İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 MART 2018

KÜRESEL GÜNDEM: Dünyanın Trump ile İmtihanı: Ticaret Savaşları Kapıda mı?

Dünyanın Trump ile İmtihanı: Ticaret Savaşları Kapıda mı?

Ve korkulan oldu. 20 Ocak 2017 tarihinde göreve geldikten sonra küresel ticaretin üzerine kara bulutlar çökmesine sebep olan 45’inci ABD Başkanı Donald Trump, çok konuşulan kararlarına bir yenisini daha ekledi. Başkanlığı süresince ABD’yi Trans-Pasifik Ortaklığı’ndan (Trans-Pacific Partnership - TPP) çıkaran, TTIP müzakerelerini durduran ve NAFTA’yı yeniden müzakere masasına getiren Trump, şimdi de yerli endüstriyi ve istihdamı korumak amacıyla tüm yabancı üreticilerden ithal edilen çeliğe yüzde 25 ve alüminyuma yüzde 10 gümrük vergisi getirdi. Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, çünkü 14 aylık başkanlığı süresince Trump, özellikle Çin ile çelik konusunda sürtüşmeler yaşamış ve bu durum Temmuz 2017’de Hamburg’da düzenlenen 12’nci G20 Zirvesi’nin de ana gündem maddelerinden biri olmuştu.

Trump’ın 1 Mart 2018 tarihinde kamuoyu ile paylaştığı ve bir hafta sonra Beyaz Saray’da “bir seçenek değil, ulusal bir zorunluluk” açıklamasıyla imzaladığı düzenleme, ABD Ticaret Bakanlığının 1962 Ticaret Genişleme Yasası’nın 232’nci Maddesi kapsamında, Nisan 2017’den Ocak 2018’e kadar yürütülen soruşturmanın ardından geldi. İthal çeliğin ve alüminyumun ülkenin ulusal güveliğine etkilerinin değerlendirildiği soruşturmayı takiben Donald Trump’a üç tane öneri sunuldu. Bunlardan ilki Brezilya, Çin, Kosta Rika, Mısır, Hindistan, Malezya, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, Tayland, Türkiye ve Vietnam’dan oluşan 12 ülkeden yapılan çelik ithalatına en az yüzde 53 vergi getirilmesi, ikincisi tüm ülkelere ihracat kotası uygulanması, üçüncüsü ise tüm ülkelerden alınan çeliğe yüzde 25 vergi getirilmesiydi. Donald Trump bu üç seçenekten sonuncusunu seçti. Söz konusu kararıyla küresel ticaret aktörlerinden tepkiler alan ve “ticaret savaşları kapıda mı?” manşetleri attıran Donald Trump, mart ayının başından beri uluslararası ticaret gündeminin yine ve yeniden trend topic’i, yani en çok konuşulan konusu olmayı başardı.

Siz Hepiniz, Ben Tek: ABD’nin Kararına Dünya Ne Diyor?

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Mart 2018’de ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle hem çeliğe hem de alüminyuma gümrük vergisi getirmiş olsa da, bu hikâyenin çıkış noktası aslında kapasitesinde ve üretiminde 2000’li yılların başından beri küresel ölçekte hızla artış yaşayan çelik. Ham çelik denince akla ilk Çin geliyor, nitekim 2005-2015 döneminde çelik üretiminde yaşanan yıllık 1 milyar ton artışın yüzde 80’inin altında Çin’in imzası var. Tüketilenden daha fazla üretilen çelik, “atıl” yani kullanılamayan kapasite sorunu yaşıyor ve bu da küresel ham çelik üretiminin yüzde 49,2’sini gerçekleştiren Çin’in piyasasındaki fazla çeliği ihracat yoluyla dış piyasada eritmesine yol açıyor. Bu durum, birçok ülkedeki çelik fiyatlarını düşürerek, yerli üreticilerin kâr marjlarını daraltıyor.

ABD’nin yüzde 25 gümrük vergisi getirdiği çeliğin yanında, yüzde 10 vergiden nasibini alan ve çelik ile birlikte üretimde sıkça kullanılan alüminyum da var. Söz konusu iki ham madde otomobil, uçak, makine ekipmanları, inşaat, petrol, altyapı hizmetleri ve gıda endüstrisinin vazgeçilmez girdileri. ABD’de tüketilen yıllık 100 milyon ton çeliğin üçte biri ile 5,5 milyon ton alüminyumun yüzde 90’ı ithal ediliyor. Donald Trump aldığı karar ile yerli çelik ve alüminyum sektörlerini korumak ve üretimlerini artırmak istiyor. Bu nasıl mı olacak? Getirilen gümrük vergileri ile ithal çeliğin ve alüminyumun fiyatları artacak ve böylelikle talep, yerli üreticilere kayacak. Trump’ın ülkesindeki çelik işçileri tarafından memnuniyetle karşılanan bu kararından, şu an için NAFTA müzakereleri süren Meksika ve Kanada muaf tutulacak. Bu iki ülke dışındaki tüm ülkeler, getirilen vergilerin azaltılması ya da kaldırılması için ABD’nin ulusal güvenliğiyle ilgili tereddütlerini gidermek durumunda kalacak.

Şüphesiz ki Donald Trump’ın almış olduğu bu karar, uluslararası kuruluşların ve dünya liderlerinin hedef tahtasında yerini aldı. IMF Başkanı Christine Lagarde, böyle bir hamlenin küresel ekonomik büyümeye zarar vereceğini ifade ederken, AB’nin lokomotif ülkesi Almanya’nın Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries, Trump’ın en kısa zamanda fikrini değiştirmesini umduğunu belirtti. AB ile yollarını ayırma sürecinde olan Birleşik Krallık, Trump’ın kararını hayal kırıklığı olarak nitelerken, ABD’nin en büyük çelik tedarikçisi Kanada’nın Başbakanı Justin Trudeau da söz konusu vergilerin kabul edilemez olduğunu ve Kanada endüstrisinin gerekirse korunacağını vurguladı. ABD’nin kararının çıkış noktası olan Çin’den gelen açıklamada ise Vaşington yönetiminin ulusal güvenlik adı altında ticari korumacılık yaparak, uluslararası ticaret zeminini sarstığı ve ülkenin olumsuz etkilenmesi durumunda harekete geçileceği belirtildi.

Transatlantiğin İki Yakasında Gerilen İpler

Donald Trump’ın çeliğe ve alüminyuma gümrük vergisi kararını açıklamasının ardından gözler, 500 milyondan fazla tüketicisiyle dünyanın en büyük ticaret bloğu olan ve küresel ticarette ABD’nin yavaş yavaş kural koyucu pozisyonundan çekilmesiyle liderliğe soyunan AB’ye çevrildi. Worldsteel 2017 verilerine göre, dünyadaki ham çelik üretiminin yarısını gerçekleştiren Çin’den sonra ikinci sırada gelen AB, küresel ham çeliğin yüzde 10’unu üretiyor. AB’yi yüzde 6 ile Japonya ve Hindistan, yüzde 5 ile ABD, yüzde 4 ile Güney Kore ve Rusya, yüzde 2 ile Türkiye ve Brezilya izliyor. ABD 29 milyar dolarlık çelik ithalatı ile yurt dışından en çok çelik alan ülke ve 2017 yılındaki ithalat ortakları sırasıyla Kanada, Brezilya, Güney Kore, Meksika, Rusya, Türkiye, Japonya, Tayvan, Almanya ve Hindistan. AB, ABD’nin çelik ithal ettiği ilk 10 ülke arasında Almanya dışında yer almasa da, pazarının büyüklüğü sebebiyle bu karardan etkileneceği muhakkak. Nitekim Avrupa Çelik Derneği’nin tahminlerine göre, Trump’ın ithal çeliğe getirdiği yüzde 25’lik gümrük vergisi, Birliğin ABD’ye yaptığı çelik ihracatını yüzde 50’den fazla düşürebilir.

Tüm bunlardan dolayı, mart ayının ilk haftasında Atlantik’in iki yakasında ipler bir hayli gerildi; iki yıl önce dünya ticaretinin yüzde 40’ını kapsayacak anlaşma konuşulurken, şimdi ilişkiler 180 derece tersine döndü. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Trump’ın çeliğe yüzde 25 ve alüminyuma yüzde 10 gümrük vergisi getirme kararını duyurduğu gün yaptığı açıklamada, adil olmayan önlemlerle Birliğin endüstrisi tehdit edilirken ve istihdamı risk altındayken buna seyirci kalmayacaklarını belirtti. Devamında Komisyonun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, Trump yönetiminin aldığı kararın ikili ilişkileri ve küresel ekonomiyi kötüleştireceğini ifade etti. Vaşington’un 1 Mart 2018’de gündeme getirdiği düzenlemeyi hayata geçirmesi durumunda AB de Harley Davidson marka motosikletlerin, Levi’s marka kotların, Bourbon viskisinin, fıstık ezmesinin, yaban mersininin, süt ürünlerinin ve portakalın da aralarında olduğu ABD ürünlerine vergi getireceğini duyurdu. Bunun üzerine siyasi görüşünü “önce Amerika” söylemine dayandıran Trump, ABD’nin ticarette bir anlaşmazlığın fitilini ateşlemekten korkmadığını ve AB’nin ABD ürünlerine vergi koyması durumunda misilleme yaparak, Birlikten ve özellikle Almanya’dan ithal edilen araçlara vergi getireceğini açıkladı.

7 Mart’ta yayımladığı mesajda 43’üncü ABD Başkanı George W. Bush’tan bu yana ülkede 55 binden fazla fabrika ile 6 milyondan fazla istihdamın kaybedildiğini ve 12 trilyon doların üzerinde ticaret açığı verildiğini kaydeden Trump, 8 Mart 2018’de ithal çeliğe yüzde 25 ve alüminyuma yüzde 10 vergi getirecek düzenlemeyi imzaladı. “Ticaret açıkları kötüdür” yaklaşımına dayanan ekonomi vizyonu ve kendinden önceki başkanların kötü politikaları ile yeterince kaybettiğine inandığı ülkesinin tekrar kazanmasına duyduğu iştahı dikkate alındığında, kararından geri adım atacak gibi durmayan Trump’ın Pandora’nın kutusunu hiç kapanmamak üzere açmış olmasından korkuluyor. Nitekim AB, Atlantik’in diğer yakasından çelik ve alüminyuma getirilen gümrük vergilerine eş güdümlü aksiyon almak amacıyla bazı ülkelerle temaslara ve DTÖ müktesebatı ile uyumlu korunma önlemlerini değerlendirmeye başladı. Komisyonun Brezilya, Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Türkiye gibi ülkelerle görüştüğü alınan bilgiler arasında.

Madalyonun diğer yüzünde ise AB’nin kurulma amacının bir barış projesi olduğunu hatırlatan ve bu sebeple Birliğin ticaret savaşına girdiği haberlerinin asılsız olduğunu belirten Komisyon Sözcüsü Margaritis Schinas gibi düşünenler var. AP’nin merkez sağ gruplarından Avrupa Halk Partisi (European People’s Party) üyesi Christofer Fjellner de EURACTIV’de yayımlanan makalesinde, ulusal güvenlik sebebiyle çelik ve alüminyuma getirilen vergilerin ABD’deki maliyetleri artıracağını ve tüketicilerin seçeneklerini azaltacağını ifade ediyor. Bu karar karşısında AB’den yükselen misilleme isteğinin tehlikeli bir hâl alabileceğinin ve Avrupalı tüketicilere zarar verebileceğinin unutulmaması gerektiğini de ekliyor. AB’nin sakinliğini koruyarak kısasa kısas bir ticaret savaşına girmemesi gerektiğini düşünenler, bunun Avrupa’daki istihdamı Trump’ın alametifarikası olan korumacılığından daha fazla düşüreceği görüşünde. Çünkü aslına bakılırsa AB’nin karşı atağa geçmesi ABD’deki korumacılık taraftarlarının ve Trump’ın görmeyi arzuladığı reaksiyon; nitekim Almanya’dan ithal edilen araçlara vergi getirilmesi tehdidine paralel şekilde bu ve benzeri yaptırımlara zemin hazırlayacak. Oysaki ticari misilleme karşıtlarının görmek istediği; geleceğini şekillendirme sürecindeki AB’nin kendisiyle çelişmeyerek, son dönemde akdettiği derin ve kapsamlı STA’lar ile yeni ticaret paketleri gibi kararlarının arkasında durması ve Birliğin değeri haline getirmeye çalıştığı serbest, adil ve kurallara dayanan ticaret perspektifinden vazgeçmemesi.

ABD’nin Kararı Türkiye Ekonomisi için Kötünün İyisi

ABD Başkanı Donald Trump’ın ithal çeliğe getirdiği yüzde 25 ve alüminyuma getirdiği yüzde 10 gümrük vergisinin ülkemizin ekonomisini ve iş dünyasını nasıl etkileyeceği de merak konusu. Kararın ardından Avrupa Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström ile görüşen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, oluşturulacak DTÖ platformunda birlikte yer alma kararı alındığını açıkladı. Türkiye’nin AB’ye benzer şekilde ABD’ye bir misilleme yapması noktasında Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem’in Milliyet gazetesinde 6 Mart 2018’de yayımlanan yazısında da belirttiği üzere, ABD’den her yıl ithal edilen yaklaşık 1 milyar dolarlık pamuğa kısıtlama getirilmesi gündemde. Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci ise ABD’nin kararıyla ilgili yayımladığı mesajda, vergilerin tüm ülkelere uygulanması durumunda Türkiye’nin ABD’ye çelik ve alüminyum ihracatına devam edebileceğini, ancak mevcut durumda Kanada ve Türkiye ile aynı ürün gamında bulunan Meksika’nın muaf tutulmasının işleri zora sokacağını belirtti. Ekinci ayrıca ABD Ticaret Bakanlığının 1962 Ticaret Genişleme Yasası’nın 232’nci Maddesi kapsamında imzalar atılmadan önce Amerika Uluslararası Çelik Enstitüsü Başkanı John D. Foster’ın Donald Trump’a gönderdiği mektupta, Türk çelik üreticilerinin de düzenlemeden muaf tutulmasını istediğini hatırlatarak, bunun Türkiye açısından olumlu bir gelişme olduğu bilgisini paylaştı.

Donald Trump’ın kararının Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendiren uzmanlar, ABD’nin Türkiye için Çin ya da AB kadar önemli bir ticaret ortağı olmaması sebebiyle ekonomimizin derin bir darbe alacağı yönündeki haberlerin asılsız olduğu görüşünde. 2018’in ilk iki ayında ABD’nin Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelere vergi getireceği beklentisi, Amerikan şirketlerinin Türk çelik üreticilerinden alımlarını azaltarak, ülkemizin çelik ihracatında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 80’lik bir düşüşe yol açmıştı. Namık Ekinci’ye göre eğer bu beklenti gerçekleşseydi ve Trump ilk seçeneği, yani Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sadece 12 ülkeden ithal edilen çeliğe yüzde 53 vergi getirmeyi seçseydi, Türkiye’nin ABD’ye çelik ihracatı durma noktasına gelebilirdi. Trump’ın bu seçeneği seçmemiş olması, Türk iş dünyasında “kötünün iyisi” olarak yorumlanıyor. Tüm ülkelere aynı verginin uygulanacak olmasının Türkiye ekonomisine ciddi zarar riskini azaltacağını belirten analistler, şimdilik etkilerin şirket düzeyinde sınırlı kalacağını öngörüyor. Mevcut durumda en çok Kanada ve Meksika’nın muafiyetinin Türkiye’yi tehdit etmesinden ve vergilerin başka ürünlere de sıçrayarak, küresel bir ticaret savaşına dönüşmesinden endişe ediliyor.

Merve Özcan, İKV Uzman Yardımcısı