İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 EYLÜL 2017

KÜRESEL GÜNDEM: Küresel Tehditlere Uluslararası Toplumdan Tepkiler: 72’nci BM Genel Kurulu

Küresel Tehditlere Uluslararası Toplumdan Tepkiler: 72’nci BM Genel Kurulu

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 51 üye ile kurulan ve 2011 yılı itibarıyla 193 üyeye ulaşan BM; Genel Kurul, Güvenlik Konseyi (BMGK), Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve Genel Sekreterlik olmak üzere altı ana organdan oluşuyor. “Uluslararası parlamento” olarak nitelendirilen ve diğer beş organın başında yer alan BM Genel Kurulu’nun görevleri; BM bütçesini gözden geçirmek, BMGK geçici üyelerini atamak, BM’nin diğer bölümlerinden raporlar almak ve genel kurul adı altında tavsiye kararları çıkarmak. Sorumlulukları ise dünya barışı ve güvenliğini sağlayıcı tedbirleri görüşmek, devletlerarası çatışmaları önleyici önerilerde bulunmak, devletlerin silahlanmaması konusunda ve silahlanma denetimiyle ilgili görüşler sunmak ve ülkeler arası her türlü sorunun barışçıl yollarla çözümlenmesi konusunda önerilerde bulunmak. BMGK’yi ilgilendiren barış ve güvenlik konuları dışında her konuda tavsiyelerde bulunabilen BM Genel Kurulu’nda alınan kararlar, BMGK’nin beş daimi üyesi olan Rusya, ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Çin tarafından veto edilebilir. Hatırlanacağı üzere bu durum 69’uncu BM Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Dünya beşten büyüktür” sözleriyle eleştirilerek Türkiye ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

BM Genel Kurulu 72’nci Oturumunun Gündem Maddeleri

İlk oturumu 1946 yılında yapılan BM Genel Kurulu’nun 12 Eylül 2017’de başlayan ve Eylül 2018’e kadar sürecek olan 72’nci Dönem Başkanlığı’na 193 ülkenin oy çokluğuyla Slovakya Dışişleri ve Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Miroslav Lajcák seçilmişti. Lajcák, 72’nci dönem açılış konuşmasında, bu yılın ana gündem maddelerini altı başlık altında topladı: insanlar, barış ve korunma, göç, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve iklim değişikliği, insan hakları ve kalite. Teması “İnsana Odaklanma: Sürdürülebilir Bir Dünyada Herkes İçin Barış ve İnsanca Bir Yaşam İçin Mücadele” olan 72’nci BM Genel Kurulu’nda; Kuzey Kore’nin nükleer denemeleri, Arakan krizi, terörizm, iklim değişikliği, göç, kadınların ekonomik güçlendirilmesi, yoksullukla mücadele ve sürdürülebilir kalkınma gibi küresel gündemi yakından ilgilendiren pek çok konu ele alındı. 19-25 Eylül 2017 tarihleri arasında düzenlenen, 120’den fazla devlet ve hükümet başkanının katıldığı 72’nci BM Genel Kurulu Genel Görüşmeleri, liderlerin çok sayıda ikili ve heyetler arası görüşmesine ev sahipliği yaptı.

BM Genel Sekreteri António Guterres’in Genel Kurul öncesinde, son dönemde karşılaşılan en ciddi kriz olarak nitelendirdiği Kuzey Kore’nin nükleer füze denemeleri dünya liderlerinin ajandalarındaki ilk maddeyi oluşturdu. Kuzey Kore’nin bu yılın başından beri artan denemeleri, 2006’dan bugüne kadar gerçekleştirdiği en güçlü ve altıncı deneme olan 3 Eylül 2017 tarihli nükleer denemesinde görüldüğü üzere hem deprem gibi doğal afet risklerini artırıyor hem de Vaşington ve Pyongyang arasındaki siyasi gerginliği her geçen gün tırmandırıyor. Bu denemenin ardından acil olarak toplanan BMGK; Kuzey Kore’ye petrol ürünleri ihracatını sınırlayan, Kuzey Koreli işçilerin çalışma izinlerinin yenilenmemesini ve Kuzey Kore’nin en büyük gelir kaynağı olan kömür ihracatıyla beraber tekstil ihracatını da yasaklayan yeni yaptırımları kabul etmişti.

Kuzey Kore’nin dışında, Myanmar ordusunun ve aşırılıkçı Budistlerin, ülkenin Bangladeş sınırındaki Arakan eyaletinde yaşayan Müslümanları hedef alan saldırıları ve 400 binden fazla Müslümanın Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldığı Arakan krizi de BM Genel Kurulu’nun 72’nci oturumunun gündem maddelerindendi. Diğer bir konu ise Donald Trump’ın 196 ülkenin kabul ettiği Paris Anlaşması’ndan 1 Haziran 2017 tarihinde ABD’nin çekileceğini açıklamasıyla gündeme oturan ve geçtiğimiz günlerde Karayipler, Küba ve ABD’de ciddi can ve mal kayıplarına yol açan Irma ve Harvey kasırgalarıyla dünyanın karşı karşıya kaldığı en ciddi tehditlerden biri olduğunu hatırlatan iklim değişikliğiydi.

Trump İlk Kez BM Sahnesinde

ABD Başkanı seçildikten sonra attığı her adım, aldığı her karar ve söylediği her söz olay olan Donald Trump’ın BM Genel Merkezi’nde düzenlenen 72’nci Genel Kurul’da yaptığı ilk konuşma, büyük yankı uyandırdı. Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a mültecilere gösterdikleri misafirperverlikten ötürü teşekkür ederek konuşmasına başlayan ABD Başkanı, bazı diğer ülkelere karşı aynı dili kullanmadı. Kuzey Kore’nin nükleer ve balistik füze denemeleriyle tüm dünyayı tehdit ettiğini söyleyen Trump, ABD’nin tehditler karşısında pasif kalmayacağını vurguladı. Rusya’ya ve Çin’e, BMGK’nin Kuzey Kore’ye karşı yaptırımlara kabul etmesine verdikleri destek dolayısıyla teşekkür eden ABD Başkanı, “roket adam” benzetmesi yaptığı Kuzey Kore lideri Kim Jong-un rejimini, ABD için bir tehdit oluşturması durumunda yok etmekten başka seçeneklerinin kalmayacağı yönünde oldukça sert bir açıklamada bulundu. Dünya genelinde artmakta olan terörizmin de altını çizen Trump, her liderin kendi devletinin çıkarlarını koruma hakkı olduğunu bir kez daha hatırlatarak “önce Amerika” yaklaşımından taviz vermedi.

ABD Başkanı’nın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın satır aralarında; ABD’nin, Küba hükümeti birtakım reformları hayata geçirmediği müddetçe ülkeye yönelik yaptırımları sürdüreceği ve Venezuela’daki sosyalist diktatörlük karşısında da adım atmaktan çekinmeyeceği mesajları öne çıktı. Trump’ın eleştirilerine maruz kalan bir diğer ülke ise İran oldu. Hatırlanacağı üzere, eski ABD başkanlarından George W. Bush 11 Eylül sonrası, 2002 yılında yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında “şer ekseni” ve “haydut devlet” tanımlarını kullanarak Kuzey Kore, İran, Küba, Myanmar, Zimbabve ve Irak gibi ülkelerin bu eksende olduklarını ifade etmişti. Trump da konuşmasında haydut devlet dediği İran’ı teröre destek vermekle suçlayarak; İran ile P5+1, yani BMGK’nin beş daimi üyesi ve Almanya, arasında 2015 yılında imzalanan ve İran’ın nükleer silah sahibi olmasının engellenmesini amaçlayan anlaşmayı “ABD için utanç kaynağı” olarak değerlendirdi.

