İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
14-20 MART 2016

HAFTANIN HABERİ

2015 AP Türkiye Raporu Taslağı AFET’te Kabul Edildi

AP Türkiye Raportörü Kati Piri tarafından hazırlanan 2015 Yılı AP Türkiye Raporu taslağı, AP Dış İlişkiler Komitesi’nde (AFET) 15 Mart 2016 tarihinde kabul edildi. 42 AP üyesinin lehte, 11 AP üyesinin ise aleyhte kullandığı oylamada, 11 AP üyesi çekimser kalmayı tercih etti. Taslak raporun 13 Nisan 2016 tarihinde AP Genel Kurulu’nda ele alınması öngörülüyor.

Sosyalist Grup mensubu Hollandalı AP Üyesi Piri tarafından hazırlanan ikinci Türkiye Raporu taslağı olma özelliğine sahip 2015 Yılı AP Türkiye Raporu taslağı, aldığı değişiklik önergelerinin sayısıyla yeni bir rekora imza attı. 2015 Yılı Türkiye Raporu taslağına komite üyeleri tarafından 545 değişiklik önergesi verilirken geçtiğimiz yılki rapora toplamda 480; 2013 AP Türkiye Raporu’na 338; 2012 AP Türkiye Raporu’na 415; 2011 Türkiye Raporu’na ise 461 değişiklik önergesi verilmişti.

2015 Yılı AP Raporu’nun Türkiye-AB ilişkileri ve hukukun üstünlüğü ve temel hakların yanı sıra “Türkiye’nin güneydoğusundaki durum”, “göç alanında Türkiye-AB İşbirliği” ve “Kıbrıs yeniden birleşme müzakerelerindeki ilerleme” olmak üzere üç ana tema çerçevesinde kurgulanması dikkat çekiyor.

AFET basın servisinden yapılan açıklamaya göre, raporda, Türkiye’nin AB için kilit öneme sahip bir stratejik ortak olduğu vurgulanıyor. Buna karşılık, hukukun üstünlüğü ve temel hakları konusunda ilerlemeye ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekilerek, önemli tematik alanlarda yapılandırılmış ve düzenli siyasi diyalog geliştirilmesi çağrısında bulunuluyor.

Raportör Piri, rapor taslağının ele alındığı oturumda yaptığı açıklamada, Türkiye’de reform hızının yavaşlamakla kalmayıp ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi kilit öneme sahip alanlarda gerilemeler yaşanmasının endişe verici olduğunu belirtti. Piri, raporda, Türkiye’nin güneydoğusunda şiddetin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirdiklerini kaydetti.

Raporda, mülteci krizi konusunda, Türkiye’nin dünyadaki en kalabalık sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapmasından övgüyle söz edilirken mülteci krizinin ele alınmasının yalnızca Türkiye’ye devredilmesinin, krize gerçekçi ve uzun vadeli bir çözüm sağlamayacağına dikkat çekiliyor. Mülteci Ortak Eylem Planı ve göç yönetimi önlemlerinin, karşılıklı sorumluluk ve taahhütler zemininde kapsamlı bir işbirliği çerçevesinde bir an önce uygulanmaya başlanması gerektiği belirtiliyor. AP raporunda, mülteci krizi ve Türkiye’nin katılım müzakereleri sürecinin birbirinden bağımız ele alınması gerektiği vurgulanarak “Göç alanında Türkiye-AB işbirliği, müzakere sürecinin takvimi, içeriği ve koşulları ile ilişkilendirilmemelidir” mesajı veriliyor.

Raporda, temel haklar alanında, bazı gazetelere el koyulması ve basın mensuplarına yönelik baskı eleştirilerek, son iki yıl içerisinde ifade ve düşünce özgürlüğü alanında ciddi anlamda geri gidiş yaşandığı ifade ediliyor. Hukukun üstünlüğü, temel haklar ve özgürlüklerin AB’nin temel değerleri arasında yer aldığı ve Türkiye’nin bu alanlarda yargı, adalet, özgürlük ve güvenlik alanlarında reformlara ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Raporda, çözüm süreci konusunda, Türkiye’nin güneydoğusunda ateşkesin bir an önce sağlanması ve çözüm sürecinin yeniden başlatılması çağrısında bulunuluyor. Hükümete, Kürt meselesine müzakere edilmiş, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapılıyor. Terör örgütüne ise bir an önce silah bırakma ve terör eylemlerine son verme çağrısında bulunuluyor.

Kıbrıs’ta BM arabuluculuğunda sürdürülen yeniden birleşme müzakerelerinde kaydedilen ilerlemeden memnuniyet duyulduğu belirtiliyor. Raporun Rum AP üyelerinin etkisiyle kaleme alındığı görülen bu bölümünde, GKRY’nin, iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyona evrilmesine destek verilmesi dikkat çekiyor. İki tarafa üzerinde anlaşmaya varılan önlemlerin gecikmeksizin uygulanması çağrısı yapılıyor. Türkiye’ye Ada’dan askerlerini çekmeye başlama, kapalı bölge Maraş’ı BM’ye devretme, GKRY’nin tek yanlı ilan ettiği münhasır ekonomik bölgede kriz yaşanmasına yol açacak faaliyetlerden kaçınma, Ek Protokol kapsamındaki yükümlüklerini yerine getirme, Ada’daki müzakere sürecini destekleme çağrısında bulunuluyor.