2015 AP Türkiye Raporu Kabul Edildi
Sosyalist ve Demokrat Grup mensubu Hollandalı Parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan 2015 AP Türkiye Raporu, 14 Nisan 2016 tarihinde AP Genel Kurulunda, 133 ret oyuna ve 85 çekimser oya karşılık 375 lehte oy ile kabul edildi. Kati Piri tarafından hazırlanan ikinci Türkiye Raporu olma özelliğini taşıyan 2015 Türkiye Raporu, bu yıl da AP üyeleri tarafından verilen değişiklik önergelerinin sayısıyla yeni bir rekora imza attı. Rapora, komite aşamasında 545, genel kurul aşamasında 47 olmak üzere toplamda 592 değişiklik önergesi verildi. Geçtiğimiz yıl kabul edilen 2014 AP Türkiye Raporu’na ise toplamda 480 değişiklik önergesi verilmişti.
2015 AP Türkiye Raporu, ilişkilerdeki güncel durum, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel haklar gibi geleneksel bölümlerin yanında çözüm süreci ve Güneydoğu’daki durum, göçmen krizi bağlamında Türkiye-AB işbirliği ve Kıbrıs görüşmeleri bölümlerinden oluşuyor.
Raporun giriş kısmında, geçtiğimiz yıl kabul edilen 2014 AP Türkiye Raporu’nun AP’ye iade edilmesinin temel nedenlerinden biri olan 15 Nisan 2015 tarihinde 1915 olaylarının 100’üncü yılına ilişkin Ermeni tezlerini savunan ilke kararına atıfta bulunulması, 2015 AP Türkiye Raporu’nun da Türkiye tarafından iade edileceği yorumlarına yol açtı. Raporun kabul edilmesinden önce konuya açıklık getiren AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır, AP Raporu’nun bahse konu karara ilişkin referans içermesi halinde iade edileceğini doğruladı.
Raporun ilk bölümünde Türkiye-AB ilişkileri durum analizine, reform hızında yaşanan düşüş konusundaki eleştirilerin damgasını vurduğu görülüyor. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki geri gidişten ve genel anlamda reformların hızında yaşanan yavaşlamadan endişe duyulduğu belirtilirken, Türkiye’deki durum; yargının bağımsızlığı, toplanma ve ifade özgürlüğü ile insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü konularında gerilemelerin yaşandığı ve Kopenhag kriterlerinden uzaklaşıldığı ifadeleriyle özetleniyor.
Türkiye’nin AB için kilit öneme sahip bir stratejik ortak olduğu ve etkin işleyen katılım müzakereleri sürecinin Türkiye ile ilişkilerin tüm potansiyelinin ortaya çıkarılması için en uygun çerçeveyi oluşturduğu belirtiliyor. Komisyonun İlerleme Raporunu 1 Kasım seçimleri sonrasına ertelemesi eleştiriliyor. Raporda, Türkiye ile geliştirilen diyalog süreçlerine destek mesajı verilirken, Türkiye ile dış politika alanında işbirliğinin önemine ve Türkiye’nin AB’nin enerji güvenliği konusunda kilit rol üstlendiğine de dikkat çekiliyor.
Gümrük Birliği’nin kapsamının tarım ürünleri, hizmetler ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulunulurken, Türkiye’nin Ek Protokolü tüm Üye Devletlere uygulamasına vurgu yapılıyor. TTIP başta olmak üzere, AB ile üçüncü ülkeler arasında STA akdedilirken Türkiye’nin çıkarlarının da göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanıyor.
Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlükler bölümü, AP Türkiye Raporu’nun şüphesiz en eleştirel bölümü olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik alanlarında reform ihtiyacına dikkat çekilerek, bu konuları kapsayan 23’üncü ve 24’üncü fasılların Üye Devletlerin tutumuna halel getirmeksizin açılış kriterlerinin karşılanmasının akabinde açılması çağrısı yapılıyor.
İfade ve düşünce özgürlüğü eleştirilerin merkezinde yer alırken bu alanlarda son iki yılda yaşanan gerilemeden endişeyle söz edilerek, düşünce ve ifade özgürlüğü ile medyanın bağımsızlığı ilkelerinin AB’nin temel değerleri arasında yer aldığı vurgusu yapılıyor. Bu bölümdeki diğer eleştiriler ise yolsuzlukla mücadele, bazı gazetelere el koyması, Terörle Mücadele Kanunu’nda terörün geniş tanımı ve kadına yönelik şiddet konularında yoğunlaşıyor. Anayasa reform sürecinin laik, çoğulcu ve hoşgörülü bir toplumu teşvik etmesi gerektiği ve yeni Anayasanın toplumun ve siyasi yelpazenin tüm kesimlerinin uzlaşışı temeline dayanması gerektiği vurgulanıyor.
Raporda, Güneydoğu’da giderek kötüleşen durumdan derin endişe duyulduğu ifade ediliyor. Terörle mücadelenin Türkiye’nin meşru hakkı olduğu kabul edilirken, güvenlik önlemlerinde insan hakları ve hukukun üstünlüğü vurgusu yapılıyor. AB terör örgütleri listesinde yer alan PKK’nın güvenlik güçlerini ve sivilleri hedef alan saldırılarının kınandığı ifade ediliyor. Hükümete çözüm sürecinin yeniden başlatılması için üzerine düşeni yapması, terör örgütüne ise silah bırakması ve terörist taktiklerine son vermesi çağrısında bulunuluyor.
Mülteci krizi bağlamında, raporda, Türkiye ile AB ilişkilerindeki canlanmaya AP tarafından destek veriliyor. Dünyadaki en kalabalık mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan Türkiye’nin insani açıdan muazzam katkı sağladığından, Suriyelilere istihdam piyasasını açma kararından, ücretsiz sağlık ve eğitim hizmeti sağlamasından övgüyle söz ediliyor. Mülteci krizinin ele alınmasının sadece Türkiye’den beklenmesinin mülteci krizine uzun vadeli bir çözüm teşkil etmediğinin altı çizilerek, AB üye ülkelerine mültecilerin yeniden yerleştirilmesinde dayanışma ruhu gösterme çağrısı yapılıyor. Türkiye-AB mülteci eylem planına destek verilirken bunun katılım müzakerelerinden ayrı ele alınması; müzakere sürecinin içeriği, koşulları ve takvimi ile ilişkilendirilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Raporda, Kıbrıs müzakereleri konusunda, Türk tarafı ile Rum tarafı liderlerinin yapıcı yaklaşımı ve bir an önce adil, kalıcı ve gerçekçi çözüme ulaşma yolunda kararlı çabalarından övgüyle söz edilerek Kıbrıs meselesinin çözüme kavuşturulmasının bölge ve AB için önemi vurgulanıyor. Kıbrıs meselesinin çözüme kavuşturulmamış olmasının Türkiye-AB ilişkilerinin gelişimini etkilediği vurgulanarak, Türkiye’ye Ankara Anlaşması’na Ek Protokolü ayrımcılık yapmaksızın ve eksiksiz şekilde uygulaması çağrısında bulunuluyor ve bunun müzakere sürecine ivme kazandırabileceği belirtiliyor. Bunun yanında, kapalı Maraş’ın BM’ye devredilmesi, Türkiye’nin askerlerini çekmeye başlaması gibi çağrılar, her yıl olduğu gibi bu yıl da AP Raporu’nda yer buluyor.