ABD Başkanı’nın diğer bir eleştiri ise devletlerin orantısız şekilde BM bütçesini karşılamasına geldi. 2016-2017 BM bütçesine göre, yüzde 23 ile ilk sırada yer alan ABD’yi, yüzde 9,7 ile Japonya, yüzde 7,9 ile Çin ve yüzde 6,4 ile Almanya takip ediyor. Genel Kurul tarafından iki yıllık dönemler halinde onaylanan bütçe, üye ülkelerin katkı paylarını ödeme güçlerine göre belirlenerek; zengin ülkelerin daha çok, yoksul ülkelerin daha az ödemesine olanak sağlıyor. Ancak Trump BM’nin 2000 yılından bu yana bütçesinin yüzde 140, çalışan sayısının da iki katından fazla artmasına rağmen elde edilen neticelerin tatmin edici olmaması sebebiyle BM’de reform yapılması gerektiğini savunuyor. Trump bu doğrultuda, BM Genel Sekreteri António Guterres’in de destek verdiği 10 maddelik bir siyasi niyet bildirgesi sundu. 193 ülkeden 128’i tarafından imzalanan bildirge, özellikle Rusya tarafından üyeler arasında diyaloğa dayanarak hazırlanmadığı ve tek kutuplu dünyayı amaçladığı gerekçesiyle eleştirildi.

Donald Trump’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, pek çok tepkiyi de beraberinde getirdi; en fazla merak edilen şüphesiz Kuzey Kore’nin tepkisiydi. BM Genel Kurulu için New York’ta bulunan Kuzey Kore Dışişleri Bakanı, Trump’ın savaş ve yaptırım tehditlerinin başarılı olamayacağını belirtti. Devamında ise Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve Trump arasında kimi zaman fazlasıyla sertleşebilen bir söz düellosu başladı. Bunun ne boyutlara ulaşabileceği ise merak konusu. İsveç Dışişleri Bakanı tarafından yanlış zamanda, yanlış izleyiciye, yanlış bir sesleniş olarak değerlendirilen konuşma; Venezuela Dışişleri Bakanı tarafından ise savaş, ülkeleri yok etme ve ambargolarla dolu olması sebebiyle “dünya için üzücü” şeklinde yorumlandı. Bunların aksine İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Trump’ın konuşmasını BM ile olan 30 yıllık tecrübesindeki en cesur konuşma olarak değerlendirdi.

AB Cephesi Daha Ilımlı

BM Genel Kurulu 72’nci oturumuna ilk kez katılan diğer bir lider ise mayıs ayında Fransa Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron’du. Londra merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (European Council on Foreign Relations) uzmanı Richard Gowan’a göre çok taraflılığın sembolü olarak BM Genel Kurulu’na gelmesi beklenen Macron’un, kendisini Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle yavaş yavaş boşalan küresel yönetişim koltuğunda alternatif bir lider olarak konumlandırması bekleniyordu. Nitekim Trump’ın konuşmasında hiç yer vermeyerek sosyal medyada tepki topladığı Arakan krizi konusunda Macron, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, bu etnik temizliğin bir an önce durdurulması gerektiğini vurguladı. Sığınmacıların korunmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu kaydederek takdir toplayan Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesinin bu konuda adım atacağını ifade etti. Ayrıca Macron Suriye’den Mali’ye, Irak’tan Libya’ya dünyada artan terör olaylarını ve insan hakları ihlallerini kınadı. Arakan krizine benzer şekilde, Trump’ın konuşmasında yer vermediği iklim değişikliğine de değinen Macron, ABD’nin Paris Anlaşması’na geri dönmesi temennisinde bulundu. Kuzey Kore konusunda ise Trump’ın aksine, sorunun diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Son olarak, ABD tarafından utanç kaynağı olarak nitelendirilen İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı faydalı bulduğunu ekleyerek, yerine bir şey koyulmadan iptalinin hata olacağını belirtti.

AB adına konuşan AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise konuşmasında; kurala dayalı küresel güvenliğin bel kemiği olarak gördüğü BM’nin güçlendirilmesini, Kuzey Kore’deki nükleer silahların yok edilmesini, mülteci kriziyle mücadelede AB’nin katkısını ve insan kaçakçılığıyla mücadele konusunda yapılabilecekleri ele aldı. Ayrıca, Donald Tusk BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, teröre ve radikalleşmeye karşı mücadelenin artırılması, Paris Anlaşması’nın bir an önce tamamıyla uygulanması ve BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi hedeflerine erişilmesi temennisinde bulundu. BM’ye inancının tam olduğunu kaydeden AB Konseyi Başkanı, pek çok küresel tehditle karşı karşıya olunan bu dönemde, AB’nin BM ile işbirliğinden ödün vermeyeceğini ve bu sebeple BM bütçesinin yaklaşık üçte birini karşıladığını belirtti. Öte yandan, Donald Trump’a benzer şekilde Tusk da BM’nin daha az bürokratik ve daha fazla çözüm odaklı hale getirilmesi amacıyla gündeme gelen reform ihtiyacına katıldığını vurguladı. Kasım ayında yapılacak olan AB-Afrika Zirvesi öncesinde AB Konseyi Başkanı, Afrika ülkeleriyle güvenlikten terörizme, ekonomik büyümeden istihdam imkânlarının yaratılmasına kadar pek çok konuda işbirliği yapmaya hazır olduklarının da altını çizdi.  

İnsani Yardımda Dünya Lideri: Türkiye

72’nci BM Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; dünyada artmakta olan terörizm, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve radikalizm karşısında çözümün BM çatısı altında yürütülecek işbirlikleri olduğunu ifade ederek sözlerine başladı. Yedinci yılına giren Suriye iç savaşında uluslararası camiayı Suriyelileri yalnız bırakmakla eleştirirken, Türkiye’nin insan odaklı dış politikasına ve sığınmacılara gösterdiği misafirperverliğe değindi. Türkiye’nin bu süreçte harcamış olduğu yaklaşık 30 milyar dolar karşısında, AB’nin mültecilerle ilgili yapılan anlaşma kapsamında taahhüt ettiği 3 milyar avro artı 3 milyar avrodan sadece 830 milyon avrosunu gönderdiğini açıklayarak uluslararası camiayı bu konuda somut adımlar atmaya çağırdı. Benzer şekilde, sadece Türkiye’deki değil, tüm dünyadaki ihtiyaç sahiplerine çeşitli kurum ve kuruluşlar aracılığıyla ulaşılmaya çalışıldığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, OECD tarafından hazırlanan Global Humanitarian Assistance Report 2017’ye göre Türkiye’nin 2016’da 6 milyar dolar ile en çok insani yardım yapan ikinci ülke olduğunu ve bunun GSMH’sinin yüzde 0,75’ine tekabül etmesiyle bu sıralamada birinci olduğunu ifade etti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni bağımsızlık referandumu konusunda da uyaran Erdoğan, bölgede yeni çatışmaların kimsenin yararına olmayacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD’e karşı yürütülen operasyonlar, Katar krizi ve Filistin sorunu hakkında da görüşlerini paylaştı. Arakan krizine de konuşmasında bolca yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası toplumu tıpkı Suriye krizinde olduğu gibi vatandaşlık hakları bile olmayan Arakanlı Müslümanların yaşamakta olduğu krizde de üstüne düşeni yapmamakla eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca TİKA’nın bölgeye yardım götüren ilk yabancı kuruluş olduğu bilgisini paylaştı. Kuzey Kore ile ABD arasında gerilimi gittikçe tırmandıran nükleer ve balistik füze denemelerinin sebep olduğu krize de değinen Erdoğan, Türkiye’nin, nükleer silahların her türlüsüne  karşı olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun süredir devam eden ve sonuçsuz kalan Kıbrıs görüşmeleri konusunda, Türkiye’nin, Kıbrıs Türklerinin haklarını gözetecek her türlü teklifi değerlendirmeye açık olduğu mesajını verdi. “Dünya beşten büyüktür” eleştirisini bu Genel Kurul’da da yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, pek çok lider gibi BMGK’nin yapısında reformlara ihtiyaç olduğunu vurgusuna ek olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki düzenin değişmesi sebebiyle beş daimi üye yerine 20 üyeli bir yapı önerisinde bulundu.

Merve Özcan, İKV Uzman Yardımcısı