İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
12-25 EKİM 2013

EUROCHAMBRES EKONOMİK FORUMU İSTANBUL’DA YAPILDI

EUROCHAMBRES (Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği) Ekonomik Forumu 16 Ekim 2013 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Foruma AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı katıldı.

Forum’da yaptığı konuşmada, TOBB Başkanı ve EUROCHAMBRES Başkan Yardımcısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, EUROCHAMBRES'ın Avrupa'da 45 ülkede 20 milyondan fazla üyesiyle 23 trilyon dolarlık bir ekonomiyi temsil eden Avrupa'nın en büyük iş dünyası kuruluşu olduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu "Türkiye ile AB arasındaki üyelik görüşmelerinin başarıyla sonuçlanması, tüm Avrupa kıtasının yararınadır. Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki, genişleme herkes için 'kazan-kazan' sonucu doğuruyor" dedi.?

EUROCHAMBRES'ın gündeminin, Avrupa ekonomisinin gündemini yansıttığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti: "AB’de, genel anlamda ekonomik krizi geride bırakma yönünde olumlu yönde kıpırdanma yaşıyor. Yaklaşık 6 çeyrektir süren ekonomik küçülme, 2013 ikinci çeyreğinde son buldu. AB ekonomisinin bir parçası olan Türkiye, AB ekonomisindeki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Türkiye Avrupa'nın 7’nci büyük tedarikçisi. Avrupa pazarındaki payımız yüzde 2,7. Avrupa'nın ihracat pazarları arasındaysa 5‘inci sıradayız. Avrupa'nın yaptığı ihracatta Türkiye'nin payı yüzde 4,7. Dolayısıyla Avrupa ve Türkiye esasında aynı elmanın iki yarısı gibidir. Birimizdeki sıkıntı diğerimizi de etkiliyor. Öte yandan birbirimizi olumlu yönde de etkiliyoruz.

Özetle iş dünyalarımız zaten ortak olmuş durumda. Rakamlar da gösteriyor ki Türkiye Avrupa'ya yük olmaya değil, Avrupa'nın yükünü paylaşmaya adaydır. Avrupa'daki tıkanmayı aşmanın yolu daha fazla entegrasyon ve daha fazla genişlemedir. Türkiye ile AB arasındaki üyelik görüşmelerinin başarıyla sonuçlanması, tüm Avrupa kıtasının yararınadır. Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki, genişleme herkes için 'kazan-kazan' sonucu doğuruyor. Ne yazık ki burada da sıkıntı var. Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının çoğu kendilerine güvenlerini kaybetmişler. Sadece yüzde 30'u entegrasyonu savunur durumda. Avrupa iş dünyası olarak ilk olarak bu konuya odaklanmalıyız. Tek ve ortak Avrupa pazarı olmanın avantajlarını vurgulamalıyız."

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da, Avrupa'nın her geçen gün Türkiye'den uzaklaştığını belirterek, "Bakın sizler bir genişleme yorgunluğundan bahsediyorsunuz. Biz ise artık bir dışlanma yorgunluğu yaşar noktaya geldik" dedi.  

AB kıpırdadığı zaman Türkiye'nin uçtuğunu gördüklerini, bu yüzden AB ekonomisinin canlanmasının Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan ilgilendirdiğini belirten Bağış, AB'nin sadece ekonomik bir proje olmadığını, insanlık tarihinin belki de en kapsamlı barış projesi olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin bu barış projesini küreselleştirecek bir süreç olduğunu vurgulayan Bağış, bu yüzden Türkiye'nin AB üyeliğini önemsediklerini ifade etti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Türkiye'nin önyargıların esiri olmadan, zamanında AB'ye üye olması durumunda bugün AB'nin çok daha müreffeh ve zengin olabileceğini, bölgesel, küresel gelişmelerde çok daha etkin bir AB'den bahsedilebileceğini anlattı.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin ilk başvuruyu 1959'da yaptığını hatırlatarak, şöyle konuştu: "1963 tarihinde Ankara Anlaşması'nı imzaladı. 1996'da ortak pazara girdi. 2004'te müzakereler için tarih aldı. 2005'ten bu yana da resmi müzakerelerimiz sürüyor. Hiçbir ülke, hiçbir uluslararası kuruma üyelik için 54 yıl beklememiştir, bekletilmemiştir. Türkiye, ilk başvuruyu yaptığından bu yana birçok ülke aday oldu ve üyeliğe kabul edildi. Biz bunun siyasi bir süreç olduğunun farkındayız. Kimse bize Türkiye'nin AB'ye üyeliğe hazır olmadığını söylemesin çünkü Türkiye'nin gümrüklerine, Avrupa'ya açılan kapılarına gidin, 30 metre ötede 30 yıl gerimizdeki ülkelerin AB üyesi olduğunu görürsünüz. Bu yüzden bu siyasi akıl tutulmasına hep birlikte son vermek için sizlerin yardımını bekliyoruz."

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ise, EUROCHAMBRES üye 45 ülkenin 773 milyon olan toplam nüfusunun dünya nüfusunun yüzde 11'ini oluşturduğuna işaret ederek, "Bu yapı dünya hasılasının yüzde 23'ünü almaktadır. Yani nüfusuna göre 2 kattan fazla bir gelire sahiptir. Lüksemburg'un kişi başına milli geliri 77 bin 958 dolar, Moldova'nın ise 3 bin 378 dolardır. Birlik içerisinde kişi başına geliri en fazla olan ülke ile en az ülke arasında tam 23 kat fark bulunmaktadır. Yani Avrupa kıtasının kendi içinde bile gelir dağılımı bakımından büyük farklılıklar söz konusudur" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Yazıcı, AB'deki borç stoklarının sağlam bir makroekonomik politika kurgusu oluşturmakta önemli bir engel oluşturduğunu dile getirerek, "AB tanımlı kamu borç oranları 2012 yılı için Portekiz, İrlanda, İtalya ve Yunanistan'da yüzde 100'lerin üzerindedir. Almanya'da kamu borç oranı yüzde 81,9, Fransa ve İngiltere'de yüzde 90'larda. Bu konuda AB'nin Maastricht kriterleri var; “en fazla yüzde 60 olmalı” diyor. Türkiye'de bu oran yüzde 36,2'dir. Yani, Türkiye, Maastricht kriterleri bakımından AB üyesi ülkelerden daha iyi durumdadır" yorumunu yaptı.

AB tanımlı bütçe açıklarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya oranlarının da Avrupa ülkelerinde yüksek olduğunu belirten Yazıcı, Maastricht kriterlerine göre en fazla yüzde 3 olması gereken bu oranın Türkiye'de yüzde 2,6 olduğunu söyledi.

Türkiye'nin riski çok düşük, iş potansiyeli ise yüksek bir ülke olduğunu kaydeden Yazıcı, Türkiye'nin güçlü bir ekonominin temelini oluşturan güven ve istikrarı sağladığını, gelecek dönemde de yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğini sürdüreceğini ifade etti.

EUROCHAMBRES Başkanı Alessandro Barberis de EUROCHAMBRES Ekonomi Forumu’nun iş dünyasının kendi arasında karar alma sürecinde önemli bir işlevi bulunduğunu söyledi.

Ulusal sınırların iş operasyonlarında artık bir anlamı kalmadığını belirten Barberis, buna karşın politika süreçlerinde farklı durumlar yaşandığına dikkati çekerek, "Ulusal sınırlar hala bir sürü politik kararları belirliyor. Ve tabi ki bunlar kendi uluslararası aktif işlerimiz için Avrupa dâhilinde bile problemler çıkarabiliyor. Odalar artık global politika çözümleri istiyor" dedi.

Barberis, İstanbul'un uluslararası hayati konuların konuşulabileceği önemli merkezlerden olduğuna değinerek, "İstanbul dünyanın en büyük metropollerinden biri. Böylesine önemli konuları ele alacağımız İstanbul'dan daha iyi neresi olabilirdi ki? İstanbul AB'deki 28 ülkenin 20'sinden daha büyük bir nüfusa sahip. Burada olmaktan gerçekten gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ise video mesaj olarak gönderdiği konuşmasında, Avrupa'nın daha önce hiç olmadığı kadar birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Avro'nun üzerindeki tehditlerin yok edildiğini belirten Rompuy, "Şu an istihdam konusunda istediğimiz yerden hala uzaktayız. İşsizliği azaltmak için kaliteli büyümeyi ekonomilerimize tekrar getirmeliyiz. Avro Bölgesi'ndeki ekonomik aktivite hala 2007'nin altında" ifadelerini kullandı.

Van Rompuy, büyüme için itici bir gücün bulunması gerektiğine işaret eden EUROCHAMBRES üyelerine seslenerek, "Avrupalı iş liderlerinin istediği finansmana yönelik sorunlar ele alınıyor. Fakat bunun için mutlaka ortaklar lazım. Ortaklar kararları eylemlere dönüştürebilmeli. Daha da yayabilmelidirler. Burada siz iş dünyasına sorumluluk düşüyor. 40 ülkeden fazla milyonlarca şirkete eşlik ediyorsunuz. Üyeleriniz için yeni politikaları, bunların önemini izah etmek sizi çok ileriye götürebilir" değerlendirmesinde bulundu.