İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-11 EKİM 2013

Avrupa Komisyonu Lampedusa faciasının ardından “göçmen kurtarma operasyonu” önerisinde bulundu

3 Ekim 2013 tarihinde, Afrika’dan İtalya’ya kaçak göçmenleri taşıyan teknenin İtalya’nın Lampedusa adası açıklarında yanarak batması sonucu 200’den fazla göçmenin feci şekilde can vermesi, AB’de göçmen ve mültecilerin durumunu gündeme taşıdı. Avrupa Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström Lüksemburg’da yaptığı açıklamada, soruna çözüm amacıyla sınır kontrol kurumu Frontex’in mali kaynaklarını artırmak suretiyle “AB’nin Akdeniz’de Kıbrıs ve İspanya’yı kapsayan bölge arasında bir arama ve kurtarma operasyonu yapabilmesi” önerisini dile getirdi. Bu şekilde, göçmen teknelerin tespit edilerek, kurtarılmasına yardımcı olunması öngörülüyor. AB’ye iltica başvurusunda bulunacak mültecilerin AB topraklarına ayak bastıktan sonra iltica başvurularını ancak AB’ye ayak bastıkları ilk AB ülkesinde yapma hakkı tanıyan Dublin Anlaşması üzerinde ise bir değişiklik yapılması öngörülmüyor.

Öte yandan, Avrupa Komisyonu, “yasadışı göçü suç sayan” İtalyan Bossi-Fini yasası üzerinde tartışmaya müdahale etmeyi reddederek, AB yürütme organının bu konuda yetkili olmadığını söyledi. Tekne kaptanlarının ve Frontex yetkililerin cezai yaptırımlardan çekinerek denizde yardım isteyen insanlara müdahale etmekten kaçındıkları iddiası dile getirilirken, Lampedusa adası yakınlarında son birkaç yılda 25 bin kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Birleşmiş milletler (BM) bulgularına göre, ada yakınlarında 2011 yılında 1.500, 2012 yılında ise 500 kişi öldü ya da kayboldu; son yirmi yılda ise yaklaşık 20 bin kişi hayatını kaybetti.

Eurostat verilerine göre, 2012 yılında, sığınma başvurusu yapılan ülke sıralaması şu şekilde: Almanya 77 bin 500 (yüzde 23’ü) ; Fransa 60 bin 600 (yüzde 18) ; İsveç 43 bin 900 (yüzde 13); İngiltere 28 bin 200 (yüzde 8) ; Belçika 28 bin 100 (yüzde 8). Avrupa Komisyon Üyesi Malmström, mültecilerin tüm sorumluluğunu “altı veya yedi ülkenin üstlendiğini” hatırlatarak, diğer Üye Devletlerin daha çok mülteci kabul etmesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte, Malmström’un altını çizdiği gibi “doğal afetler, baskıcı rejimler ve fakirlik” olduğu sürece önlenemeyecek olan Avrupa’ya kaçak göç ve AB Üye Devletlerinin göç ve mülteci politikaları konusunda yıllardır bir uzlaşıya varamamış olmaları, benzer trajedilerin yaşanmasını önleyerek soruna çözüm bulunmasını güçleştiriyor.