İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1 AĞUSTOS-8 EYLÜL 2016

AB GÜNDEMİ

  • Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 22 Ağustos 2016 tarihinde, İtalya’nın Ventotene Adası’nda Britanya referandumunun ve ülkenin AB’den ayrılışının (Brexit) olası sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya geldiler. AB’nin en büyük üç ekonomisinin liderlerinin Ventotene toplantısının ardından açıklama yapan ev sahibi İtalya’nın Başbakanı Renzi,  Brexit’in AB’nin sonunu getireceğine dair senaryoların gerçekçi olmadığını belirtti. Liderler ayrıca mülteci sorunu ve terörizm konularını da ele aldılar. AB’nin güvenliğini kendi eline alması gerektiğini belirten Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, AB’nin üç temel önceliğini şu şekilde sıraladı: güvenlik konularında daha sıkı bir işbirliği, kamu yatırımlarının ve özel yatırımların harekete geçirilmesi, gençlerin iş bulabilmesi için eğitilmesi.

    Toplantı öncesinde üç lider ünlü Ventotene Manifestosu’nun yazarlarından Altiero Spinelli’nin mezarını ziyaret ettiler. Bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya’da hapsedilen entelektüeller tarafından kaleme alınan Ventotene Manifestosu, milliyetçi akımların engellenmesi için Avrupa ülkelerine siyasi birlik çağrısı yapıyordu. 

  • AB Dışişleri Bakanları Gayrıresmi (Gymnich) Toplantısı, AB Dönem Başkanı Slovakya’nın ev sahipliğinde, 2-3 Eylül 2016 tarihlerinde Bratislava’da gerçekleşti. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, AB Küresel Gündemi’ne ve güvenlik politikalarına ilişkin güncel gelişmeler tartışıldı. Geleneksel olarak AB’ye aday ülkelerin temsilcileriyle de bir araya gelinen etkinlik kapsamında, AB ülkeleriyle aday ülkelerin dış politikaya ilişkin oluşturabileceği işbirliği alanları görüşüldü.

    3 Eylül 2016 tarihinde gerçekleştirilen “Türkiye” konulu özel oturumda, AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarıyla Türkiye’deki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Bakan Çelik, Gymnich toplantıları kapsamında ayrıca tüm üye ve aday ülkelerin temsilcilerinin katıldığı “Terörizmle Mücadele ve Radikalleşmenin Önlenmesi” başlıklı oturumda da mevkidaşlarıyla görüş alışverişinde bulundu. Toplantılar kapsamında Bakan Çelik, Yüksek Temsilci Mogherini ve Avrupa Komisyonunun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ile ikili temaslarda bulundu. 15 Temmuz darbe girişimi ve terör örgütü FETÖ’ye karşı alınan önlemler, terörle mücadele, Türkiye-AB ilişkileri, göç krizi ve vize serbestisinde gelinen nokta, AB Bakanı Çelik’in Avrupalı muhataplarıyla ele aldığı temel konular arasında yer aldı. 

  • 2 Ağustos 2016 tarihinde Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, İngiltere’nin yeni Komisyon Üyesi adayı Paris Büyükelçisi Julian King’e, Avrupa Komisyonunun Güvenlik Birliğinden Sorumlu Üyeliği görevini tebliğ etti. Bilindiği üzere, Komisyonun Mali İstikrar, Mali Hizmetler ve Sermaye Piyasaları Birliğinden Sorumlu İngiliz Üyesi Jonathan Hill, Britanya referandumundan AB’den ayrılma kararı çıkmasının ardından görevinden istifa etmişti. Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, AP Başkanı Martin Schulz ve AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı yürüten Slovakya’nın Başbakanı Robert Fico’ya görev tanımının belirtildiği resmi mektubun iletildiğini ve AB kurumlarında resmi onay sürecinin başlatıldığını açıkladı.

    Atamasının önce AP sonra da Konsey tarafından onaylanmasının ardından göreve başlayacak olan King, 28 Nisan 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından sunulan Avrupa Güvenlik Gündemi’nin uygulanmasına destek verecek. Avrupa Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın yönetimindeki İyileştirilmiş Yasal Düzenleme, Kurumlararası İlişkiler, Hukukun Üstünlüğü ve Temel Haklar çalışma grubunda yer alacak King’in, aynı zamanda Avrupa Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avrampoulos’un çalışma programına da katkı sağlaması öngörülüyor. 

  • Temmuz 2013’ten bu yana yürütülen TTIP müzakerelerinde kaydedilen ilerlemeye rağmen, TTIP’e yönelik eleştirilerin arttığı gözlemleniyor. Eleştiriler, ağırlıklı olarak hükümetlerin düzenleme hakkı ve yatırımcıların korunması arasında dengenin sağlanması, müzakerelerin yeterince şeffaf olmaması ile tüketici ve çevreye ilişkin standartların düşürülmesi konularında yoğunlaşıyor. Eleştiriler doğrultusunda, ağustos ayı içinde, Almanya Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel, TTIP müzakerelerinin fiilen başarısız olduğunu açıklarken, Fransa Dış Ticaret Bakanı Mathias Fekl de TTIP müzakerelerinin durdurulması yönünde çağrıda bulundu. Bakan Fekl, müzakerelerin sonlandırılması yönündeki talebini eylül ayında Bratislava’da düzenlenecek AB Gayrıresmi Ticaret Bakanları Toplantısı’nda gündeme getireceğini açıkladı ve ABD’nin TTIP müzakerelerinde hiçbir tavizde bulunmadığına dikkat çekti. ABD’nin özellikle kamu alımları, telekomünikasyon ve ulaştırma piyasalarını AB’ye açma konusunda çekimser davranması eleştirilere neden oluyor. Bu tepkiler karşısında, Avrupa Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, TTIP müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğinin altını çizerek, müzakerelerin devam edeceği açıklamasında bulundu.

  • 4 Eylül 2016 tarihinde,  Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde gerçekleşen seçimlerin sonucunda, mülteci karşıtı söylemi ile bilinen Almanya için Alternatif Partisi (Alternative für Deutschland- AfD) Başbakan Merkel’in partisi olan Hristiyan Demokrat Birliği’ni (Christlich Demokratische Union Deutschlands – CDU) geride bırakarak Sosyal Demokratların ardından ikinci sıraya yerleşti. Yüzde 20,8 oyla 18 sandalye kazanan AfD'ye ilk tebrik, Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin lideri Marine Le Pen'den geldi. 

    Mecklenburg-Vorpommern, Başbakan Merkel’in doğduğu eyalet olması nedeniyle CDU’nun buradaki oy kaybı daha da dikkat çekiyor. AfD’nin yükselişi, Başbakan Merkel tarafından mültecilere yönelik uygulanan “açık kapı” politikasına tepki olarak yorumlanıyor. Bilindiği üzere, son bir yıl içerisinde Almanya’ya 1 milyonun üzerinde mülteci gelmişti. Benzer şekilde, Mart 2016’da üç eyalette gerçekleşen seçimlerde de Başbakan Merkel’in partisi CDU’nun oyları azalmıştı. 2013 yılında kurulan AfD ise bugüne kadar ülkedeki 16 eyaletten 9’unda parlamentoya girmeyi başardı.