İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 KASIM 2017

AB GÜNDEMİ: 2017 Sonbahar Ekonomik Tahmin Raporu: AB’de Büyüme Devam Ediyor

2017 Sonbahar Ekonomik Tahmin Raporu: AB’de Büyüme Devam Ediyor

Avrupa Komisyonunun 9 Kasım 2017 tarihinde yayımladığı Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’nda, AB’nin ve Avro Alanı’nın ekonomik büyümesinin İlkbahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’na kıyasla daha fazla ivme kazanacağı öngörülüyor. Raporda, AB’nin yeni bir döneme girdiği ve ekonomik toparlanmanın somut etkisinin ekonomik verilere ve AB vatandaşlarına yansıdığı belirtiliyor.

Beklenenin Ötesinde Gerçekleşen Büyüme

2017 yılında AB ekonomisi, beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Özel tüketimin yüksek seyretmesi, küresel ekonominin büyümesi, azalan işsizlik oranları ekonomik performansı destekleyen ana unsurlar olarak kendini gösteriyor. Uygun finansman koşulları ve azalan belirsizlik sayesinde iyileşen ekonomik güven ortamında, yatırımlar artmaya başladı. Bütün Üye Devletler ekonomik büyüme kaydediyor ve işgücü piyasaları gelişiyor.

Beş yıldır süregelen mütevazı büyümeden sonra AB büyümesi ivme kazanmaya başladı. İstihdam artışı ve kamu finansmanının güçlenmesi de büyümeyi destekliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, Avro Alanı büyümesinin 2017’de yüzde 2,2 ile son 10 yıldaki en yüksek oranına ulaşacağı tahmin ediliyor. Avrupa Komisyonunun bu son büyüme tahmini, Bahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’nda öngörülen yüzde 1,7’ye göre oldukça yüksek. AB ekonomisinin de 2017 yılında tahminlerin üzerinde, yüzde 2,3 oranında büyümesi bekleniyor. 2018 ve 2019 yıllarında büyümenin hem Avro Alanı’nda hem de AB’de sırasıyla yüzde 2,1 ve yüzde 1,9 olması öngörülüyor.

İşsizlikte Azalma Eğilimi Sürüyor

İstihdam artışı sürekliliğini korurken, işgücü piyasaları iç talep tarafından yönlendirilen genişlemeden, ılımlı ücret artışlarından ve bazı üye ülkelerde gerçekleştirilen yapısal reformlardan olumlu etkileniyor. Avro Alanı işsizlik oranının bu yıl yüzde 9,1 ile 2009’dan beri kaydedilen en düşük seviyesine inmesi, 2018’de yüzde 8,5 ve 2019’da yüzde 7,9’a düşmesi bekleniyor. AB’de işsizlik oranlarının 2017’de yüzde 7,8, 2018’de ve 2019’da sırasıyla yüzde 7,3 ve yüzde 7 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Bazı üye ülkelerde mali teşviklerin azalması ve bazılarında işgücü beceri düzeylerinin yeterli olmaması gibi sebeplerden dolayı istihdam yaratma olanaklarının sınırlı düzeyde kalması bekleniyor.  

Düşük Seyirli Enflasyon

Enerji fiyatlarının baz etkisi nedeniyle 2017 yılının ilk dokuz ayında, tüketici fiyatları dalgalanma gösterdi. Enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarını içeren çekirdek enflasyondaki artış oranı; uzun süredir devam eden düşük enflasyon, zayıf ücret artışları ve işgücü piyasalarının hareketliğinin az olması sebebiyle sınırlı seviyede gerçekleşiyor. Enflasyonun Avro Alanı’nda bu yıl yüzde 1,5, 2018’de yüzde 1,4 ve 2019’da yüzde 1,6 oranında gerçekleşmesi öngörülüyor.

Dönemsel Koşulların Kamu Finansmanına Olumlu Etkileri

Ekonomik büyümede sağlanan artış ile Avro Alanı’nda kamu finansmanının bahar dönemi tahminlerinin üzerinde bir iyileşme göstermesi bekleniyor. Bütçe dengesinin bütün üye ülkelerde iyileşmesi öngörülüyor. Avro Alanı kamu açığının GSYH’ye oranının 2017’de yüzde 1,1’den 2018’de yüzde 0,9’a ve 2019’da yüzde 0,8’e gerilemesi bekleniyor. Kamu borcunun GSYH’ye oranının ise 2017’de yüzde 89,3’ten 2018’de yüzde 87,2’ye ve 2019’da yüzde 85,2’ye düşmesi öngörülüyor.

Büyümenin Önündeki Riskler Dengeli

AB’de ekonomik görünümün önündeki riskler dengeli görünüyor. Görünümü olumsuz yönde etkileyebilecek risklerin daha çok dış faktörlerden kaynaklanması öngörülüyor. Başlıca dış riskler olarak; Kuzey Kore gibi siyasi gerilimlerden kaynaklanan daha sıkı mali koşullar, yükselen jeopolitik gerilimler, Çin’de yaşanan ekonomik gelişmeler ve korumacı eğilimlerin artması göz önünde bulunduruluyor. AB kaynaklı risklerin başında, Brexit görüşmeleri sonucunda avronun güçlü bir şekilde değer kazanması ve uzun vadeli faiz oranlarının yükselmesi geliyor. Ekonomik görünümü olumlu etkileyebilecek gelişmeler ise Avrupa’da azalan belirsizlik sayesinde güven endeksindeki artışın büyüme oranını artırma ihtimali ve küresel büyümedeki artış beklentileri.

Büyümenin Kalıcı Hale Gelmesi Şart

Anlaşılacağı üzere AB ekonomisi, iyi bir performans sergiliyor. Yakın dönemde bunun artarak devam etmesi bekleniyor. Ekonomik büyüme ve istihdam güçlü, yatırımlar artıyor, kamu açığı ve kamu borcunun GSYH’ye oranları kademeli olarak azalıyor. Ancak üye ülkeler arasında ekonomik verilere ilişkin önemli farklılıklar bulunuyor. Öte yandan, kamu borçlarının yüksek oranlarda olması ve ücret artışlarının düşük seviyelerde seyretmesi gibi birtakım sorunlar devam ediyor. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak ekonomi politikalarının, büyümenin kalıcı ve kapsayıcı hale gelmesine odaklanması önem taşıyor.  Ekonomik toparlanma 18 çeyrektir kesintisiz devam ediyor; ancak, bunun kalıcı ve sağlam bir şekilde sürdürülebilmesi için bazı politikalarla desteklenmesine ihtiyaç olduğu görülüyor. İşgücü piyasaları bunun bir göstergesi. Ücretlerdeki artış düzeyinin düşük olması ve işgücü piyasasının durgun seyretmesi söz konusu toparlanmanın tam anlamıyla gerçekleşmediğini ortaya koyuyor.

Türkiye Ekonomisi için Beklenti: Artan ve Birçok Sektöre Yayılan Büyüme

Raporun Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerine yer verilen bölümünde, son dönemde Türkiye ekonomisinin dış talebin artırılması çabalarına ek olarak kredi garanti desteği, genişlemeci mali politikalar ve makro ihtiyati tedbirlere ilişkin düzenlemelerde esneklik sağlanması gibi hükümetin uyguladığı çeşitli politikaların desteğiyle güçlü bir büyüme sergilediği belirtiliyor. Özel tüketim ile makine ve ekipman yatırımlarının büyümeyi daha da artırması bekleniyor.

2017’nin ilk yarısında Türkiye ekonomisi güçlü bir büyüme sergiledi ve GSYH artış oranı yüzde 5,3’e ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde yüzde 3,2 oranında kaydedilen büyüme ile kıyaslandığında bu yıl kazanılan ivmede; geçen yıla göre büyük oranda değer kaybeden Türk Lirasının etkisiyle artan ihracatın, ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesi amacıyla kamunun sağladığı finansman desteğinin ve diğer teşvik politikalarının etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Büyümenin 2018’de yüzde 4 ve 2019’da yüzde 4,1 oranında gerçekleşeceği öngörülüyor.

Türkiye’de bir yandan kapasite kullanım oranları tarihi seviyelere ulaşırken diğer yandan enflasyon beklentileri yükseldi. Bu yılın sonlarına doğru hükümetin tüketim mallarında uyguladığı KDV indirimleri de enflasyon artışını tetikledi. Düşük faiz oranları iç talebi artırıyor. Son dönemde Türk Lirasının değer kaybetmesinin enflasyonist baskı yaratması bekleniyor. Enflasyon oranının yüzde 7’nin üzerinde seyretmesi bekleniyor ve bunun artma ihtimali de var. Sanayi üretimi bu yılın başından itibaren artış gösterdi; genişleme, dış talebe bağlı olarak gelişen sektörlerden ziyade iç talep tarafından yönlendirilen sektörlere doğru gerçekleşiyor. Söz konusu genişlemenin makine ve ekipman yenileme yatırımlarına doğru yayılması bekleniyor. Özel tüketimin yıl sonuna doğru artacağı ve bu artışını 2018’de ve 2019’da sürdüreceği tahmin ediliyor. 

2018 yılı taslak bütçesinde artan vergi gelirlerine dayalı bir mali sıkılaştırma öngörülüyor. Kamu açığının 2018’de azalması bekleniyor. 2019 yılında yapılması planlanan genel seçimler dolayısıyla, politika yapıcıların büyümeyi artırıcı yöndeki uygulamalarını yoğunlaştırmaları bekleniyor. Kredi garantisi ve makro ihtiyati koşullarda gevşeme gibi çeşitli politikaların uygulanması sonucunda kamu açığının 2019’da tekrar artacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’nin Ekonomik Görünümünü Olumsuz Etkileyebilecek Riskler

Genel ekonomik görünümü olumsuz yönde etkileyebilecek riskler arasında hane halkı tüketiminin tahmin edilen düzeyde artmaması, mevcut tüketici güveninin görece düşük düzeyde olması ve kamunun sağladığı teşviklerin etkisinin sınırlı düzeyde kalması yer alıyor. İş ortamının geçen yıl ilan edilen olağanüstü halden etkilenmesi, bazı şirketlere el koyulması ve inovasyon ile verimlilik artışının yeterli düzeyde olmaması diğer risk faktörleri. Özel sektörün borçluluk oranının artması ve döviz cinsinden borçlanmaların ekonomiyi dış finansal piyasalardaki risklere açık hale getirmesi de diğer risk unsurları olarak ifade ediliyor. İnşaat sektöründeki yoğun yatırımlara ve bu sektöre yönelik kredi borçlarındaki yüksek artışın emlak piyasasında bir kriz yaşanması riskini barındırdığına dikkat çekiliyor. Banka borçlanmalarının dış piyasalardan uzun vadeli finansmanla karşılanması bir diğer risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Dış etkilere açık olma riski, cari işlemler açığı yönünden önem taşıyor. Önümüzdeki iki yılda cari açığın, özel tüketim artışı dolayısıyla iç talepteki ve makine ekipman yatırımlarındaki artış ile ithalatın artmasına bağlı olarak yükselmesi ihtimali de bir başka risk faktörü olarak gösteriliyor.  

Tablo: Temel ekonomik verilere ilişkin tahminler


Kaynak: AB Ekonomik Tahmin Raporu-Sonbahar Dönemi 2017, Avrupa Komisyonu

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı