İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
7-13 MART 2016

AB GÜNDEMİ

  • AB Adalet ve İçişleri Konseyi, 10-11 Mart 2016 tarihlerinde toplandı. 7 Mart tarihli Türkiye-AB Zirvesinin sonuçlarına ilişkin olumlu mesajların verildiği Konsey toplantısında, ana gündem maddeleri, Türkiye ile AB’nin yük paylaşımı ve göçmen krizinin kontrolü oldu.

    Bilindiği üzere 7 Mart 2016 tarihinde Brüksel’de gerçekleşen zirvede görüşülen taslak metne göre, Türkiye’nin, Türkiye üzerinden Yunanistan’a düzensiz yollarla ulaşan tüm göçmenleri kabul etmesi öngörülüyor. Buna ek olarak, AB’nin sürecin yönetimine yönelik Türkiye’ye mali yardımda bulunması, vize serbestliği diyaloğunun hızlandırılması ve yeni müzakere fasıllarının açılması da gündemdeki konular arasında. Konsey, taslak metnin genel çerçevesine olumlu yaklaşsa da uluslararası hukuka ve AB hukukuna uyulması çağrısında bulundu. Ayrıca Konsey, Türkiye’nin vize serbestliğinin gerçekleşebilmesi için karşılamakla yükümlü olduğu 72 kritere vurgu yaptı ve çekincelerini ortaya koydu.

    Adalet ve İçişleri Konseyi, taraflar arasında anlaşmaya varılması durumunda gerekli önlemleri alacaklarını belirtti. Bu önlemler arasında, Schengen Alanı’nın güçlendirilmesi için devam eden çalışmaların artırılması, Yunanistan’a göç konusunda gerekli desteğin sağlanması ve Frontex, EASO ve Europol’ün ortaya koyduğu kuralların uygulanması yer alıyor. AB çapında sınır kontrolünden sorumlu yeni bir birimin oluşturulmasına yönelik çabalar da Konseyin bir diğer önemli gündem maddesiydi. Nisan 2016’da AB üye ülkelerinin bu konuda anlaşmaya varması bekleniyor.

     

  • Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcıları Timmermans, Georgieva ve Yüksek Temsilci Mogherini ile altı Komisyon Üyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm Üye Devletlerde ve üçüncü ülkelerde teşvik edilmesi ile tüm politikalara entegre edilmesi yönünde çaba gösterilmesi üzerinde duruldu. Kadınların erkeklere kıyasla çalıştıkları her saat için yüzde 16 oranında daha az ücret aldığı, şirketlerin yönetim kurullarında yüzde 25’in altında temsil edildiği ve aile bakımı konusundaki sorumluluklarının erkeklerle eşit şekilde paylaşılmaması nedeniyle üçte birinin yarı zamanlı çalışmak zorunda kaldığı belirtildi.

    Açıklamada, AB’nin cinsiyetçilik, ayrımcılık, cinsiyet temelli şiddet ve eşitsizlikle mücadele etmeyi sürdürdüğü belirtildi ve bu alandaki girişimler; ebeveynlerin iş-yaşam dengesinin sağlanması ve kadınların istihdam piyasasına katılımı konusunda girişimler ile kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin İstanbul Sözleşmesi’nin AB tarafından onaylaması teklifi olarak özetlendi. Bunların yanında AB’nin, 2030 BM Gündemi ile kadının güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliği vurgusu içeren Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini ilerletmek istediği belirtildi.

    Göçmen krizi de dâhil olmak üzere insani felaketlerde, AB’nin insani yardım sağlarken göçmen kadınların ihtiyaçları başta olmak üzere cinsiyet özelinde belirli ihtiyaçları da karşılamaya gayret ettiği vurgulandı. AB’nin kadınların güçlendirilmesi, hakları için mücadele edilmesi ve ekonomik kaynaklara eşit erişiminin sağlanmasının yanı sıra kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin tüm şekilleriyle mücadele yönünde adımlar attığı ifade edildi. Açıklamada, kadınların; sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir barış için itici güç ve araç olduğu belirtilerek, eşitsizlik ve çatışmalar ile sarsılan bir dünyada hayati bir rol üstlendikleri belirtildi.

  • Avrupa Komisyonu 8 Mart 2016 tarihinde, Geçici Görevlendirme Yönergesi’nin güncellenmesine ilişkin bir teklif sundu. AB İç Pazarı’nı ve emek piyasasını güçlendirmek üzere sunulan söz konusu teklifle, sınır-ötesi hizmet sunumunun güçlendirilmesi, Üye Devletler arasında adil rekabet şartlarının garanti altına alınması ve geçici görevlendirmeye tabi çalışanların korunması hedefleniyor.

