İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 EKİM 2017

AB GÜNDEMİ: Başrolde Siyaset Yerine Teknoloji: Tallin Dijital Zirvesi

Başrolde Siyaset Yerine Teknoloji: Tallin Dijital Zirvesi

Çevremizde son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir kavram var: Sanayi 4.0. Ancak bu kavrama bakmadan önce dünyanın 18’inci yüzyıldan bu yana geçirdiği sanayi dönüşümlerine göz atmakta fayda var. Bilindiği üzere, 1700’lerin sonlarında İngiltere’de insan gücünün yerini su ve buhar gücüyle çalışan makineler almaya başladı ve bu, tarihe Birinci Sanayi Devrimi olarak geçti. 19’uncu yüzyılın sonlarında buhar gücü, yerini elektrikle çalışan makinelere ve seri üretime bırakırken sanayide ikinci devrimin zilleri çalmaya başladı. 20’nci yüzyılın son çeyreğinden itibaren bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle elektroniğe ve enformasyona dayanan üretim, hız kazanarak hayatımıza Üçüncü Sanayi Devrimi’ni getirdi. 2011 yılında ise sanayileşmeye geç başlayan ancak bunu fırsata dönüştürmeyi başaran Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen dünyanın en büyük endüstri fuarı Hannover Fair’da ilk kez Sanayi 4.0’ı yani Dördüncü Sanayi Devrimi’ni duyduk. Diğer üç sanayi devriminin omuzlarında yükselen bu yeni devrim; internet, robot kullanımı, yapay zekâ, üç boyutlu teknolojiler, nanoteknoloji, otonom (sürücüsüz) araçlar gibi teknolojilere, yani dijitale dayanıyor.

Peki, nedir bu dijitalleşme? En basit tanımıyla teknolojinin tüm üretim süreçlerinde kullanılması, makinelerin internet sayesinde birbirleriyle iletişim kurması ve insan gücüyle yapılan üretimin yerini robotlara bırakması. Biraz daha derine inersek, üretim sürecindeki araçlara entegre edilmiş, sensörlerle donatılmış ve internet bağlantısı olan siber-fiziksel sistemlerin; nesnelerin internetinin (internet of things)  ve tüm verilerin işlenebilir hale dönüştürülmesi anlamına gelen büyük verinin (big data) üretim süreçlerine ve değer zincirlerine entegre edilmesi. Sanayi 4.0 ve dijitalleşme beraberinde pek çok fırsatı ve tehdidi de bir arada getirdi. Örneğin, beşi ABD, ikisi Çin menşeli olmak üzere piyasa değeri bakımından dünyanın ilk 20 şirketinden yedisi teknoloji firması. Geçmişleri 50 yıl öncesine dayanmayan bu firmalar; Apple, Google, Microsoft, Amazon, Facebook, Alibaba ve Tencent. Görünen o ki sermaye ve emeğin yanında veri de yeni bir üretim faktörü olarak karşımıza çıkıyor ve bu ekonominin 2020 itibarıyla 739 milyar avroya ulaşması bekleniyor. Bardağın boş tarafında ise Europe’s Digital Progress Report for 2017’de belirtilen AB’deki şirketlerin sadece beşte birinin yüksek oranda dijitalleşmesi gibi örnekler mevcut. Dijital adaptasyondaki bu eksiklik, geleneksel sektörlerin;özellikle AB’nin toplam katma değerinin yüzde 58’ini üreten KOBİ’lerin, uluslararası arenaya açılmalarını engelliyor.

Tüm bunların ışığında, dijital bir Avrupa yaratmayı ve verilerin serbest dolaşımını sağlamayı 2017 yılının ikinci yarısı boyunca sürecek AB dönem başkanlığında öncelik haline getiren Estonya, 29 Eylül 2017 tarihinde başkenti Tallin’de dijitalleşmenin; güvenlik, devlet, sanayi, ekonomi ve toplum üzerindeki etkilerinin görüşüldüğü Dijital Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. AB tarihinde gündemi tamamıyla dijital konulara ayrılmış ilk zirve olma özelliğini taşıyan ve 26 AB devlet ve hükümet başkanını buluşturan zirve, hükümetin geleceği ile ekonominin ve toplumun geleceği başlıklı iki oturumda gerçekleştirildi. Üst düzey konferansların, gayrıresmi toplantıların ve çalışma grubu toplantılarının düzenlendiği zirvede; e-devlet, siber güvenlik, dijital ekonomi, verinin daha iyi kullanılması ve emek piyasasının geleceği konuları görüşüldü. Gayrıresmi nitelikteki Tallin Dijital Zirvesi’nin ardından resmi bir yazılı belge kabul edilmezken, Estonya Başbakanı Jüri Ratas tarafından hazırlanacak Zirve Sonuç Bildigesi 19-20 Ekim’de gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi öncesinde mevkidaşlarıyla paylaşılacak.

