İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 EKİM 2017

AB GÜNDEMİ: Avro Grubu’nda Bir Devir Sona Ererken: Schäuble ve Avro Alanı’nın Geleceği

Avro Grubu’nda Bir Devir Sona Ererken: Schäuble ve Avro Alanı’nın Geleceği

Avro Alanı bütçe disiplininin sıkı savunucusu Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, görev yaptığı sekiz yılın ardından bakanlık görevinden ayrıldı. Yaklaşık 40 yıldır Alman siyasetinde rol oynayan ve Merkel’den sonra en güçlü isim olarak ifade edilen Schäuble, siyasi hayatı boyunca kimileri tarafından takdir edilirken, kimileri tarafından sert bir şekilde eleştirildi.

Uzun bir süredir siyaset sahnesinde yer alan yılların politikacısı Schäuble, sıra dışı bir gösteriyle bakanlık görevinden uğurlandı. Bakanlık çalışanları Schäuble’ye, savunduğu ve neredeyse kendisiyle özdeşleşmiş “denk bütçe” prensibine gönderme yaparak, bahçede insan zinciriyle oluşturdukları "sıfır" sayısıyla veda etti.

Schäuble, 1991-2000 yıllarında Almanya Parlamentosunda Hristiyan Demokrat Birlik (Christlich Democratische Union-CDU)/Hristiyan Sosyal Birlik (Christlich Soziale Union in Bayern-CSU) grubunun başkanlığını ve 1998 yılından 2000'e kadar CDU parti başkanlığını üstlendi. 2005 ve 2009 yılları arasında Merkel'in ilk kabinesinde, federal içişleri bakanı olarak görev yaptı. Daha sonra Schäuble, 2009 ve 2017 yılları arasında Merkel'in ikinci ve üçüncü kabinesinde maliye bakanlığı görevini yürüttü.

Schäuble’nin Uzun Siyasi Kariyeri Mercek Altında

Schäuble’nin kariyerine baktığımızda, hukuk eğitiminin ardından avukat olduktan sonra bir süre vergi idaresinde çalışıp, devamında bölge mahkemesinde avukatlık yaptığını görüyoruz. Uzun siyasi kariyerine 1969 yılında CDU gençlik teşkilatında başlayan 75 yaşındaki Schäuble’nin bakanlık kariyeri, 1984 yılında Şansölye Helmut Kohl tarafından özel işler bakanı olarak atanmasıyla başladı. 1969 ve 1972 yılları arasında Güney Baden Gençlik Birliği ilçe başkanı, 1976 ve 1984 yılları arasında Spor CDU Ulusal Komitesi Başkanı olarak görev yaptı. Ardından 1991 yılına kadar Helmut Kohl kabinesinin bir üyesi oldu. 1989 yılında İçişleri Bakanlığına geçen Schäuble, 1991’e kadar sürdürdüğü bu görevi sırasında Federal Almanya adına Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesine ilişkin görüşmeleri yürüttü. Bu dönemin en popüler politikacısı olarak adından söz ettiren Schäuble, kamu düzeni politikalarıyla insan hakları savunucularının tepkisini çekmesine rağmen, Kohl’den sonra geleceğin Şansölyesi olarak görülüyordu.

Her ne kadar 1997 yılında Kohl, kendisinden sonra gelecek liderin Schäuble olacağını belirtmiş olsa da, AB’de Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) son aşaması tamamlanmadan ve avro para birimi tedavüle girmeden önce koltuğunu Schäuble’ye bırakmak istemedi. Öte yandan ülkede 1998 yılında gerçekleşen genel seçimlerde CDU/CSU koalisyonunun yenilgiye uğraması ve Kohl’ün seçimleri kaybetmesi sonucunda Schäuble’nin Kohl’ün yerine geçmesi zaten mümkün olmadı. 1998 ve 2000 yılları arasında CDU parti başkanlığı ve CDU/CSU grubu başkanlığı görevlerini yürüttü. Devamında partinin finansmanına ilişkin birtakım iddialara adının karışması nedeniyle istifa etti. Bu dönemde yıldızı parlayan Angela Merkel, parti ve grup başkanlığına getirildi.

2005 genel seçimlerinden önce Merkel’e savunma ve dış politika konularında danışmanlık yapan Schäuble, seçimlerden sonra Merkel’in liderliğindeki ilk kabinesinde yeniden federal içişleri bakanı oldu. 2009 yılına kadar bu görevini sürdüren Schäuble, federal devletin modernizasyonu ile federal yönetim ve devlet kurumları arasında kuvvetler ayrılığının yeniden düzenlenmesine yönelik kurulan komisyonunun çalışmalarında yer aldı. 2009 ve 2017 yılları arasında Merkel’in ikinci ve üçüncü kabinesinde maliye bakanı olarak görev aldı.

2012 yılında Avro Alanı maliye bakanlarından oluşan Avro Grubu’nun başkanlığını yürüten Jean-Claude Juncker’in görevinden ayrılması üzerine Almanya Şansölyesi Merkel, Schäuble’nin bu göreve getirilmesini desteklemiş; ancak, Hollanda Maliye Bakanı Jeroen Dijsselbloem’e söz konusu görev verilmişti. Schäuble, Almanya’da 2013 yılında gerçekleşen federal seçimlerde CDU/CSU grubuna mali politikaların yönlendirilmesi konusunda destek verdi. 2014-2015 yıllarında Almanya’da, “dayanışma vergisi” olarak adlandırılan, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin ek vergiler uygulanmasına yönelik görüşmeleri yönetti. 

