İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
27 HAZİRAN-17 TEMMUZ 2016

AB GÜNDEMİ

  • Birleşik Krallık’taki Brexit referandumunun sonrasında Başbakanlıktan ve Muhafazakar Parti’nin Genel Başkanlığından ayrılan David Cameron’un yerine, Theresa May, Başbakan olarak 13 Temmuz 2016 tarihinde resmen göreve başladı. 59 yaşındaki Theresa May, Muhafazakar Parti içerisinde yapılan ön seçimlerde rakiplerini geride bırakmış ve bu ön seçimlerde kendisinden sonra en çok desteği alan Enerji Bakanı Andrea Leadsom’un daha sonra yarıştan çekilmesi üzerine başbakanlık yarışında tek başına kalmıştı.

    Oxford Üniversitesi Coğrafya Bölümü mezunu olan May, politikaya girmeden önce 1977-1983 yıllarında İngiltere Merkez Bankasında çalıştı. Siyasi hayatına, 1986 yılında Merton Belediyesinde Belediye Meclisi Üyeliğine seçilmesi sonucunda başladı. 1992 yılındaki genel seçim ile 1994 yılında yapılan ara seçimlerde milletvekili seçilemedi. Parlamentoya ilk kez 1997 yılında Muhafazakâr Parti’den milletvekili olarak girdi. Daha sonra bu partinin gölge kabinesinde Eğitim Bakanlığı yaptı. Theresa May 2012 yılında Kadın ve Eşitlik Bakanlığı görevini bırakarak 4 yıl Birleşik Krallık İçişleri Bakanı olarak görevine devam etti.

    May, referandumunda tercihini AB’de kalmaktan yana yapanlardandı. Ancak May, yaptığı açıklamalarda ülkedeki referandumda ortaya çıkan sonuca saygı duyacağını ve bundan sonraki süreçte AB’de kalma yönünde bir çalışmanın olmaması gerektiğini ifade etti. May, aynı zamanda AB’den çıkışı bir başarıya dönüştürmek istiyor.

    Ülkede ilk kabine atama kararlarını da imzalayan May, Cameron’a yakın bir isim olan Maliye Bakanı George Osborn’un görevinden istifa etmesiyle boşalan göreve eski Dışişleri Bakanı Philip Hammond’ı getirdi. May, Dışişleri Bakanlığı’na AB karşıtı eski Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’ı atadı. Savunma Bakanı Michael Fallon ise Theresa May hükümetinde koltuğunu korudu.

  • TTIP müzakerelerinin 14’üncü turu 11-15 Temmuz 2016 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirildi. AB adına müzakere heyet başkanlığını Ignacio Garcia Bercero, ABD adına ise Dan Mullaney’in yürüttüğü turda taraflar görüşmeleri “pazara erişim”, “yasal düzenlemenler” ve “kurallar” olmak üzere üç başlıkta sürdürdü. Bu tura ilişkin AB müzakere heyet başkanı Ignacio Garcia Bercero yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşmanın ana hatlarının  ortaya çıktığını ve hâlihazırda anlaşmada yer alan başlıkların çoğu için taraflar arasında tekliflerin sunulduğunu belirtti.  

    Pazar erişime ilişkin tarifeler alanında yapılan müzakerelerin ileri aşamalara geldiği açıklanan bu tura kadar geçen zamanda, gümrük tarife satırlarının yüzde 97’si ele alınmış durumda. Tarifelerde geriye kalan “yüzde 3’lük” bölüm ile ilgili görüşmelerin, müzakerelerin daha sonraki aşamalarında gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

    Taraflar arasında şu ana kadar hizmetler alanında iki teklif önerisi sunuldu. Ancak kamu alımları alanında bir teklif önerisi ile sınırlı kalındı. Nitekim, AB müzakere heyet başkanı Bercero, kamu alımlarında çok sınırlı ilerleme kaydedildiğini ve AB tarafının bu alandaki beklentilerinin çok altında kaldığını dile getirdi.

    Yasal düzenlemelere ilişkin ise şu ana kadar yapılan görüşmeler sonucunda, yedi sektörde (ilaçlar, kozmetik, mühendislik, tıbbi cihazlar, ilaçlar, tekstil ve otomotiv) AB ve ABD arasında işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik teklifler sunulmuş bulunuyor. Müzakereler kapsamında ayrıca sağlık ve bitki sağlığı önlemleri ile ticaret önündeki engellerde konsolide metinlere ulaşıldı. Kurallara ilişkin görüşmelerde, özellikle sürdürülebilir kalkınma (çevre ve çalışma hakları) alanında görüşmelere ağırlık verildi. Bu turda ayrıca AB tarafı, enerji ve hammaddelere ilişkin önerisini de sundu.

  • 18’inci AB-Çin Zirvesi, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in ve Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Li Keqiang’ın katılımıyla 12-13 Temmuz 2016 tarihlerinde Pekin’de gerçekleştirildi. Zirvede ikili ilişkilerin yanı sıra, bölgesel ve küresel konular ile bu yıl Eylül ayında Çin’in ev sahipliğinde yapılacak G20 Zirvesi önemli gündem maddeleri arasında yer aldı.

    Zirvede ikili ilişkiler üzerine yapılan görüşmelerde, 2013 yılında AB ve Çin arasında kabul edilen stratejik ortaklık kapsamında önemli ilerleme kaydedildiğine dikkat çekildi. AB ve Çin arasında hâlihazıra müzakereleri devam eden kapsamlı yatırım anlaşmasının tamamlanmasının önemine işaret edildi.