Küçüğün İsteği, Büyüklerin İsteksizliği

AB tarihinde gerçekleşen ilk dijital zirveye ev sahipliğini, teknoloji alanındaki girişkenliğiyle bilinen ve “internet cumhuriyeti” olmayı hedefleyen Baltık ülkesi Estonya’dan başkasının yapması düşünülemezdi. Neden mi? Sovyetler Birliği’nden ilk ayrılan ülke olan Estonya, birkaç sanayi fabrikasından ve kâğıt üretiminden başka gelir kaynağı kalmayan ekonomisini yeni teknolojilere yatırım yaparak hayata döndürdü. Şimdi ülkenin neredeyse her yerinde ücretsiz Wi-Fi var, 2000 yılından beri hükümet kâğıt kullanmıyor, çocuklara yedi yaşından itibaren bilgisayar ve programlama dersleri veriliyor. Anayasasında “internet, ücretsiz karşılanması gereken bir vatandaşlık hakkıdır” hükmünün bulunduğu tek ülke olan Estonya, 2005 yılında vatandaşlarına internet üzerinden dijital ortamda oy kullanma imkânı sağlayarak bir ilke imza attı. Üç yıldır dünyanın farklı yerlerinden insanlara dijital vatandaşlık (e-residency) vererek başka ülkelerde yaşasalar bile Estonya’da şirket kurma da dâhil olmak üzere birçok faaliyette bulunmalarına imkân sağlıyor ve bu yolla alınan vergilerle ekonomisini güçlendirmeye devam ediyor. Estonya’nın imza atacağı bir başka ilk de ağustos ayında açıkladığı internet üzerinden işlem yapmayı sağlayacak “estcoint” adı verilen sanal para birimi uygulaması. Anlaşılacağı üzere, 1,3 milyon nüfusuyla AB’nin en küçük ülkelerinden olan Estonya, AB’nin dört temel özgürlüğü olan malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımının yanında verinin serbest dolaşımının beşinci özgürlük olması konusunda ısrarcı.

Batı Avrupa’ya baktığımızda durumun Estonya’dan biraz farklı olduğunu görüyoruz. Dijital dünyanın; kimi zaman yol açtığı ya da kolaylaştırdığı siber saldırıların, özel hayat ihlallerinin, terörizm propagandalarının ve vergi kaçakçılığının, sağladığı faydalardan daha fazla olduğuna inanan AB ülkeleri var. Bu ülkeler, dijital ortamın düzenlenmesiyle ve vergilendirilmesiyle daha çok ilgileniyor. Örneğin, Amerikalı ulaşım şebekesi şirketi olan ve insanlara taksilerden daha ucuza ulaşım imkânı sunan Uber’in Londra’da tamamen yasaklanmasına benzer şekilde, seyahatlerinde kalacak yer arayan kişileri evlerini dönemlik kiralamak isteyen kişilerle bir arayan getiren Airbnb de Barselona’da tarihi şehir merkezini fazla sayıda turiste açtığı gerekçesiyle kısıtlamaların hedefi olmuştu. İcraatler kendini sözde de göstermiş ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in 13 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirdiği 2017 Birliğin Durumu konuşması, Estonya’nın sahip olduğu teknoloji ve dijitalleşme şevkinden mahrum olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti. Komisyonun koyduğu yeni kuralların, AB’deki fikri mülkiyet haklarını, kültürel çeşitliliği ve kişisel bilgileri koruyacağını ifade eden ve kendi başkanlığı döneminde siber saldırıları sonlandırma taahhüdünde bulunan Juncker, Estonya’nın Birlikte görmeyi arzu ettiği verinin serbest dolaşımı konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamış ya da Brüksel’in dijital vizyonundan bahsetmemişti.

Estonya’nın dijital heyecanının aynı şekilde paylaşılmadığını gösteren bir diğer olay da Tallin Dijital Zirvesi’nden önce Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’nın zirvede öncelikle ele alınmasını talep ettikleri konuları kapsayan bir ortak girişim yayımlamasıydı. Politico’da yayımlanan belge, son dönemin en önemli konularından olan teknoloji firmalarının vergilendirilmesi eksenine oturtulmuş. Bilindiği üzere, Google ve Facebook gibi internet devleri, vergilerini gelirlerini elde ettikleri ülkelerde değil de Avrupa merkezleri neredeyse o ülkede ödüyor ve bu yüzden vergi oranlarının daha düşük olduğu Lüksemburg ve İrlanda gibi ülkeleri tercih ediyor. Ortak girişimde, kâr aktarımını önlemek amacıyla bu uygulamanın yeniden düzenlenmesi gerektiği yer alıyor. Bunun yanı sıra, 2017’nin kalan dönemi ve 2018 için Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya, Tallin Dijital Zirvesi’nde görüşülmek üzere beş öncelik ortaya koyuyor: Yüksek kapasiteli ağların (5G, fiber optik) yayılması; Avrupa platformlarına destek; sanayinin, hizmetlerin ve kamu idaresinin dijitalleşmesi; beşeri sermayeye yatırım ve Avrupalı şirketlerin büyümesinin finanse edilmesi. Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi Dijital Forumu (Centre for European Policy Studies’ Digital Forum) Başkanı William Echikson’ın belirttiği üzere, Baltık ülkeleri ya da Kuzey Avrupa ülkeleri dijitalleşme taraftarıyken, Avro Alanı’nın en büyük dört ekonomisi olan Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya dijitalleşme yönündeki reformları bloke edebiliyor, ya da ortak girişimde olduğu gibi vergilendirme ve regülasyon tabağını fiks menü olarak masaya koyabiliyor.

Tallin Dijital Zirvesi Mercek Altında

Bu uzun girişin ardından zirveye baktığımızda, “Hükümetin Geleceği” konulu ilk oturumda liderlerin, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve maliyetlerin azaltılması için hükümetin ve kamu sektörünün dijital çağ ile uyumlu hale getirilmesi konusunda ortak görüşe vardığını görüyoruz. Bu kapsamda “bir defa ilkesi” (once-only principle) gibi yeni uygulamaların hayata geçirilerek, işbirliklerinin ve sınır ötesi dijital kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılması hedefleniyor. Söz konusu ilkeye göre, vatandaşlar ve şirketler kendilerine ait herhangi bir bilgiyi kamu kurumlarıyla bir defa paylaşıyor ve sonrasında kamu kurumları bu bilgiyi kendi aralarında paylaşmaya devam ediyor. Bu uygulama, Estonya’da ve bazı Üye Devletlerde hayata geçirilmiş durumda. Zirve öncesinde yayımlanan bilgi notuna göre, bir defa ilkesinin AB genelinde hayata geçirilmesi, yıllık 5 milyar avro net tasarruf sağlayabilir. Bir defa ilkesinin yanı sıra zirvede, AB vatandaşlarının dijital kimlik gibi hizmetlerden yararlanabilmeleri üstünde de duruldu. Estonya’nın hayata geçirdiği, araç satın almadan reçete yazdırmaya kadar her şey için kullanılabilen dijital kimlik, gereksiz belge ve vakit kaybını minimuma indirerek yıllık GSYH’nin yüzde 2’si kadar tasarruf sağlıyor.

Liderler ayrıca vatandaşların, tüketicilerin ve işletmelerin kanunlara dayalı ve ücretsiz bir internet ortamında online güvenliklerini sağlamak amacıyla 2025 itibarıyla AB’yi siber güvenlikte dünya lideri yapmayı amaçlıyor. Bu istek, siber saldırıların yıllık 400 milyar dolar küresel gelir kaybına neden olduğu, 2017’de kötü bir yazılım sonucu Birleşik Krallık firması Reckitt Benckiser’in 100 milyon avro kayba uğradığı, AB’deki işletmelerinin yarısının siber saldırılardan muzdarip olduğu ve bilişim suçlarının eskiye kıyasla daha fazla artmasının beklendiği şu dönemde oldukça anlamlı. Siber güvenlikle ilgili atılması planlanan bir diğer adım ise ilgili eğitimlerin okul hayatına entegre edilerek farkındalığın artırılması. Son olarak AB liderleri gittikçe artan online platformlardaki yasa dışı içeriklere ve terör içerikli paylaşımlara karşı mücadeleye devam etme taahhüdünde bulundu.

“Ekonominin ve Toplumun Geleceği” konulu ikinci oturumda ise Dijital Tek Pazar’ın 2018 sonuna kadar hayata geçirilmesi, AB ve ulusal kanunların dijital çağ ile uyumlu hale getirilmesi, yapay zekâ gibi son teknolojiler kullanılarak sanayideki dijital dönüşümün hızlandırılması ve rekabet hukukunun yeni iş modellerini kapsayacak şekilde değişiminin takibi ele alındı. Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya tarafından hazırlanan ortak girişime paralel şekilde, AB’de dijital olarak elde edilen kârların değer nerede yaratılıyorsa oraya göre vergilendirilmesi konusunda mutabakat sağlandı. Dijital becerilerin yeni okuryazarlık sayıldığı günümüzde AB liderleri, iş piyasalarının ve eğitim sistemlerinin dijital çağa adapte edilmesi ve daha dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini; hiç kimseyi, özellikle işsizleri, bu dijital dönüşüm çağında arkalarında bırakmayacaklarını; hangi eğitim seviyesinde ve yaş grubunda olursa olsun herkesin basit dijital okuryazarlığı edinmesi gerektiğini vurguladı. Zirvede, AB’nin Ar-Ge’sini, yatırımlarını, sanayi politikasını ve diğer kaynaklarını, endüstrilerinin dijital dönüşümünü harekete geçirmek ve desteklemek için kullanması gerektiğinin altı çizildi. Son olarak, iletişim ağlarının dijital dünyanın bel kemiğini oluşturduğu çağımızda AB’nin en kısa sürede 5G’ye geçmesi gerektiği ifade edildi.

Zirve aynı zamanda e-devlet, bağlanırlık, hareketlilik, laboratuvardan hayata ve beceriler ana başlıklarında Avrupa’nın pek çok yerinden gelen yaratıcı projeyi ve teknolojiyi buluşturan bir sergiye ev sahipliği yaptı. Zirvenin hemen ardından konuşan Estonya Başbakanı Ratas, Tallin Dijital Zirvesi’nin AB liderlerini, dijital Avrupa’nın inşası için işbirliğinin gerekliliği konusunda bilgilendirmeyi başardığını dile getirdi. Ratas, Üye Devletlerin, Avrupa’nın dijital geleceğinene ilişkin farklı vizyonlara sahip olduklarını kabul etse de, her birinin gerekli altyapıya ve özel düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu konusunda hem fikir olduğunu kaydetti. Estonya Başbakanı ayrıca 2015 yılında Avrupa Komisyonu tarafından duyrulan Dijital Tek Pazar’ın 2018 itibarıyla hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını ve bu sebeple 5G teknolojisine, Ar-Ge’ye ve yapay zekâya yatırımların artarak sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Zirvenin ardından açıklama yapan AB Konseyi Başkanı Donald Tusk da Avrupa’nın dijitalleşme, yapay zekâ ve robot teknolojisi gibi dijital çağın ortaya çıkaracağı fırsatlardan fayda sağlaması gerektiğinin altını çizdi.

Sonuç olarak, AB’nin bu yılın başından beri farklı ülkelerde yoğun şekilde süren seçim maratonlarıyla, artan popülist söylemlerle ve terör olaylarıyla; en yakın geçmişte ise Almanya’da gerçekleşen federal seçimlerle, Brexit müzakereleriyle, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Avrupa konuşmasıyla, Juncker’in Birliğin Durumu konuşmasıyla ve Katalonya’da geçekleşen olaylı referandurumla gündemi bir hayli yoğun. Liste bu kadar uzunken umuyoruz ki AB liderleri Estonya’nın dijital heyecanını bir nebze olsun paylaşabilir ve önümüzdeki günlerde Brüksel’de gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi’nde Tallin’in sonuçlarını hayata geçirebilir.

Merve Özcan, İKV Uzman Yardımcısı