Schäuble’nin imzasını attığı diğer bir önemli girişim, 2014’te Avro Alanı’nın önde gelen diğer ekonomilerinden Fransa’nın Maliye Bakanı Michel Sapin ve İtalya’nın Maliye Bakanı Pier Carlo Padoan ile beraber hazırlayarak, Avrupa Komisyonunun Ekonomik ve Mali İşler ile Vergilendirme ve Gümrükten Sorumlu Üyesi Pierre Moscovici’ye sundukları mektup oldu. Söz konusu mektup ile kurumlar vergisinden kaçınmanın ve vergi mükelleflerinin düşük vergi oranları olan belirli ülkelere çekilmesinin önlenmesine ilişkin AB çapında vergi düzenlemeleri yapılması ve matrah aşındırma ile kâr aktarımı yönergesinin Üye Devletler tarafından kabul edilmesi çağrısında bulunuldu.

Yine Schäuble’nin girişimiyle Almanya, Asya Altyapı Yatırım Bankasının üyesi oldu. 2015’te G20 Zirvesine katılan Schäuble, İslami sermayenin dünya finansal sistemine daha fazla entegre edilmesi çağrısında bulundu. 2016 yılından itibaren Alman hükümetinin Brexit müzakereleri için oluşturduğu komitede yer aldı. 24 Eylül 2017’de yapılan genel seçimlerin ardından gerçekleşen Alman Federal Meclisinin ilk toplantısında meclis başkanlığına seçildi. Böylece Alman siyasetinin en kıdemli isimlerinden biri olarak, 1972 yılından beri kesintisiz milletvekilliğini sürdüren Schäuble, yine başrolde yer aldı.

Eli Sıkı Maliye Bakanının İcraatları

Schäuble, Avrupa bütünleşmesinin kuvvetli savunucularından olması sebebiyle Almanya-Fransa işbirliğinin en sıkı destekçilerinden biri oldu. Öte yandan sıkı maliye politikalarından taviz vermemesiyle, Avro Alanı krizinde, başta Yunanistan olmak üzere bazı üye ülkelerin tepkisini çekti.

Schäuble, Avro Alanı’nın borç kriziyle mücadelesinde ve bunun için alınan önlemlerde rol oynadı. Avro Alanı mali disiplininin sıkı bir savunucusu olan Schäuble, AB’de yeni mali kurumların oluşturulmasına ön ayak olmasının yanı sıra, başta Yunanistan olmak üzere borç krizine giren İrlanda, Portekiz, İspanya ve GKRY için kurtarma programlarının onaylanmasında etkili oldu. 2015’te Yunanistan’ın borç krizi görüşmelerinde kilit rol oynayan Schäuble, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras ve adından o dönemde çokça söz edilen Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ile yürütülen ülkenin mali durumuna ilişkin görüşmelerde sert bir tavır sergileyerek AB’nin, ülkenin borçlarına karşı daha müsamahakâr davranması konusunda Yunan tarafının taleplerine karşı geldi.   

Ayrıca Schäuble, IMF Başkanı Christine Lagarde’ın Yunanistan’ın kamu açığını azaltmak üzere harcamalarda ilave kesintiye gitmesi için ülkeye zaman tanınması talebini reddetti. Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papoulias Schäuble’yi, ülkesine hakaret etmekle suçlarken, dönemin Portekiz Başbakanı José Sócrates, ülkesine karşı medyada haberler yayımlamakla itham ettiği Schäuble’yi “sinsi maliye bakanı” olarak nitelendirdi. 

Schäuble Avro Alanı krizinde, Üye Devletlerin kurtarma önlemleri almasının sıkı savunucusu olması sebebiyle mali disiplini saplantı haline getirme eleştirileri alsa da Almanya’nın kamu maliyesini kontrol altında tutarak bütçe fazlası vermesini sağladı. Schäuble’nin sıkı maliye politikaları sayesinde Almanya durgunluktan kısa sürede kurtuldu. Schäuble, hükümetin halkın oyunu kazanmak üzere vergi indirimine gitme taleplerine şiddetle karşı çıkarken, düşük büyüme sarmalından kurtulmak amacıyla başta işgücü piyasalarında olmak üzere yapısal reformlar gerçekleştirilmesinin önemi üzerinde durdu. Schäuble, 2013 yılında Portekiz’de Alman Kalkınma Bankası fonundan yararlanılarak, genç nüfusa iş ve işbaşı eğitimleri sağlanması için bir finansal kurum kurulmasına da ön ayak oldu.

Schäuble’den Sonra Avro Alanı’nın Geleceği

Avro Alanı’nın önde gelen ülkelerinin Almanya ve Fransa olduğu göz önüne alındığında, Avro Grubu maliye bakanlarından Schäuble’nin görevinden ayrılması, Avro Alanı’nın geleceğiyle ilgili soru işaretlerini de beraberinde getirdi. İstikrar ve Büyüme Paktı ile EPB kurallarının gözetilerek, mali kriterlerden taviz verilmemesi son derece önemli. AB’nin, EPB’nin derinleştirilmesine yönelik planlarında Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da savunduğu; güçlü AB, tek bütçe ve tek maliye bakanı gibi ideallerin, bunları destekleyecek güçlü maliye bakanları olmadığı takdirde gerçekleştirilmesi zor ve sıkıntılı olabilir. Önümüzdeki dönemde EPB’nin nasıl şekilleneceğini, liderlerin ve maliye bakanlarının gücü belirleyecek.    

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı