İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-20 EYLÜL 2013

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU SURİYE KRİZİ KONUSUNDA PARİS’TE TEMASLARDA BULUNDU

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, son günlerin ana gündem maddesini oluşturan Suriye krizine olası askeri müdahale ile soruna diplomatik çözüm bulma çabaları kapsamında görüşmelerde bulunmak amacıyla 16 Eylül tarihinde Paris’e giderek bir dizi temasta bulundu.

Hatırlanacağı üzere, 21 Ağustos tarihinde Suriye’nin başkenti Şam’ın dışında düzenlenen kimyasal silah saldırısının ardından, İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, üç gün süren görüşmelerin ardından 14 Eylül tarihinde soruna diplomatik çözüm bulma konusunda uzlaşmıştı. Söz konusu uzlaşma, Suriye’nin bir hafta içerisinde kimyasal silah listesini açıklamasını ve 2014 yılının ilk yarısında bu silahları imha etmesini ve anlaşmaya hükümlerine uymayacak olursa Suriye hakkında BM Tüzüğü’nün 7’nci Maddesi uyarınca “barışı sağlamak amacıyla askeri operasyon düzenleme hakkını” öngörüyor.

ABD ve Rusya arasında varılan, Suriye’nin kimyasal silahlarından arındırılmasını öngören uzlaşmayı hayata geçirmek amacıyla izlenecek yöntemin ele alındığı ve üç BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa) ve Türkiye’den oluşan P3+1 toplantısı 16 Eylül tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirildi. İlk kez P3+1 formatında yapılan toplantı ile dört ülkenin dışişleri bakanları, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ve Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, Suriye’de yaşanan krizi kapsamlı bir şekilde değerlendirdiler. Toplantıda ABD, İngiltere ve Fransa Dışişleri Bakanları BM Güvenlik Konseyi’nde takınacakları tutum ve hazırlanacak karar tasarısını görüşerek, Türkiye’nin Suriye sorununa ilişkin kilit önemine vurgu yaptılar.

Suriye konusunda Rusya ile varılan anlaşma konusunda Türkiye’nin görüşlerini iletmek üzere ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin daveti üzerine Paris’e giden Davutoğlu, Türkiye’nin yapılan anlaşmaya yönelik çekincelerini dile getirerek, atılan adımı yeterli bulmadığını ifade etti. Davutoğlu, Suriye’nin kimyasal silahlarından arındırılmasını öngören bu uzlaşmayı desteklemekle birlikte, varılan mutabakatta öngörülen takvimin uzun olduğunu belirterek, Suriye rejimi tarafından yeni katliamlara zemin hazırlayacak bir zaman kazanma hamlesine dönüşerek istismar edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Dışişleri Bakanı ayrıca, söz konusu mutabakatın Suriye krizinin nihai çözümü olarak görülmemesi; kimyasal silahlar kullanılmadan işlenen katliamların mutlaka engellenmesi ve Esad rejimi tarafından işlenen insanlığa karşı suçların son bularak ülkede meşru bir yönetimin kurulması imkânının sağlanması gerektiğinin altı çizildi.

Suriye’deki krize siyasi çözüm bulmak amacıyla Cenevre’de yapılacak olan konferansın hangi şartlar altında yapılacağını değerlendiren P3+1 toplantısı sonunda ortak bir basın toplantısı düzenleyen John Kerry, Laurent Fabius ve William Hague, Suriye’nin kimyasal silahların imha edilmesi planına sadık kalmaması halinde, “güçlü ve bağlayıcı” bir BM kararının çıkması konusunda uzlaştılar. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin ayrılmasının ardından, görüşmelerini sürdüren üç Dışişleri Bakanı Hague, Fabius ve Davutoğlu, Suriye konusunda atılabilecek adımlara ilişkin somut adımları değerlendirdiler. Suriye sorununda yakın temas içinde olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, daha önce 13 Eylül tarihinde telefonla yaptıkları görüşmede Suriye krizinde yaşanan gelişmeleri ele alarak,  krize acil bir çözüm bulunması amacıyla etkin adımlar atılması gerektiğini vurgulamışlardı. AB’nin Suriye krizinde daha kararlı davranmasını ve etkin rol oynamasını isteyen Fransa, 21 Ağustos tarihinde Şam’da gerçekleşen kimyasal saldırıya BM nezdinde güçlü bir yanıt verilmesine izin veren karar tasarısı ile askeri müdahaleyi destekleyen bir girişim başlatmıştı. Fransa, kimyasal silah kullanımının kabul edilemez olduğundan hareketle “hem cezalandırmak, hem de caydırıcı olmak” amacıyla Esad yönetimine güçlü bir cevap verilmesi gerektiğini savunuyor. 

Suriye’de “kimyasal silah kullanıldığını” rapor eden BM silah denetçileri raporu ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un “Başar Esad’ın son iki yıl içinde insanlığa karşı pek çok suç işlediği" yönündeki açıklamalarının ardından, Paris’te yapılan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun da katıldığı P3+1 toplantısının, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde yapılması bakımından da, Suriye krizine diplomatik çözüm bulma arayışlarında önemli bir aşama olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Öte yandan, Suriye’nin kimyasal silah stokunun tasfiyesinin ele alınacağı BM Güvenlik Konseyi karar görüşmelerinde, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Fransa, İngiltere ve ABD “askeri müdahale tehdidinden” bahsedilmesini isterken, Rusya bu seçeneğin dillendirilmesine karşı çıkıyor. Suriye’de yaşanan kimyasal saldırıdan muhalefetin sorumlu olduğunu ileri süren Esad, kimyasal silahları imha etmenin bir yıldan uzun bir süreyi gerektirebilecek “teknik ve karmaşık bir konu” olduğunu söyledi. Fransa, İngiltere ve ABD, Suriye’de bir kimyasal saldırı düzenleme kabiliyetinin sadece hükümetin elinde bulunduğunu savunurken, Rusya saldırının muhalif güçlerin yaptığına dair “ciddi dayanaklar” olduğunu iddia ediyor. Suriye konusunda karar tasarısı alınması öngörülen ve Fransa, ABD, İngiltere, Rusya ve Çin’den oluşan BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin, daha önce Esad rejimini kınayan üç BM Güvenlik Konseyi kararını veto etmişti.