    Zirvede ayrıca Çin’deki çelik üretim kapasitesindeki fazlalık önemli bir gündem maddesini oluşturdu. Nitekim zirvede, Çin’deki bu üretim kapasitesindeki fazlalığa ilişkin endişelerini dile getiren AB liderleri,  Çin Hükümeti’nin piyasa kurallarına uyması için çağrıda bulundu. Çin’in bu konuda gerekli önlemeleri alıp almadığını kontrol etmek üzere AB ve Çin arasında çelik sektörüne ilişkin ortak bir çalışma grubunun oluşturulması yönünde karar alındı.

    İkili ilişkiler değerlendirilirken görüşmelere damgasını vuran bir diğer konu da AB’nin Çin’in “piyasa ekonomi” statüsünü henüz tanımamış olmasıydı. Bilindiği üzere, 2016 yılında Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) yükümlülüklerine göre, DTÖ’nüm tüm Üye Devletlerinin bu statüyü tanımaları bekleniyor. Ancak AB’nin bu yöndeki kararını ne zaman vereceği konusunda belirsizlik devam ediyor. Zirvede, Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, AB’nin uluslararası yükümlüklerini yerine getireceği yönünde taahhütte bulundu. Avrupa Komisyonu tarafından AB Üye Devletlerinin bu süreçten nasıl etkileneceğini araştıran bir etki analizi çalışması yürütüldüğünü açıklayan Juncker, bu çalışmanın sonucunda bir yol haritası çizeceklerini belirtti.

    Küresel konuların da ağırlıklı olarak tartışıldığı Zirvede, liderler tarafından kurallara dayalı uluslararası düzenin korunmasının önemine vurgu yapıldı. Bu çerçevede, uluslararası ticaretin de özellikle ortak kurallar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine işaret edildi. Bunun yanı sıra, taraflar göç krizinin küresel çapta ele alınması gerektiği mesajını iletti.

    AB tarafı, dış politika öncelikleri çerçevesinde, Çin ile özellikle Suriye, Irak, Afganistan ve Afrika’daki mevcut durumlar karşısında daha sıkı bir işbirliğinde bulunmak istediğini belirtti. Bu işbirliğinin iklim değişikliği ve kalkınma yardımları alanlarında da sağlanması gerektiği vurgulandı.

    Tüm bu olumlu gelişmelere ve diyaloglara karşın, Zirvede Güney Çin Denizi’ndeki toprak paylaşımı sorunu konusunda bir ilerleme kaydedilmedi. Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik hakları konusunda açılan davanın Çin’in aleyhine sonuçlanmasına rağmen, Çin kendi topraklarının egemenliğini korumak için gerekirse tüm önlemleri almaya hazır olduğunu açıkladı.   

  • 17 Temmuz 2016 tarihinde toplanan AB Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi üye ülkelerin ekonomi, istihdam ve maliye politikalarına yönelik 29 Haziran 2016 tarihinde kabul edilen tavsiyeleri yayımladı. Söz konusu tavsiyelerin yayımlanmasıyla birlikte üye ülke ekonomi politikalarının izlenmesine ilişkin 2016 yılı Avrupa Sömestri de sona erdirilmiş oldu. 2017 yılına ilişkin Avrupa Sömestri süreci ise Eylül 2016’da başlayacak.

    Konsey, üye ülkelere yönelik tavsiyeler kapsamında İspanya ve Portekiz’in Avrupa Komisyonu tarafından belirtilen aşırı bütçe açıklarına yönelik etkili eylemlerde bulunmadıkları sonucuna vardı. Konsey, bu iki ülke tarafından kamu açıklarının öngörülen tarihe kadar AB’nin referans değeri olan GSYİH’nin yüzde 3’üne indirilmesi hedefinin gerçekleştirilemeyeceği sonucuna varırken, iki ülkenin, önerilen mali eylemleri yeterince yerine getirmediklerini kaydetti. AB’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma’nın 128’inci Maddesi uyarınca, Konsey tarafından birtakım yaptırımların uygulanması öngörülüyor. Avrupa Komisyonunun 20 gün içerisinde, Konsey tarafının ise 10 gün içinde bu yaptırımları kabul etmesi bekleniyor.

    Diğer bir gündem maddesi olan vergilendirmede şeffaflık, kara para aklamanın ve terörün finansmanının önlenmesine ilişkin olarak Konsey, 21 Haziran 2016 tarihinde varılan anlaşma doğrultusunda mükelleflerin kurumlar vergisinden kaçınmasının önlenmesine ilişkin yeni kuralları kabul etti. Yeni kuralları içeren yönerge, OECD’nin vergi matrahının erozyonu ve kar transferine ilişkin 2015 yılı tavsiyelerine dayanıyor. Söz konusu yönerge ile uluslararası grup şirketlerinin vergi yükümlülüklerini azaltmak amacıyla ulusal vergi sistemleri arasındaki farklıklardan kaynaklanan mevzuat boşluklarından yaralanmalarının önlenmesi amaçlanıyor.

     AB Ekonomi ve Maliye Bakanları toplantısında AB ile Monako vergi idareleri arasında tasarruf sahiplerinin sınır ötesi hesapları hakkında bilgi alışverişinde işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin bir anlaşma da imzalandı.