlayıcı olacak anlaşma Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek.

    11 Aralık günü sonuçlanması beklenen müzakereler bir gün uzayarak 12 Aralık’ta resmi olarak tamamladı. 12 Aralık’ta açıklanan yeni anlaşmanın ya da resmi adıyla Paris Anlaşması’nın en kritik konulara ilişkin maddeleri kısaca şu şekilde:

    - Anlaşma dahilinde, bu yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması ve hatta 1,5 derece ile sınırlandırılması karar alındı (Madde 2.a).

    - Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için belirlenmiş olan ve ülkelerin sosyal ve ekonomik koşullarına bağlı olarak geliştirilen “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi yeni anlaşmada da yer alacak (Madde 2.2).

    - Paris toplantısı öncesinde 180’den fazla ülkenin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ulusal emisyon azaltım beyanları (Intended Nationally Determined Contributions-INDCs) COP 21 sırasında en kritik konulardan biriydi. Özellikle konferans  kapsamında açıklanan BMİDÇS’nin INDCs Sentez Raporu’na göre, mevcut INDC’lerin kısa vadede “çok yavaş” azaltıma imkan vereceği ve hatta küresel ısınmanın 3 dereceyi aşacağı açıklandı. Dolayısıyla yeni anlaşma ile “her 5 yılda bir” ulusal katkıların kontrol edilmesini sağlayacak yeni bir sistem oluşturuldu.

    - Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerden alacakları finans yardımları ve gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini sürdürmeleri konusundaki görevlerinin devam edeceği kararlaştırıldı (Madde 4.4).

    - 2013 yılında Varşova’da yapılan konferansın sonuçlarından biri olan “kayıp ve zararlar” kısmında, Kayıp ve Zararlar Varşova Uluslararası Mekanizması’nın güçlendirilmesi kararı alındı (Madde 8).

    - Yeni bir terim olarak “emisyon sıfırlama” (emission neutrality) anlaşmaya dahil edildi (Madde 3).

    Anlaşma kapsamında ülkelerin fosil yakıttan vazgeçme taahhütleri de gündeme gelecek. Anlaşma dâhilinde ayrıca Hükümetlerarası İklim Paneli (IPCC) tarafından 2018 yılında bir değerlendirme raporunun hazırlanması bekleniyor.

    AB’nin müzakerelerdeki pozisyonu, belirlediği 2020, 2030 ve 2050 hedefleri çerçevesinde oluştu. AB özellikle yeni anlaşmada beş yılda bir ulusal hedeflerin kontrol edilmesi ilkesini önemseyen taraftaydı ve finansal yardım mekanizmalarının içinin doldurulmasını talep eden taraftı.

    Türkiye, anlaşma müzakerelerinde “ortak ancak farklılaştırılmış sorumlulukların” netleştirilmesi üzerine odaklandı. Türkiye, müzakerelerde “gelişmekte olan” bir ülke statüsünde olduğunun yeni anlaşmada da kabul edilmesini talep ederken, azaltım hedeflerine ulaşmada finansal mekanizmalardan yararlanmak istediğini belirten taraflardan biri oldu. Bilindiği gibi Türkiye, 30 Eylül 2015 tarihinde 2030 yılına kadar emisyonlarda yüzde 21 azaltım sağlayacağı tahhütünü Birleşmiş Milletler’e sunmuştu.

    32 sayfadan oluşan Paris Anlaşması’nın metnine buradan ulaşılabilir.  

  • 13 Aralık 2015 tarihinde Fransa’da gerçekleşen bölgesel seçimlerin ikinci turunda, iktidardaki Sosyalist Parti ve müttefikleri beş bölge, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin partisi “Cumhuriyetçiler” ise yedi bölge kazandı. Marine Le Pen’in aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe (FN) ise hiçbir bölgeyi kazanamadı. İlk turda yüzde 49 olarak gerçekleşen katılım oranının ikici turda yüzde 58,5’e yükseldiği açıklandı. Ülkedeki bölge sayısı daha önce yasal düzenlemeyle 22’den 13’e düşürülmüştü. Söz konusu idari yapının, 1 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

  • AB ve Ermenistan 7 Aralık 2015 tarihinde ikili ilişkileri güçlendirmek amacıyla yeni bir anlaşma çerçevesi için görüşmelere başladı. Müzakerelerin açılışı, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandian tarafından gerçekleştirildi.

    Söz konusu anlaşma, 1996 yılında imzalanan ve 1999 yılından beri yürürlükte olan İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması’nın yerine geçecek. Ermenistan’ın Avrasya Ekonomi Birliği’ndeki konumu da dikkate alınarak, taraflar arasında siyasi, ekonomik ve sektörel alanda güçlendirilmiş işbirliğine yönelik kapsamlı bir çerçeve anlaşmasının gündeme getirilmesi planlanıyor. AB ve Ermenistan arasındaki işbirliğinin özellikle enerji, ulaştırma, çevre, ticaret ve yatırım gibi alanlarda olması öngörülüyor.

    Ermenistan’ın 2013 yılında Avrasya Ekonomi Birliği’ne katılmasının ardından AB ile müzakere edilen Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması henüz tamamlanmış değil. Dolayısıyla 7 Aralık’ta ilk adımı atılan işbirliği anlaşmasının, taraflar arasındaki ilişkileri yeniden canlandırması bekleniyor. Anlaşmanın ayrıca demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelere ve ortak değerlere dayanacağı vurgulanıyor. 

    Bu girişim, bir bakıma 2013 yılında Ermenistan’ın, Avrasya Ekonomi Birliği’ne katılmasıyla AB ve Ermenistan arasında öngörülen ve müzakere edilen Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması’nın tamamlanmaması sonucunda taraflar arasındaki ilişkileri yeniden canlandırmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Söz konusu anlaşmanın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelere ve ortak değerlere dayanacağı vurgulandı. 

  • Aralık 2015’te düzenlenen gayri resmi bir toplantıda, Avrupa Komisyonu, AB Konseyi ve AP, AB nezdinde ağ ve bilgi güvenliğini güçlendirmeye yönelik yeni kurallar üzerinde anlaşmaya vardı. Avrupa Komisyonunun 2013 yılında ilk taslağını sunduğu Yönerge ile AB Üye Devletlerin siber güvenlik kapasitelerinin iyileştirilmesi ve bu alanda Üye Devletler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

    Bu yeni Yönerge ile dijital hizmet sunucularına ve hizmet operatörlerine siber güvenlik alanında bazı önemli yükümlüklerin verilmesi öngörülüyor. Söz konusu Yönerge, e-ticaret platformları, arama motorları ve bulut hizmetlerini kapsıyor. Yeni kurallar ile hizmet operatörlerinin, siber riskleri yönetme konusunda önlemler almalarının kolaylaştırılması ve yüksek güvenlik kazalarını bildirebilecekleri sistemleri geliştirmeleri bekleniyor.

    Yeni yasal çerçeveye göre, enerji, ulaştırma, finans ve sağlık gibi kritik sektörlerde aktif olan hizmet operatörlerinin listesinin ise AB Üye Devletleri tarafından belli kriterler doğrultusunda hazırlanması gerekecek. Bu noktada, yukarıda belirtilen hizmetlerin aksaması toplum ve ekonomi üzerinde ciddi zararlara yol açacağı için, bu alanda faaliyet gösteren operatörlerin daha güçlü gereksinimlere ve denetimlere tabi tutulması bekleniyor.

    Yönerge AB Üye Devletleri tarafından onaylamasının ardından yürürlüğe girecek.