    Avrupa Komisyonu’nun İstihdam, Sosyal İşler ve Sosyal İçermeden Sorumlu Üyesi Marianne Thyssen konuya ilişkin 8 Mart 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, sınır-ötesi hizmet sunumunun AB İç Pazarı’nın temellerinden birini oluşturduğunu ve bu nedenle AB şirketlerinin çalışanlarını geçici görevlendirmeyle başka bir Üye Devlette çalışmalarını sağlayabilmesi gerektiğini vurguladı. Geçtiğimiz dört yılda, geçici görevlendirmeyle başka bir Üye Devlette çalışmaya başlayan çalışanların sayısının yüzde 50 arttığını belirten Thyssen, Geçici Görevlendirme Yönergesi’nin güncellenmesine ilişkin teklifin bu açıdan ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

    Bilindiği üzere, Geçici Görevlendirme Yönergesi’nin 1996 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana Birliğin emek piyasasının durumunda büyük değişiklikler yaşandı. Bunların en başında ise Üye Devletler arasında ücretler arasındaki farkın artması geliyor. Bu nedenle, Komisyonun Yönergenin güncellenmesine ilişkin teklifinde, bir AB üye ülkesinin vatandaşı ile geçici görevlendirme ile o ülkede çalışan başka bir AB üye ülkesi vatandaşının aynı iş için eşit ücret alması öngörülüyor. Benzer şekilde, hukuki olarak açıklık sağlamak amacıyla süresi iki yılı aşan geçici görevlendirmelerde çalışanın hizmet sunduğu ülkenin iş hukukunun kapsamına girmesi planlanıyor. Öte yandan, Komisyonun sunduğu yeni teklifte Üye Devletlerin ücret belirlemeye ilişkin yetki alanına müdahale etmediği, yalnızca geçici görevlendirmeyle başka bir üye ülkede hizmet sunan çalışanların da o ülkenin vatandaşlarıyla aynı kurallara tabi olması gerektiği belirtiliyor. 

     

  • Almanya’da 13 Mart 2016 tarihinde Baden-Württemberg, Rhineland-Palatinate ve Saxony-Anhalt eyaletlerinde gerçekleştirilen yerel seçimlerin sonuçları göçmen karşıtı tavrıyla bilinen AfD (Alternative für Deutchland) Partisi’nin hızlı yükselişini gösteriyor. Bilindiği üzere Almanya’daki bu üç eyaletteki seçimler Başbakan Angela Merkel’in göçmenlere yönelik açık kapı politikasının kamuoyu tarafından ne kadar desteklendiğini göstermesi açısından önem taşıyordu. Seçim sonuçları AfD’nin her üç eyalet meclisine girmeyi başarması ve özellikle Saxony Anhalt’ta oyların neredeyse yüzde 24’ünü alarak Merkel’in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) sonraki ikinci parti olmasıyla açık bir zafer kazandığını gösteriyor. Her ne kadar AfD’nin bu hızlı yükselişi hâlihazırda Merkel’in göçmen politikasına duyulan kızgınlığı yansıtsa da diğer iki eyalette Merkel’in açık kapı politikasını açıkça desteklediklerini ilan eden iki adayın kazanması ise Almanya’daki siyasi bölünmüşlüğün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

    CDU’nun çarpıcı düşüşü

    13 Mart’ta eyalet seçimlerinin yapıldığı Rhineland-Palantinate ve Baden-Württemberg’in CDU için farklı bir önemi var. Öncelikle partinin efsane başkanı Helmut Kohl’ün bölgesi olan Rhineland-Palatinate’de aday olarak gösterilen Julia Kloeckner Merkel’in favori siyasetçileri arasında sayılıyordu. Seçimlerden önce Angela Merkel’in göçmenlere yönelik açık kapı politikasına eleştiriler getiren Kloeckner bu politikayı desteklediğini açıklayan Sosyal Demokrat Parti’nin adayı Malu Drey’in gerisinde kaldı. Öte yandan İkinci Dünya Savaşı’ndan beri CDU hâkimiyetinde olan Baden-Württemberg’de geçtiğimiz seçimlerde Fukişima felaketinin etkisiyle rüzgâr tersine esmeye başlamış ve CDU Yeşiller karşısında ilk yenilgisini almıştı. Bu seçimlerde ise Yeşiller oyların yüzde 32’sini alarak bir rekora imza attılar. Her iki eyalette de AfD oylarının yüzde 10’u aşması ise dikkat çekici bir diğer sonuç.

    Almanya’da mevcut seçmenlerin beşte birini barındıran bu üç eyaletteki seçimlerin sonuçları önümüzdeki günlerde kendi partisi içerisinde de Merkel’in göç politikasının daha fazla eleştirileceğini ancak Başbakan olarak konumunu çok fazla sarsamayacağını gösteriyor. Buna rağmen bu seçimler sonrasında incelenmesi ve cevaplanması gereken önemli sorular çıkıyor: Almanya giderek yükselen aşırı sağ sorunu ile nasıl baş edecektir? Aynı şekilde her yeni seçimde daha güçlü bir şekilde aşırı sağ sorunu ile yüzleşen Fransa ve Hollanda da dikkate alındığında Birliğin bu güçlü ülkelerindeki bu durum AB’nin geleceğini nasıl etkileyecektir? Halihazırda yeniden hızlanan Türkiye’nin AB süreci ve göçmenler konusunda Almanya’nın başı çektiği Türkiye-AB uzlaşısı bu durumdan nasıl etkilenecektir? Türkiye ile mülteci konusunda işbirliğinin en önemli savunucularından olan Angela Merkel’in Partisi CDU’nun seçimlerde oy kaybetmesi AB içinde bu konuda oydaşmayı sağlamakta zorlanacağının bir göstergesi olarak yorumlanabilir.